yaz tatillerinde birinde, amcamlardaydık. uyandım bir baktım ki televizyonda kemal sunal'ın öldüğünü haber veriyorlar. inanın bir şeyler koptu benden, yakın akrabasını kaybeden birisinin duyduğu acıyı çocuk kalbimde ben de hissetmiştim. o kadar içselleştirmişiz ki bu insanları, sanki akşam yemeğini bizle yemiş; beraber çay içmişiz. komşu gülşen yengegile giderdik de televizyonda mutlaka bu muhteşem ikilinin bir filmi olurdu. artık ne komşu gülşen yengenin bir ailesi var ne de mısır patlatmasından o eski tadı alacak damak. zaman geçtikçe sevdiklerimizi kaybediyoruz ve bazen geriye dönüp baktığımda geçmişe ait olan istisnasız her şeyi özlüyorum.
sanatçılığı ile toplumsal duyarlılığı/ politik duruşu ters orantılı bir aktördür. kendisini hiç bir eylemde/ protestoda göremiyoruz. memleket o kadar da güllük gülistanlık değil oysa ki. şener bey, iktidarları rahatsız etmekten bu kadar korkmayın.
edit: AKsaraydan ödül alarak yukarıda söylediklerimi teyit etmiştir.
sinema için geç keşfedilmiş bir yetenektir. yaşayan efsane haline gelmiş saygı duyulası usta oyuncudur. daha sık filmlerde görmek en büyük dileğimizdir.
gülen gözlerindeki o vecihi ruhu ile bizlere yaşattığın "sevdasından vazgeçmeyen romantik" karakterinle,
biricik sultanımız türkan şoraya deli gibi aşık saf bakkal olmanla yada ikinci baharını yaşarken yine sevgisi türkan şoraya bitmek tükenmek bilmeyen ali haydar rolünle ne çok neşeli günler yaşattın bize...`
okuduğum yıllarda badi ekrem olarak beden eğitimi dersimize sen gelseydin keşke... ne çok çekirgen olurdu o zaman biliyo musun?
benim için "o şimdi asker" dediklerinde de kumandanım husamettin olur muydun?
sen, milli piyangonun yılbaşı çekilişinde en büyük ikramiyeyi kazanan mesudiyeli mesut olsan da yüreğinde her zaman bir züğürt ağa vardı.
bazen de komik kötüydün sen... faşo ağaydın veya çiçek abbasa yapmadığını bırakmayan şakirdin yada ne biliyim galatada şekerpare yapılmasını bile yasaklayan komiser ziverdin... öyle sevdik seni biz...
amerikadan dönen amerikalıydın ama arabesk olmak sana çok yakışmıştı...
tosun paşada "lütfücüğüm" olarak yaptığın numaralar ters dönse de namussuz namuslu olmayı öğrettin bize...
hıyarto olmak sana hiç koymadı... eşkiyaların bulaşıklarını da yıkasan, sen en büyük "eşkiya" idin...
ne çok hakkını yediler muhsin beyin.. oysa ne çok çabalamıştı ali nazik için... sen aşk filmlerinin unutulmaz yönetmeni olsan da senin sanat filmi yapmanı anlayamadılar... gölge oyunundaki perde mi inmişti onların gözlerine nedir?
en sonunda n'olcak biliyo musun? her birimiz çıplak vatandaş olup döküleceğiz yollara ve hep birlikte şener şen cinneti geçireceğiz gönül rahatlığıyla...
senin de dediğin gibi şener abi:
- allaaaaaaaaaaaaaaaaahhhhhhhhhhhhhhhhh.........
eşkıya filmi, kabadayı filmi türk sinemasının müstesne örneklerindendir. sadece eşkıya filmini 5 kere izleyen ve yılda en az bir kere izlemeye çalışan insanlar gördüm.
şiir gibi oyunculuk yapan, oyuncu nedir denildiği zaman akla gelmesi gereken bir iki oyuncudan biridir. şu yaşında bile oyunculuğun hakkını sonuna kadar veren usta kişiliktir.
babası ali şen'in yaptığı torpil sayesinde bugün ttnet reklamlarında oynaya loser tiyatrocu, sinemacı. tarih onu kemal sunaldan yediği dayaklarla hatırlayacak.