Şevket Altuğ (d. 13 Mart 1943, Bandırma, Balıkesir), Türk tiyatro ve sinema sanatçısı.
Doğum 13 Mart 1943 (73 yaşında)
Bandırma, Balıkesir, Türkiye
Uyruk Türkiye
Evlilik(ler)i Jale Altuğ (1971-günümüz)
Çocukları Kerem Altuğ, Kezban Şardan
Meslek(ler) Tiyatro ve sinema oyuncusu
Etkin yıllar 1962-2002
1960 yılında Galatasaray Lisesi'ni bitiren Altuğ, aynı yıl girdiği istanbul Üniversitesi Sinema ve Konservatuvar Bölümünde dört sene eğitim görmüştür. Tiyatro hayatı 1962 yılında başladı. 5 yıl süreyle AEG reklamlarında oynadı. ilk olarak Seyahatname isimli bir televizyon dizisinde rol aldı. 1975 yapımı işte Hayat Altuğ'un ilk sinema filmi olmuştur. Perihan Abla dizisindeki Şakir ve Süper Baba dizisindeki Fikret rolleri ile birçok filmde rol almıştır. 11 kez Altın Portakal Sinema Ödülü alarak Sinema Tarihine adını kazımıştır. Şevket Altuğ, son olarak 2002-2003 yayın döneminde yayınlanan "Unutma Beni" adlı dizide bir Hırsız'ı canlandırdı. 1971 yılında kendisi gibi tiyatrocu olan Jale Altuğ ile evlendi. Kezban ve Kerem adında iki çocuğu vardır. 2002 yılından beri yazlarını Datça'da geçirmektedir.
Türkiye'nin sayılı karakter oyuncularından birisidir benim gözümde. Ve En az bir Şener Şen, bir haluk bilginer kadar yeteneklidir. Onu bu yaşlarında izleyememek büyük kayıp.
Süper baba dizisiyle, gönlümde yer eden, oynamayan yaşatan, mütevazi, usta sanatçı...
Oynadığı karekterle, diziden çok, "baba nedir, nasıl olmalıdır? "tarifini ustalıkla yapan, nerdeyse keyifli bir baba belgeseline dönüştüren insandır..
Varolsundur!
süper baba gibi bir efsaneden sonra bir projede yer almaması beni mutlu etmiş olan sanatçı. çünkü ben şevket altuğ deyince oyunculuk performansını hep zirvede hatırlayacağım. bir rol ancak bu kadar yaşayarak oynanabilirdi. allah uzun ömürler versin üstad.
konuyu nuri bilge ceylan 'ın aldığı ödüle ısrarla getirdiğimde onun filmlerinden çokta haz almıyorum tavrı sergilemiş sanatçı. sanatın topluma mal olması gereğinden özellikle dem vurunca sessizliğimi korudum daha ziyade.
sanatçı üretim esnasında önce kendi egosu çerçevesinde bir üretim sergiler ve bu durum açıkçası onun paşa gönlünce takındığı tavırdan beslenir. toplumun ne yaptığı sanatçı için çok önemli olmamalıdır, zira öteki türlü iş ısmarlamaya dönebilir.
bir de şey var bizim gibi ortak beğenilerin yerlerde süründüğü çoğunluğun kültürel birikiminin zayıf olduğu bir toplum ve ortam içinde halkın genel beğenilerini dikkate alacağım demek sanata kafadan kota koymak olabilir. bunu da gözden kaçımamak lazım.
yani nbc'yi beğenmezsin anlarım ama sanatı tam manasıyla toplum için yapılıyor olgusuna indirgemek benim şahsen çokta katılmadığım bir eşik.
kısa bir ayak üstü sohbet çerçevesinde bu düşüncelerimi kendisine iletemedim. neyse uzun soluklu bir sohbette ifadeleriz bunları, bir daha ki sefer...
edit: eski sanatçılarda var böyle sanat-toplum ilişkisini sahiplenmek!
birinci sınıf ama takıntılı bir oyuncu. hayatında doğru dürüst başrol sinema filmi yok gibi. buna rağmen kendisini korumak için her senaryoya evet demememiştir. ortalıklarda görülmemesinin nedeni de budur aslında. yeteneği yadsınamaz ama şanssızdır. tarık akan ın aytaç arman ın altın portakal alabildiği, yarışabildiği sanat filmleri varken, onun oyunculuğu gereğinden az sinemada boy göstermiştir.
dün kendisine sorduğum yakın zamanda yer almayı düşündüğünüz bir proje var mı sorusuna aslında teklif çok ama sadece birisini düşünüyorum yanıtını vermiş sanatçı.
bu teklifin çok açığa çıkmasını istemese de yüksel aksu ismini ve onu hayli beğendiğini ifadeleyince durum nazarımda netleşti. sözlükten saklamanın manası yok. sanki yüksel aksu'nun 3. filminde (iftarlık gazoz) onu izleyeceğiz.
özellikle gevsek dolandırıcı rollerınde nirvanaya ulasmıstır, süper bir aktördür . ayrıca alçakgönüllüğüne sapka cıkarmak lazım . neredeyse en alcakgönüllü sanatcıdır .