survivordaki turabi neyse, ütopyadaki semih odur. ve bizim insanımızın ütopyaya girerken, 'semihh semihh' diye çığlıkları nasıl insanlara sevgi gösterdiğimizi ortaya koymaktadır. yazık!.
Buraya baktıktan sonra neden ekşiye yazmak istemediğimi daha iyi anlıyorum. Yazan herkes çok sikko bi program modunda gel gör ki 100 küsür sayfa entry var. Artık eminim ki ekşi acun propagandası yapıyor ve hiç bi zaman bi uludağ olamayacaklar.
şimdilerde heyecanını tamamen yitirmiş programdır. ne üretim var ne de huzur. herkes kavga ediyor hakaretler havada uçuşuyor. bir süreden sonra insan sıkılıyor gerçekten.
şimdi reklamına denk geldiğim program. bu tipler ne mıniskim ilk verdiğim tepkiydi. ikincisi de sanırım bbg vardı bir zamanlar. onun kardeşler kundura versiyonu sanırım.
Ütopya'dan çok Distopya denilebilecek bi mezbelede geçen yarışma. Semih denilen Çinli suratlı, ergen beyinli, şapşal esprili adam, ''Ben beynimle bi yerlere geleceğim'' diyen, bunun gönlünü eylemekle yükümlü dizi figüranı sevgilisi, yancıları, Attila ilhan'ın ''Üçüncü Şahsın Şiiri''nden fırlamış Altar, bin yaşına gelmiş gram olgunlaşmamış Murat'a illet olduğumu saklayamayacağım. Ama emekli kütüphaneci olmasına rağmen tam bi kazma olan Türkan ile iki yüzlü yarışmacı Aybüke'nin elenmesini istiyorum, diğerleri dursun bi süre.. Ulan niye izliyorum biri onu söylesin asıl bi yol
Bir çocuk sularda kaybolan
Bulutu çekiyor düşlerin ağıyla
Erimiş bir geleceği, gri anları
Karşılıksız soruları çekiyor üst üste
Sorular mı, hedefini bulamayan
Bir bumerangtı çocuğun elinde
Söz ve ihanet buluşunca
Cinnet geçiriyor şiir, ve çocuk
Tökezliyor bütün dinazorlarını
Okyanuslara gömüyorken
Celladım diyor sevgili celladım
Bekle beni biraz cesaret
Bak nasıl koşuyorum peşinden
Uçurumları atlayarak
Tarih mi, yollara düşmenin
Kedere benzeyen yeridir tarih
Anıları bileyen her yolculuk
Sezgi cehennemi oluyor çocukta
Kaybolan ve durmadan kaybolan
Neydi,neydi bilmiyor hiç kimse
Ki insanlar rüya görmüyor
Ve sıfır nedir biliyorlar
Düş kuranlarsa çoktandır
Meczup sayılıyor artık
Çölde keşfedildi ve yeniden
Bir kez daha kaybedildi ütopya
Kendi içinde ütopya ve distopya olarak ikiye ayrılır edebiyatta. Bir sürü kitaba ve filme konu/tema olmuştur. Seçilmiş Kişi romanıydı ilk okuduğum. Ütopya ve distopya hayal gücünün ötesidir, aklın ve mantığın geçersiz sayılacağı şeydir ve hiçbir mantıklı yan aranamayacak kadar karmaşıktır. Ütopyada herşey bir düzeni içindedir, idealdir, eşitlik vardır ve aslında olmayan /aklın alamayacağı şeylerdir. Ütopyada güzeldir herşey. Distopya ise tam tersi. Fazla karanlık, derin, kusurlu, kötü falan. Genelde Distopya konulu filmler ve kitaplar hoşuma gidiyor sanırsam.
1,5 ay öncesine kadar sıkı takip ederdim ama izlemeyi bıraktım. bugün birkaç kez açıp baktım da abidin, serkan, tuncay sahneyi tamamlamışlar neredeyse. güzel de olmuş. yalnız abidinin sırtı, götü açılıyor sürekli. popstar götü deyip izletmeye mi çalışıyor anlamadım. ilk başlarda dayak yedi, bak aşık da olmuş diyerek semih'i destekledim ama bu kadar xxx bir insan görmedim. zira dayak haklı, aşk yalan. orada olsam altarla bunu sabah akşam tokatlardım sanırım.
alakasız ama, prim yapmak için insanların önünde ilişki yaşamak gavatlığa girer mi merak ediyorum.