arap ülkelerinde namaza kuyumcular bile dükkanı açık bırakarak gider çünkü şeriat var hırsızın eli kesilir vs. şeriat kurnanı kerimin hükmüdür lakin dinsizlere uygulanmaz
dünya üzerinde hiç bir ülkede yaşatılmayan zorla yaşatılmaya çalışıncada daha çok bozan sistem.
zaten hepsi yaşatılsın diye geti ama gördüler günlerini allahın adaleti dediklerini hatalı kullarının ellerine bırakmak çok mantıklı
dört halifeden sonra sadece fakire işleyen zengine iktidara dokunmayan islamla alakası kalmayan cahiliye anlayışının hakim olduğu köhnemiş berbat edilmiş asla başarıya ulaşma şansı olmayacak sistemdir.
Sakarya'da babamın dostu olan, hayli tecrübeli, artvinli bir avukat vardı. Üniversite iken ara ara uğrardım yanına. inançlı ve dindar bir adamdı.
bir gün kendisine "onun döneminde üniversite eğitimi görenlerin çoğu solcu, seküler vb. olmasına rağmen kendisinin nasıl olmuş da dindar biri olabildiğini" sormuştum. cevabı benim için çok çarpıcıydı; kendisi de aslında ateşli bir solcuymuş. islam hukukunun roma hukuku karşısında basit ve ilkel olduğunu ispatlama gayesiyle islam hukukunu araştırmış. şeriatı derinlemesine iyice araştırıp öğrendikçe ona hayran olmuş. algı yönetimi ile halkın gözünde kerih gösterilen şeriatın aslında doğal, adil ve mükemmel olduğunu belirtiyordu.
tüm toplumların çok az bir kısmı gerçekçi ve nitelikli kimselerden oluşur. toplumların çoğu daha yüzeysel, daha taklitçi ve sığdır. kulaktan dolma, sağdan soldan duyduğu ile yetinir. şeriat bu toplumda en çok konuşulan, hep güncel olan bir konu olmasına rağmen en yüzeysel bilinen konulardan.. kaçımız kitaplardan, internetten yansız kaynakları tarayıp sahici ve daha detaylı bilgilere sahip olduk?.. oradan buradan duyduğumuz ile şeriat denince hemen kafa kol kesmeyi anlıyoruz. bir insan kendi özüne bu kadar uzaklaşabilir!..
yüzyıllarca, onlarca devlet şeriat ile idare edilmiş. kaç tanesinde şeriatın uygulanmasından kaynaklanan rahatsızlıkla halk hareketleri görülmüş? 600 yıllık osmanlı tarihinde kaç recm, kaç kol kesme var?..
allah kainatı yaratmıştır. kainatın işleyişine dair tüm yasalar, şartlar şeriat olarak nitelendirilir. herkesin ilk etapta aklına gelen manası, sadece toplumun huzur içinde işleyişi ile ilgili olan toplumsal kurallardır. yoksa insan, hayvan, bitki ve tüm cansızları da allah yarattığına göre onlarla ilgili yasalar da şeriatın içindedir. yerçekimi yasası şeriatın bir kuralıdır. insan vücuduna dair bir tıp kitabı allah'ın şeriatının bir parçasıdır.
