bir öğretmen olarak söylüyorum ki öğretmen olmak çok kolay bu kadar kolay olmamalı. Sonra işte böyle abuk subuk insanlar öğretmen oluyor hepsinin adı kirleniyor.
Evinde ergenine ve veledine söz geçiremeyen ebeveynin, okulda abrakadabra ile söz geçirmesini beklediği meslek grubuna mensup çalışan.
Çok moda artık evinde eşek gibi dövdüğü çocuğuna bağırdı diye öğretmen dövmek.
Ve çok moda işsiz, ipsiZlerin çamur atmaları.
Madem harika bir meslek ve hep yatıştalar, sende öğretmen olsaydın.
Kıskanmayın beyler , evinde aile terbiyesi görmemiş hergelelere , eğitim vermeye çalışan sabırlı insanlar bunlar, çocuğun sözünü kesse kızıyorsun ama öğretmen buna ve çok daha fazlasına katlanıyor.
Kaldı ki kimseye terbiye öğretilmez, onların işi bilgi vermek, öğretmek. Eğitim ve terbiye evde verilir.
Kendi söküğünü dikemeyen meslek grubudur, öncelikle bunu görmüş olduk.
Şunu iyi anlayalım öğretmen, öğretendir.
Eğiten evindekilerdir.
Sana travma yaratan öğretmenin yüzünden koca bir meslek grubuna bok atmak eğitimsizliğinin sonucudur.
Ve yazık ki eğitim sonradan olmuyor, ya çocukken eğitiliyorsun ya da böyle kendini entelektüel sanan bir cahil oluyorsun.
gerçekten bak bunu uzun yılların tecrübesine ve geniş bir müşteri yelpazesine dayanarak söylüyorum hayatımda gördüğüm en mezarcı, ölücü, leşçi, var yemez ne dersiniz işte o insanlardandır.
abi çok ilginç bir şey millet şaşırmış ya. gene geldi bugün bir tanesi beleş kitap istiyor. anlatıyorum beni anlamıyor kafasının dikine örnek kitap yok mu örnek kitap yok mu. ablacım bir dinlesene beni önce. abi çok ilginç ya gerçekten. işleri güçleri pazarlık, mezarcılık; şu kadar olur mu, bu kadar olur mu abi bi gidin ne olur ya. karı koca çalışırlar ama her şeyin en ucuzunu en beleşin alırlar. yazık günah gerçekten durumu olmayan müşterilerim var abi zorlanıyor biliyorum tanıyorum 11,5 tl tutuyor 10 lira yeterli abi sıkıntı yok diyorum illa 1,5 tl yi arıyor verecek bana. abi tamam diyorum yok kardeşim bir sürü masrafın var herkes üç beş böyle vermeyecekse sen ne kazanacaksın diyor. abi hakikaten yazıklar olsun. utanıyorum. sorsan ortamlarda "dünyanın en iyi öyyetmeni" bi gidin ne olur. daha istisna rastlamadım.
Ülkemizde bir köşede kendi kendine ölse kimsenin umrunda olmayacak tek insandır. iki gün önce biraz kafamı dinlemek için şehir dışına çıktım. Oradayken bir devlet okulundan arayıp görüşmeye çağırdılar. Sırf işsizlikten bunaldığım için 100 km ötedeki cennet köşesinin geride bırakıp bugünkü fırtınada görüşmeye geldim. Görüşmem gayet güzel geçti. Kimseye rol yapmadım. Herşeyi şeffaf bir şekilde söyledim mülakatta. Sonra okulun müdürü bana "Birkaç kişiyle daha görüşüp duruma göre biz sizi 1 saate arayacağız hocam. Eğer olumlu olursa bugünden hazırlığa başlamamız gerekebilir." Dedi. Tamam dedik çıktık okuldan. Fırtınaya hazırlıksız yakalanmışım üstümde incecik bir yağmurluk içinde dandik bir kazak. Tam üç saat okulun çevresinde geri arayıp olumlu/olumsuz karar bildirmelerini bekledim. sonunda şarjım bitti. Geri dönüp arayanı bırakın bir yerine takıp umursayan birinin bile çıkmadığına eminim. Okula eve dönmem gerektiğini, şarjımın bittiğini bildirip eve döndüm. Şimdi göğsümde inanılmaz bir doluluk ve ağrı var. Sıcak evde bile üşüyorum, ses tellerimin boğazıma yapışıp kaldığını hissediyorum. 1600 lira uğruna değil; mesleğimi yapabilmek için geldim bu hale. Ülkemizde eğitimin kanayan yarası kendine idarede koltuk bulan öğretmenlerin, kendi meslektaşlarını bozuk para yerine koymasıdır. Bu sorumsuzluk ortamında, saygı anlayışı bu kadar olan insanların elinde yetişen nesilden daha fazlasını beklemek gülünç. Öğrencilerin suçu yok.
akrabamda ve çevremde öğretmen tanıdığım yok.
sözlüklerde çok üzerlerine gidiliyor.
günde 75 dakika çalışan imamlar 4400 lira maaş alırken 3000-3500 lira alan öğretmenlerin yerden yere vurulması acımasızlık.
