şiir

entry943 galeri38 ses1
    275.
  1. yüksek sanattır. edebiyatın zirvesine oturmuştur. insana başka bir dünyanın da mümkün olduğunu gösterir. orada bir yer var uzakta... duyuyorum görüyorum anlatamıyorum...
    1 ...
  2. 276.
  3. kelimelerle adeta dans etmektir. türkçe öğretimi dersi. 4 temel öğesi vardır: vurgu, tonlama, duruş, ritim.
    0 ...
  4. 277.
  5. şiir, şairin gerçek aşkını içine akıttığında şiirdir. bütün kainat aşk ile döner, kainattaki her şey gerçek aşk ile salınır, titreşir. gerçek aşkın gücü, şiirin konusu ne olursa olsun o şiiri gerçek bir şiir yapar; hangi ölçüde hangi kalıpta yazılırsa yazılsın.
    0 ...
  6. 278.
  7. orhan veli : şairin yaptiği iş.
    0 ...
  8. 279.
  9. ölçülü düzenlenmişse ve çeviri değilse okunması enfes olandır. ıraklı şairin de dediği gibi: "çeviri şiir arada cam varken birini öpmeye benzer".
    4 ...
  10. 280.
  11. herkesin harcı olmayan edebi bir biçimdir.

    bugun pazar.
    bugun beni ilk defa güneşe çıkardılar.
    ve ben ömrümde ilk kez gökyüzünün bu kadar benden uzak,
    bu kadar mavi, bu kadar geniş olduğuna şaşarak,
    kımıldamadan durdum.
    sonra saygıyla toprağa oturdum.
    dayadım sırtımı duvara.
    bu anda ne düşmek dalgalara,
    bu anda ne kavga, ne hürriyet, ne karım.
    toprak, güneş ve ben,
    bahtiyarım.

    nazım hikmet ran
    0 ...
  12. 281.
  13. dilin, kalbin, beynin ulaşabileceği son noktadır.
    0 ...
  14. 282.
  15. --spoiler--
    ''Burjuva şiiri toplumsal değişim için gerekli olan köklerle ilgisini yitirmiştir. Özü kısırlaşmış, etki alanı daralmıştır. Bir halkın, hatta bir sınıfın sesi olmaktan çıkmış, dar bir arkadaş çevresinin uğraşı olmuştur şiir. Burjuva ozanı sanatına yeni bir yön vermeyi başaramazsa çok geçmeden şiirlerini okuyabileceği kendinden başka kimse kalmayacaktır çevresinde.''

    george thomson
    --spoiler--
    0 ...
  16. 283.
  17. --spoiler--
    ''Şiir kişileri uyutmak için değil, uyandırmak için yazılır.''

