en önemli demirbaşın bardak olduğu evlerdir. öğrenci evinde bardakların başına gelenler ne pişmiş tavuğun ne de çölde kutup ayısıyla karşılaşan insanların başına gelir. yeni bir bardak eve giriş yaptığından itibaren asli görevi dışında bir çok hizmet verir.
ikamet adresleri genelde salonlardır. içine sigara söndürülür, tükürülür. yıkanmayı beklerken içinde böcekler, örümcekler hatta fareler dolaşır. geceleri yan daireden gelen sesleri dinlemek için kulaklık niyetine kullanılır. öğrenci evinde kırılmadan varlığını sürdürmeyi başarmış emektar bardaklar son olarak kalemlik olarak hizmet vermeye devam ederler.
mutfakta fare, tavanda örümcek beslenen ve bunlara isim takılan, kız girip çıkıyorsa bir nebze derli toplu duran, her daim yumurta, makarna ve çorba tüketilen, alkol tüketiminin bol olduğu, parasız kalma ihtimaline karşı bu alkol şişelerinin balkonda saklandığı, birbiriyle alakasız toplama eşyalarla dekore edilmiş evdir.
fazla esya olmadigi icin salonun duvarinda "adana 36 km." ya da tuvalette "komur kamyonu gelecek park etmeyin" gibi uyarilar bulunan, huzuru baska hic bir yerde bu kadar bulamayacaginiz mekan.
sadece kalan öğrencinin değil, arkada$larının da pek çok anısını barındıran, ayrılırken hüzünlendiğiniz, poster izi olan duvarlara bakıp anılarınızı canlandırdığınız, bir sürü ilki ya$atan, tecrübe kazandıran, bir kere ya$adıktan sonra bir daha yurda çıkamayacağınız ilk sahiplik hedesi. anne evindeki odadan ayrılmaktan daha çok koyar ayrılığı. insanları ve hayatı daha iyi tanımanıza da yardım eder. ba$ka hiç bir evde olamayacağınız kadar özgürlük verir.
temiz olanları da vardır. hatun kişi iseniz, titizseniz biraz da ve evi erkek kardeşle paylaşıyorsanız daha önceden ne kadar iyi anlaşıyorsanız anlaşın şimdilerde biraz sürtüşmeler yaşayabilirsiniz. örneğin evdeki boş bira şişeleri neden poşetlerin alım kapasitelerini zorlar? 50'nin altındaki şişeyi bakkal amca kabul etmez mi? hoş evlerdir öğrenci evleri. evin abonesi olan arkadaşlar için ayrılmış birer pijama mutlaka vardır. istediğin saatte kalkarsın ve yatarsın ki bu evlerde haddinden fazla uyunur. şimdi bugünlerimi çok arayacağım söyleniyor ve ben de şimdiden ahhh nerde o eski günler demeye başladım bile.
-lan pezevenk gene beşbuçukta eve geldin di mi, ben onbir'de anca gelebiliyom
+olum bok var fabrikada çalışıyon gel devlet memuru ol, sikilmekten zevk alıyorsan o senin sorunun
-rüşvetçi pezevenk, lan yanacan cehennemde her hafta yeni bi takım alıyorsun nerden geliyor bu paralar
+lan yarrak sanane benim dünya görüşümden, rüşvet de alırım götümü de siktiririm...
-lan ben de mi memur olsam ya, olum sizin orda eleman alınacak mı?
+sakso çekersen müdürle konuşurum abi
-hımm tamam lan...çekmediğimiz şey mi...geç odaya sen ben mi dişlerimi fırçalayım geliyom
iti atsan evin içine mutfaktaki yemek lekelerini yalasa 6ay yemek yememekle beraber, banyoya girdiği anda kokudan zehirlenme tehlikesi geçireceği evdir.*
kız ve erkek versiyonlarının kesinlikle birbirinden farklı olduğu evlerdir. erkek evleri daha pis, daha kalabalık, daha eğlenceli, daha sorunsuz ve daha paylaşımcıdır.
"nerde o eski bayramların" ardından "nerde o eski öğrenci evleri" tadında yeni repliklere gebe yapılar..
bi kaç sene öncesine kadar; mülteci kampı izlenimi veren genel yapılarıyla;birlikten eğlence doğar mantığıyla geyik mevzusunun sömürüldüğü,kişi sayısının fazla olduğu durumlarda temizlik-yemek gibi işlerden kaçmak için türlü cambazlıkların yapıldığı,yiyecek yemek yatacak yer bulmak için hızlı davranmanın şart olduğu,sabahın ilk ışıklarını görmeden uyumanın haram sayıldığı,alt üst komşuların büyük olasılıkla bela okuduğu,her gencin yaşamadan ölmesi durumunda gözünün açık kalma ihtimali kuvvetle muhtemel evlerdi bunlar..
ama artık "teknolojinin yozlaştırdıkları" başlığı altında inceleme riskiyle karşı karşıya.. her eve değil her odaya bi bilgisayar kampanyası dahilinde evin bilumum köşeleri yerine sandalye başında geçirilen saatler o kadar abartılır ki eve gelen insan yüzünüz görmek için bilgisayar ekranın yansımasına bakar...hatta bırakın eve gelen insanları ev arkadaşınızla bile msnden konuşmaya başlayarak iletişim kelimesine yeni bir boyut kazandırırısınız. ama bu boyut zamanla o kadar acı bi hal alır ki kikirdek arkadaş gülüşmelerinin yerini alan klavye sesleri beyninizde yankılanır. lanet edersiniz..
durduğum yerden bakınca çok değil bi kaç sene sonra yapılacak tanımın "kuru, bayat, sıkıcı," kelimelerini içermesi dahilinde, bu güzelliğin sonlarına yetişmiş bizlerde acı bir gülümsemeye yol açacağını görüyorum..inşallah yanılıyorum....