günümüzde şeriatın uygulamaya konması ile ilgili nazik duruma gelirsem; Binlerce yıl ayrı ayrı peygamberlerin gönderilmesinin bir hikmeti de; insanlığın sürekli değişim ve gelişim halinde olması nedeniyle gönderilen mesajın havada kalmaması adına allah'ın mesajını güncellemesi, yeni toplumların anlayacağı şekilde yenilemesidir. yoksa hepsinde temel noktalarda birlik var. peygamberimizden bu yana 1400 küsur yıl geçti ve o kadar süredir başka bir peygamber yok. gelmeyecek de.. ancak biz 1400 yıldır da değiştik, dönüştük. gelinen nokta da islamın kurallarında eskimiş, çağdışı kalmış bir durum söz konusu değil. örneğin; 1400 yıl sonra, bu gün hala peygamberimizin günlük hayat pratikleri ile ilgili sünnetlerinin sağlık açısından da yararlar içerdiğini görüyoruz. dolayısı ile günümüzde din kurallarının değişmesini gerektiren bir durum yok. gelinen noktada; din eskimedi, insanlar ona yabancılaştı.. (zaten tarih boyunca insanlarda bu eğilim hep olmuştur.) bu durum şeriatın uygulanmasında toplumsal konsensüsü gerektirir. eğer bir toplumun tamamına yakını şeriatın uygulanmasına taraftar ise, uygulanmaya konur, aksi halde zoraki şeriat uygulaması en önce dine zarar verir. çok fazla münafığın türemesini netice verir. günümüzde ise bu konuda genel konsensüsün olmadığı görülmekte...
nefret, objektifliği zedeler. nefret eden objektif olamaz. pek çok kimsenin bu konudaki değerlendirmeleri bilgiler içerse de yazdıklarının ardındaki aşağılama ve yanlı tutumu sezmek mümkün...
allah tarafından yaratılıp, allah'ın kainatında yaşayıp, allah'ın verdiği imkanları kötüye kullanarak, allah'a düşmanlık yapmak cehennem hakkındaki bazı soruların cevabı...
kimisinin tecavüzcülerin kafasını kopardığını sandığı hukuk sistemidir.
oysa tam tersi, tecavüzcüleri cezasız bırakacak bir sistemdir. neden? zira kuran'da ve hadislerde tecavüzün cezası tayin edilmemiştir. bu durumda yönetim neyi uygun bulursa o ceza verilir tecavüzcülere...
tabi birileri diyecektir ki: "iyi işte. sonuçta ceza veriliyormuş ya..."
fakat kazın ayağı hiç de öyle değil. öncelikle tecavüz gibi son derece ağır bir suça, neden kuran ve hadislerde ceza tayin edilmediğini ele almak gerekir. var mı cezayı belirlemeyi öyle yönetime bırakmak kolaycılığı? madem insanların ceza tayin etmesi uygun, o zaman kuran ve hadislerde bazı suçlar için ceza belirlemenin anlamı ne? bu ne yaman çelişki?
tabi diyeceklerdir ki "islami sistem örtünme, kadın ve erkeklerin bir arada olmasının kısıtlanması gibi kuralları sayesinde tecavüze mahal vermez..". bunu söyleyecek yalancılar külahıma anlatsın. tecavüz ne tedbir alırsanız alın her toplumda görülür. hatta söz konusu baskıların olduğu bir toplumda, bırakın erkeğin kadına tecavüzünü, erkeğin erkeğe tecavüzü bile sayısız örnekleri olan bir durumdur.
hadi ceza meselesini geçelim. varsayalım ki cezayı yönetim tayin etsin. bu durumda tecavüzcüler ceza alır mı? yine hayır! hem de koskoca bir hayır... zira tecavüz aynı zamanda eylemi yapan kişi açısından zina eylemidir. islam'a göre zinanın ispatı için dört şahit gerekir. hatta şahitlerin duhule şahit olmaları şarttır. hangi tecavüz eylemi dört şahit huzurunda yapılabilir ki? islam'a göre ortada dört şahit yoksa, kadının tek yapabileceği tarafları lanetleşmeye davet etmektir.
görülüyor ki şeriat son derece ilkel, kökü arap kabile hukukuna dayanan, çağdışı bir sistemdir.
eğer gelirse hırsızların elleri , hainlerin ve tecavüzcülerin kafaları kesilecektir. o yüzden de gelmesini çok istiyormuş gibi görünenlerin getirmeye götü yemez. şeriat karşıtı tiplerin korkmasına gerek yok.