    Tomas Tranströmer
    --spoiler--
    2 ...
  18. 284.
  19. şiirim güzel bir şey olduğunu orta son zamanlarında keşfetmiştim.bir kız vardı,ön sıralarda oturup hocanın ağzının içine bakan cinsten, gariptir ön sırada oturduğu ve çalışkan olduğu halde güzeldi,yani o zamanlar öyleydi.ben ve diğer çocuklar baya baya aşıktık kıza.herkes kızla kantine inmek için neredeyse sıraya giriyor.bir akşam ablamın şiir kitaplarından birisini alıp ,içinden en beğendiiğimi çalakalem bir müsfetteye yazıp sabahına ilk tenefüste o kıza verdim.onun için yazdığımı söyledim,hayatın da ilk kez biri onun için şiir yazmış,işin gerçeğiyse benim gibi onun da daha önce hiç rimbaud okumadığıydı.o tenüfüsten mezun olacağımız en son tenefüse kadar hep ikimiz indik kantine,diğer çocuklara bu gizli sırdan hiç bahsetmedim,çünkü bütün sınıf bir an da şaircilik oynmaya başlayabilrdi.ben şiir denen şeyin araba dolusu orkidelerden bile daha etkili olduğunu ozaman anlamıştık.bütün o şiir kitaplarının neden ablamın odasının en güze yerinde durduğunu ve o kızın neden benimle kantine inmeye karar verdiğini.şiirin sihir olduğunu rimbaud'dan öğrenmiştim.teşşekkrer rimbaud.
    0 ...
  20. 285.
  21. maddi karşılığı olmayan, ruhani iş. yazmak mı ? kime niyet kime kısmet.
    0 ...
  22. 286.
  23. türkiye'de basitleştirilmiş, sığlaştırılmış bir kavram. çünkü herkes yazıyor. yani yazdığı sanrısında kaybolup gidiyor maalesef. şiir, "sen gittin, ben bittim" tarzında kelime öbeklerinden çok çok uzak, herkesin nefesinin inmeye yetmeyeceği kadar derindir. herkesin okuyarak anladığı bir şey, şiir değil sadece yazıdır. kapalı olmalı en başında. beş kere altı kere hatta daha fazla okuduğunda anlayabilmelisin ya da her okuduğunda farklı anlamlar çıkartabilmelisin. bunu yapan adamlar var. yok değil. ama az. diğerleri sadece yaptığını zannediyor. mesela bir şiir okudum geçen yıl, ah muhsin ünlü şiiri. başlığını hala düşünüyorum. hala düşündüğümde de farklı bir anlam çıkartıp cebime koyuyorum. "senin bıraktığın yerden allahu ekber" diyor o başlıkta. şiir böyle şeylerdir. kapalı anlatım, imge bombardımanı. ibrahim sadri gibi pavyon şairlerinin ciddiye alındığı bir ülkede şiirin basitleşmesini yadırgamamak lazım aslında. kapalı, keskin imge her zaman iyidir.

    şiir de öyle herkesin yazabileceği türden bir metin değildir. göt ister. bilgi ister. birikim ister. yaşanmışlık ister. ister ha ister. yazık. bu ülkede şiirin düştüğü kaldırımlar. ciddi anlamda şiir seven insanları üzüyor. üzmeli de zaten. ah ulan ah.
    2 ...
  24. 287.
  25. türkçesinde bile bazı kelimelerin ardındaki göndermeleri çözümlemek yeterince zorken, ingilizcesi kabusa dönüşebilen ve özünde pek güzel olan edebi türdür.

    sadece okusak, hislensek ve geçsek ya... niye her kelimenin yüzyıllar önceki göndermesine geri dönmek zorundayız?

    not: başka bir dile çevirmesi hepten delirten güzelliktir ayrıca.
    1 ...
  26. 288.
  27. benim bir şiirim var :
    Ağlıyorum

    Nedensiz yere ağlama geliyor sen gidince .
    Eski günleri hatırlıyorum .
    Beni koşulsuz sevmeni ,
    Her derdimde yanımda senin olmanı ...

    Ama artık yoksun .
    Niçin bırkatın beni ?
    Neden şimdi sen yoksun yanımda ?
    Neden sol tarafımda bir sızı var ?

    Neden gün bu kadar karanlık ?
    Her yer anlamsız .
    Ve niçin renk yok etrafımda .

    Ağlıyorum ....
    Şımarık bir çocuk gibi
    Şekeri elnden alınmış bebek gibi ...
    Ama seni getiremiyorum ...

    Her gün bu acıyı bize çektirenlere
    Lanet okuyorum ...
    Ama sen yine yoksun
    Ve ben yine yalnızım .

    Ve şimdi yanına geliyorum .
    Artık bu pis dünyadan ayrılıyorum .
    Sana geliyorum sevgilim ...
    Mutlu olmaya geliyorum ...
    0 ...
  28. 289.
  29. "Şiir ki benim en güzel sahtekarlığım"

    alova
    1 ...
  30. 290.
  31. Metin Üstündağ tanımıyla: "Şiir fesleğen çiçeği gibi. Geçerken eliniz değer, müthiş bir koku; genziniz bayram eder. Şiirin az okunması değil mesele, hayatımızdan iyice çekilmesi acı. Şiir sadece sözcüklerle yazılmaz. Bazen bir jest, bir mimik, bir ince marifet de şiir olabilir. Katır kutur bir hayat yaşıyoruz. Mizah ve şiir bu hayatı biraz inceltmeye çalışıyor."
    0 ...
  32. 291.
  33. şiir kitabı basmak, büyük kanyon’dan aşağı gül yaprağı atıp ekosunu beklemeye benzer.
    0 ...
  34. 292.
  35. buradaki insanların yok hiçbir şeyi,
    önlerinde bir şey yok.
    bitmeyen bir yol sadece...

