ülkücülerin en uğrak mekanlarıdır. buralara üye olan her junior ülkücü bir abdullah çatlı, bir polat alemdar olmak için girer ama içerde tek yaptıkları tuvalet temizlemek, reislerinin masasını silmektir. bunun üstüne bu yaptıklarını övünçle anlatanlar vardır ki sanırsın vatan kurtarmış. bu mekanlar o kadar boş insanlarla doludur ki sormayın gitsin. iddia kuponu dolduranı mı dersin işsiz güçsüzü mü dersin her türlü namuhterem insan burdadır. bir de her ocakta mutlaka bir kitaplık vardır ağzına kadar kitaplarla dolu her biri tuğla kalınlığında dışardan gören vay be der ama okuyanı yoktur. o kitaplar orda dekor amaçlı durur.
bazı durumlarda iyi bazı durumlarda kötü bir yer. gerçek görevleri olan vatanseverlik ve vatan korumayı prensip haline getirseler herşey çok güzel olur. bir üniversitede bölücülük rahat rahat yapılamıyorsa bunun sebebi ülkü ocaklarıdır.
bazı tv dizilerindeki karakterleri çok iyi canlandıran insanlardan oluşmuş ocaklardır. genelde harekatlarını üniversitelerde gerçekleştirirler. amaçları nedir daha tespit edemesemde, zarar ve ziyandan başka bir işe yaramadıkları çok bellidir. nedir mi bunlar?
-oruç tutmayan öğrencileri döverler lakin kendileri de tutmazlar.
-saçı uzun diye öğrencileri döverler lakin kendileri enseleri bir o kadar uzatırlar.
-el ele tutuştukları için yine döverler lakin kendileri bu işlerin babasını yaparlar.
-içki içtikleri için öğrencileri döverler lakin kendileri içerler.
-kendi aralarında bile bir birlik yoktur, aralarında sürekli kavga çıkar.
-büyüklere saygıdan bahsederler, kendileri hocalara saygısızlığın babasını yaparlar.
-kendi görüşünden olmayan insanlara saygı göstermezler.
-bu ocaklara girenlerin bir çoğu, amaçları yerine arka yapmaya girerler.
ve daha sayamayacağım bir çok özellikleri. evet bunların hepsini yapıyorlar. genelleme de yapıyorum. çoğu üniversitede de böyleler.
bir arkadaşımın anlattıgı kadarıyla komik hadiselere meydan veren yerler;
şimdi kürt bir vatandaş ülkücü bir şahısla siyasi olmayan konuda tartışmaya giriyor, tartışma büyüyor ve ülkücü vatandaş bakıyor ki tartıştıgı şahsı dövemiyecek hemen bir telefon açıyor ülkü ocagına ve olay yerine 5 dakika sonra tam teşekküllü 300 kişi toplanıyor. gerisi malum zaten...
işte böyle etkileri vardır ülkü ocaklarının bir telefonda olay yerinde ordu vaziyetini alırlar.
dayak yemekten korkan bebelerin kendilerine arka çıkmak için adam aradıkları çay ocağı benzeri lokal. bunun için ise vatan millet sevdasını bu ödlekliğe alet ederler.
nazım hikmet i aratırken ulku-ocaklari.com diye bir forum çıktı merakımdan girdim baktım. o kadar hastalıklı şeyler yazmışlar ki. çok feci. mesela bir tanesi diyor ki nazım rus edebiyatının bir temsilcisidir, şiirlerinde hiç bir estetik ve sanatsal yön yoktur.
bu arada aynı sitede şöyle bir şey daha gözüme çarptı.
--spoiler--
BosislerBunlar süresiz uzaklaştırılmıştır.
Ceza nedeni: Anlamsız kullanıcı adı ile üye olmak ve gereksiz tartışmalara girmek.
maraş olaylarının yıldönümünde bozkurt ve tekbir eşliğinde protesto yapan bir grup aptalı barındıran yapılanmadır.
bu olaylar hakkında ülkü ocakları genel merkezi şu açıklamayı yapmıştır;
"Ülkücü kimliğin, toplumdaki yansımasından yola çıkmak suretiyle; bu kimlikle hemhal olmuş argümanları kullanıp, yine bu kimliğin neticesi olan "fikri ve ruhi olgunluk, ölçülü hareket etme" gibi esas dinamiklerin dışına taşarak, davranışlarını biçimlendiren bazı topluluklar bulunmaktadır. Bu şahısların Ülkü Ocakları'nın ülküsüyle aynı paralelde bir ülkü taşımadıkları da gerçektir. Camiamızla özdeşleşmiş bazı sembol ve simgeleri kullanan bu şahısların, kurumsal yapımızla hiçbir ilgisi bulunmamaktadır."
Ülkücülük adına eylem yapan kimsenin sahiplenilmediği teşkilattır. Kim silah sıkmış, kim öldürmüş, kim yakmışsa ülkü ocaklarıyla resmi ilişkisi yoktur. Zaten ülkü ocakları binaları dergi temsilciliği olarak geçmektedir, dergi temsilciliğine de üye olunamaz.
zaman içinde misyonunu kaybetmiş eğitim ve kültür vakıfları. devlet bahçeli geldiği günden beri düzenlemeye çalışmıştır. şuan ülkü ocakları bundan 5-6 yıl öncesine göre toparlanmış ve kendilerine çeki düzen vermişlerdir. ama maalesef hala tam olarak düzenlenebilmiş değil ülkü ocakları.
benim nezlimde çay ocağından farkı yoktur. gidilir çaylar koyulur, içilir, masa başında vatan kurtarılır, gazete okunur, mevzu varsa adam toplanılır ve sonra evlere dağılınır. yani pek fark göremedim.
birilerinin görmeden bilmeden sürekli çamur attıkları haftanın en az 2 günü seminer verilen
anıtkabir çanakkale dumlupınar gibi değerli yerlere gezilerin düzenlendiği bir kaç ahmak
yüzünden adı kirlenen siyasete ısınma arenası.