Üç aylık tatil yaptığımız söylenmesine rağmen iki ay yapılmakta.Türkiye standartlarına göre maaş yüksek sayılır.Öğretmenlik vicdan işidir özünde insan vardır ve kutsal bir meslektir.Bu kadar yerden yere vurulmasını anlamıyorum.13.yıla giren biri olarak sadece ders değil güzel ahlakı savundum öğrencilere.Yalnız sınıfta kalma olayı yumuşak olmamalı sert tedbirler alınmalı.Bu sebeple öğrenciler çalışmalıdır.
Öğretmen doktorluktan sonraki en kutsal,en değerli meslek dürüst olalım o mertebe için suanki öğretmenler ve adaylarından sadece %15-%20lik kısmının bu kutsal mesleğe layık olması öğretmen dediğin sadece ders değil ahlak kişilik de ogretmelidir insana konservatuar mesela sanatçı vb. yetiştirmek için açılmıştir işini en layığıyla yapan bölümdür kanımca yetenek sınavı var öğretmen ise ne yetenek sınavı ne puan simdikiler bir çoğu bir bölüme gireyim diye yazarlar öğretmenliği halbuki ne kadar kutsal bir meslektir bu genel kültürün olması lazım tarih bilincinin olması lazım öğretmenlik aydın kişi demektir bir noktada toptan sonraki en yüksek puana sahip olması ve bölüme girmek için bir genel kültür ve tarih sınavı yapılması lazım kesinlikle sen yüzlerce öğrencinin kaderini değiştirebilecek nitelikte olman lazım maalesef bu bilinç bir çok ogretmende yok kendimden örnek verelim bilgisayar mühendisliği okuyorum en büyük hayalimdi öğretmen olmak ama sonra düşündüm öğretmen Vasfi var mı bende evet büyük bir aşk ile yapardım meselegimi belki ama öğrencilere ne kadar şey katabilirdim dusunsenize Öğretmenler; Yeni nesli, Cumhuriyetin fedakâr öğretmen ve eğitimcilerini, sizler yetiştireceksiniz ve yeni nesil, sizin eseriniz olacaktır… Demiş başöğretmen Atatürk bu vasıf bende olmadığı için maalesef yazamadim elim gitmedi ...
Sevgili öğretmen arkadaşlarım, meslektaşlarım!
Öğretmen olmak sadece iyi ders anlatmak değildir.
Öğretmen olmak sadece çok bilgili kültürlü olmak değildir.
Öğretmen olmak sadece öğrencilere iyi davranmak değildir.
Öğretmen olmak sadece iyi ahlaklı olmak değildir.
Öğretmen olmak sadece bolca ibadet etmek de değildir.
Öğretmen olmak sadece nerede ne konuşacağını bilmek de değildir.
Öğretmen olmak en önce insan olmaktır. Lütfen egolarınızı ve ezilmiş geçmişinizi alıp dağlara çıkın. Kendinizi, iç sesinizi dinleyin. Evrensel ahlak kurallarını içselleştirip öyle dönün insanların arasına.
bazısı mukaddes, bazısı lağım çukuru olan insanlardır. şahsen ilkokul zamanı aşırı fakirdik, yiyecek ekmeği bırak montum dahi yoktu. ilkokul hocam, yıldız hocam sağolsun kendi aylığı ile bana yeni bir önlük ve mont almıştı. hala unutmam, gördüğüm yerde eline yapışırım. aynı zamanda başka ilkokul hocam gürkan hoca sayesinde aydınlandım, okumaya başladım şu an yazılım mühendisiysem sayesinde oldu bunlar. sabrı öğretmese olamazdım. fakat meslek lisesi mezunuyum (anadolu radyo televizyon kazandım maddi durumdan gidememiştim) hocamız vardı, takımhaneyi bilen bilir, orada elinde sigara ile gezerdi. bizlerden ateş, sigara falan isterdi. sanayideki fabrikasının parçalarını getirip bize yaptırırdı. kendisinden hala tiksiniyorum. ve hala öğretmen.
nasıl çığırtılmayacak öğrenci başı 3000 tl toplamak için 500 bin fen edebiyat mezununa formasyon verdiler. sanki mevcut eğitim fakültelerine istitham sağlayabiliyorlarmış gibi.
burayla da bitmiyor tabi 5000 öğretmen açığı varsa 1000 öğretmene atama verip geri kalan öğretmenleri yarım sigorta + asgari maaşın altında bir tutar ile çalıştırıyorlar.