    bu tarlaları süren insanların,
    buradaki insanların talihsizliğidir baki olan.

    emille van haaren.

    nazi işgalindeki belçika'da evlerini bırakıp kaçan insanlarını anlatırken.
    1 ...
  36. 293.
  37. aslı itibariyle arapça bir köke sahiptir. şi'r olarak türkçede yazılır.
    0 ...
  38. 294.
  39. duyguların kapsülleşmiş halidir. öncelikle, vermek istediğin şeyin özü lazımdır; umut, umutsuzluk, aşk, mutluluk, çaresizlik, vicdan azabı, özlem vb duyguların özü itina ile alınır. aktarış sırasında; "öz" elde mevcut olduğu için, fazla şekil, boyut, düzen önemli değildir, sunuş önemlidir, kanımca da zaten duyguların özü elde olduğu için, pek kurala bağlı kalmaya gerek yok. en son; iyisinden, ufacık bitanesi; ağlatır, acı çektirir, güldürür, hatırlatır, düşündürür, geçmişe götürür...

    insanların melankoliye olan düşkünlüğünden dolayı, genelde şiirler umutsuzdur veya daha kötü bir ihtimal, mutluluğun özüne sahip olamadıkları için, hüzünlüdür çoğu şiir, aksini anlatmaya çalışsa samimi olmaz.. sonuçta duyguların dışavurumu olarak çok büyük bir silahtır şiir, değerlendirilmeli...
    0 ...
  40. 295.
  41. beni bıraktılar.
    başaşağı bir yağmur içinde
    nasıl bırakılırsa
    öyle.
    birdenbire kış geldi
    sesimi koymuştum buralarda bir yere
    bulamıyorum.
    yol oluyor bir yanından ölüm tutunca
    bir yanımda merkez kaç kuvveti
    kaçıp nereye saklanabileceksek sanki.
    Nuh'un oğlu geliyor gözümönüne
    bir fırtınanın kahrına kurban kuşların ağıtı gibi
    beni bıraktılar.
    tüm sosyalfobi suskunlarına örnek teşkil etmesi amacıyla
    başaşağı bir kar altında
    dört parçalı kristal buz kütlesi oldu gözlerim
    su akıp gitti yolun kenarından kire bulanarak
    kirlendiği yerlerin anılarını susarak
    beni bıraktılar.
    zamanın akışı dört dünya quarkı boyunca sabit kaldı iç cebimde
    biraz tütün bulaşmıştı elime ve yüzüme
    yol kenarında birini bekler gibi
    sonbahar bitti birdenbire
    kış geldi
    kanserli bir hücre nasıl çoğalmayı vasıf bilirse kendine sonsuzca
    beni bıraktılar.
    aynaya bakamadım.saçlarım nasıldı baş aşağı.
    gözlerim nasıl böyle kanlanıyordu sahi
    sonra yol bir de.kıvrım ve karanlık ve başaşağı.
    0 ...
  42. 296.
  43. "ben aşka âşığım; o ise bana âşık olmuş.
    (hani) beden ruha âşıktır; ruh ise bedene!
    bazen ben, iki elimi onun boynuna dolarım;
    bazen de o sevgililer gibi boynumu çeker."
    3 ...
  44. 297.
  45. çıkıp dağlara yaylalara
    susmak istersin
    ama yalnızca susar gibi görünürsün
    derviş olamadın
    ama başıboş da kalmadın!
    2 ...
  46. 298.
  47. 299.
  48. hayata anlam katan.
    guzeldir-bana yazildiysa.
    0 ...
© 2026 uludağ sözlük