2002'de dünya kupasınını alamaması dünyanın en büyük becerisizliği olan hoca.
3 maçta şike yapan bir kore zaten portekiz, italya ve ispanyayı elemiş.
geriye kim kalmış ? çin, japonya, kore, brezilya ve senegal. sen bu 3 takımı yenmişsin. senegali zorla saçma sapan bir kural olan resmen atan kazanır golüyle yenmişsin.
senin elinde uefa kupası şampiyonu takım var. son maça kadar gol atamamış bir hakan şükür. farklı varyasyonlara denemek zorunda olmana rağmen sürekli hakan şükürü oynattı. finalde ilhan mansız ve hakan şükür ikilisi oynatılınca leblebi gibi gol atıldı. tüm türkiye izledi.
en büyük başarısı hazır olan kadroyu alıp hiçbir avrupa ülkesi takımıyla karşılaşmadan en güçlü olarak brezilya'yla karşılaştı ikisinde de tokatı yedi zaten dünya üçüncülüğü olan teknik traktör. her sezon ortasında ve yenildikleri her maç sonrası edebiyat yapar ağlar zırlar. acayip bir şekil. evet.
Adam gibi adamdır. Bir ağırlığı bir karizması bir otoritesi vardır. Futbolu yaşar, siyasi bir destekle itelemelerle değil kendi emekleriyle zafere gitmeyi ister sporcularına değer verir onları ortaya atmaz oyuncularıyla arasında bir mesafe vardır fatih terim gibi oyuncularla yüz göz olmaz siz şenol hocanın quaresmanın poposuna tekme attığını sosanın ensesine vurduğu cenke dil çıkarttığını gördünüz mü ?
futbol ne garip ne nankör bir oyun ya. bu adam hem bursa'da hem beşiktaş'da en iyi futbolu oynattı. beşiktaş'ı şampiyon yaptı ama bu sezon hem süperligde hem şampiyonlar liginde işler kötü giderse sezon ortasını görmeden gönderilir.
açıkçası '' abartıyorlar, yoktur öyle bir şey. '' diyordum futbol bilgisine bakarak ama ciddi ciddi yerli kaleci takıntısı var galiba.
bakın '' yerli oyuncu '' takıntısını anlarım hamzaoğlu gibi mesela, adam iletişim kurabildiği insanla çalışmak istiyor derim; ama her mevkide yabancı oluyor da kalecide niye olmuyor? böyle saçma takıntı görmedim.
bazı düşüncelerimde isabet ettiğimi son açıklamasıyla göstermiş direktör.
süper kupa maçına geçen yıldan oyuncularla çıkmasının tek sebebi olmadığını düşünüyordum, üç mesajı vardı bence:
1- herkesin ilk aklına gelen adalet ve vefa. bu takımda hali hazırda bulunanlara '' sizden vazgeçmiş değilim '' mesajıydı.
2- yeni gelenlere ilk andan teslim olmamak, bir nevi gözdağı ki takım oyun olarak çok üstündü; galibiyet olsa tam bir mesaj olacaktı ama penaltıyla mağlubiyet de olumsuz etki etmez. futbolcular işin içindeki insanlar, oyunu okuyabiliyorlar. bence yerine ulaştı.
3- bence en önemlisi yönetime olandı: '' takım bu, transfer yapın artık. ''
tek maçla üç cenahı birden ustalıkla yönetmek kalite ve tecrübe göstergesi elbette, ha derseniz ki bir kupaya mal oldu o ne olacak?
açıkçası sizi bilmem ama bana '' 20 sene hep şampiyon olacaksın ama diğer iki kupayı hiç kazanmayacaksın. '' deseler itiraz etmem. demirören döneminde türkiye kupası koleksiyonu yaptık, mutlu olanınız var mıydı?