bak
birde bana bak kadınım.
sensin benim yaşam baharım.
bakamazsan sana bakacağım.
yanılma sana haykıracağım.
yazık sana ben mi yanacağım.
bakmazsan da hiç yaşamayacağım.
kahrolmak inan ki hiç istemiyorum.
bak bana aşkla şuurla şevkle anlarım.
benim de sevenim sayanım değer verenim varmış
bana da sahip arka çıkanım varmış yaşayacağım.
hayatımın kadınıyla bende tatlanıp taçlanacağım.
şükür kavuşturana O Allah'ıma içten duamı yaparım.
gökyüzünün başka rengi de varmış
geç farkettim taşın sert olduğunu
su insanı boğar, ateş yakarmış
her doğan günün bir dert olduğunu
insan bu yaşa gelince anlarmış.
Sirinlerin en can alici misralari olarak okudugum baslik. Bu bana abes gelmedigi gibi sirin babanin bilge laflarini dusundum bir miktar da.
Sirinler askina!
Hoyratça kullandığımız arkadaşlıkların,
Eskitmeden yıprattığımız dostlukların,
Savurganca harcadığımız aşkların hazin hatırasıyla
Yapayalnız kalırız bir gün.
Bir akşamüstü yanımızda kimsecikler olmaz,
Ya da olması gerekenler yanımızdakiler değildir.
Hangi bıçak keser şimdi benim biriken hıncımı?
Hangi mermi dağıtır insanlara olan inancımı?
Hangi bekçi, hangi polis artık zapteder beni?
Ve!.. Hangi su bağışlatır?
Hangi musalla temizler seni?
Çok şey öğrendim geçen üç yıl boyunca
Acının ortasında acısız olmayı,
Kalbim ucu kararmış bir tahta kaşık gibiydi bayım.
Kendimin ucunu kenar mahallelere taşıdım.
Aşk diyorsunuz ya,
işte orda durun bayım
ıslak unutulmuş bir taş bezi gibi kalakaldım
Kendimin ucunda
Öyle ıslak,
Öyle kötü kokan,
Yırtık ve perişan.
Siz aşkı ne bilirsiniz bayım
Aşkı, aşk bilir yalnız!