bilinenin aksine, erkeklerin kadınlardan daha çok üşüdüğü durummuş. aslında şöyle bir durum var. erkek daha çok üşüse de, kadının üşüdüğünde sarılma ihtiyacından dolayı erkek üşümeyi daha kişisel algılayabiliyor. uzun lafın kısası sıkı giyinirseniz üşümezsiniz.
Zangır zangır titreten hede.
Sporu bitirdim, duş aldım. Su her zamanki gibi ılıktı. Peştamali doladım, kabinden çıktım. Bir anda sanki şiddetli rüzgarın, kadırganın ortasında kalmış gibi üşümeye, titremeye başladım. Saunaya attım kendimi. Normalde 10 saniye duramam içinde, nefesimi kurutur... 78 derecede hala titriyorum amk. Güç bela yumuşadım da giyinip eve geldim. Hala üşüyorum ama.
Yaşarım di mi lan?
Hoyrat bünyemin yegane zaafıdır. Veli efendideki bir ingiliz atı kadar sağlıklı olsam da soğuk vurdu mu Almanya karşısında defans yapmaya çalışan faroe adalarına dönüyorum. Çenem bi tarafa dilim bi tarafa.
Çocukluğumdan beri kurtulamadığım için benimle özdeşleşen bir his. Yumuşak ve sıcak tutan her şeyi çok seviyorum, eylül sonunda atkılarımı, botlarımı çıkartıyorum. Ondan öncesinde ağustos sonunda geceleri üşürüm diye battaniyeleri elimin altında tutuyorum.
Ne kadar illet gözükse de sadece "ısınma" hissini yaşattığı için seviyorum.
Not: kimseyi battaniyeyle kovalamıyorum, korkup eksilemenize gerek yok :) (:
Özlediğim eylemdir. Kış gelse de montumun kapüşonunu örtüp botları çekip eldivenlerle gezsem şu Samsun sokaklarında. Burnum kızarsa,ellerim çatlasa artık..
Her zaman soğuktan üşümez insan.
Yalnızlıktan üşüyen insan sayısı çok daha fazladır. Beden değil, ruh üşür.
Battaniye, sıcak su torbası, soba filan kar etmez.
Gece yarısı yolda yürürken, çiy birikiyor hava ile temas eden yerlerimde. bedenin üşümesi şu an umrumda değil. üşümek, soğukluğu hissetmek ise, onun yokluğunun verdiği soğuklukla üşüyorum. sadece elimden tutabilmiş olsa, elektrikli battaniye gibi aniden ısıtırdı tüm vücudumu. sarılsam, kaynarım kollarında buharlaşırım. ama şu an üşüyorum, üzerimde montum, atkım, berem, pantolon ve altında pijamam ve botlar. keşke onsuzluğun ruhuma buz kestirdiği soğukluğa da bu kadar kolay önlem alabilseydim.
günler, haftalar, aylar süren bir aradan sonra ilk kez bugün iliklerime kadar hissettiğimdir.
dişarıda kopan kıyametten habersiz, tesadüfe bak ki mevsimlik sezonu açmıştım. aylar sonra ilk kez giydiğim uzun kollu ince bir şey, bot ve hırkayı kombine etmiştim.
adımımı dişarı attım dondum, kendimi içeri attım dondum.
bir de az yağışlı, normalde ılık-serin arası olması gereken başkent havası.
bu ne ayazdı amk.