konunun asıl dayandığı nokta neo-liberalizmin tüm dünyada elde patlamasıdır.
1980' lerde yola çıkan neo- liberalizm,
ülkemizde 12 eylül faşist cuntasının zemin sağladığı 24 ocak liberali özal iktidarıyla vucut bulmuş,
sonraki iktidarlar kör topal takipçisi olmuş,
her türden liberal, ' yetmez ama evet ' tatlı su solcuları,
" iki cihanda kirli " arayan çakma laikler,
ayrılıkçı- bölücülerin desteğinde siyasi islamı şiar edinmiş,
" ılımlı islam " temsilcisi akp ile coşmuştu.
15 yıllık " islami kapitalizm " elde patlamıştır.
liberallerle küsmüşler ve akp ile tekrar barışacaklarmış.
ülkemizde ve dünyada herkes şunu iyice gördü:
" siyasi islam iki ucu boklu değnektir "
bir ucu vahşice sömürü, diğer ucu işid türü terör.
ülkemize kenan evren faşist cuntasıyla birlikte, palazlanan siyasi islamın " duble yol " sallamasından sonra, tek zaferi;
üniforma düzeyine indirgediği " türban " bile eski havasında değildir.
ülkemiz insanı kabullenmemiş ve türbanı reddetmiştir.
radikal islamcıların ve şeriatçıların ise zaten türbana bakış açıları bellidir:" şeytanidir."
imam hatipler düne kadar " siyasi islamın " arka bahçesiydi, şimdi ise hızla şeriatçıların arka bahçesi olmaya koşuyor.
artık imam hatiplerin " denetim " dışına çıkması diyanet' te dahil, dindarları ciddi şekilde rahatsız ediyor.
açık açık " imam hatiplerin kapatılması " tartışılıyor.
kısacası; ne ohaller, ne tek adam goygoyları çözüm değildir.
emperyalizmin ülkemize allayıp, pullayıp kakaladığı " ılımlı islam ve neo- liberal sömürü " nün miadı dolmuştur.