ne bileyim, hayatında ki boş koltuklara birilerini oturtuyorsun sonra onlar yolculukları bitince gidiyorlar. sen o koltukları doldurmak istiyorsun ama, her yeniden dolduğunda dahada fazla boş kalıyorlar. hayatımda bir tek insanı sevdim, öyle güzelliği sohbeti falan değildi. ulan aptallığıma mı yansam anlamıyorum, yaşattığı üzüntüyü bile yaşayamıyorum artık. üzüntüye özlemim. sonra ne oldu sırf ben varım diye, o arada kaldığı o yaşadığı karmaşadan kurtulması gerektiğini düşündüm. kayboldum ortalıktan. şimdi gelse, ben ona yine gitmezdim. onu mutlu edemeyeceğimden değil, ya benden başka biriyle daha mutlu olabilirse düşüncesi yüzünden kendimi çektim. adı üstünde özlem ya işte, o seçimi yapmak zorunda olmadığım zamana, onunla karşılaşmadığım zamana özlemim var benimde. iyi günler.
Düşünsene sevdiğin kız yurtdışına gidiyor ve bir daha gelmeyecek özlemek kolay gelir ama birdaha görememek içten içe öldürüyor be insanı ben niye sevdimki şimdi giderken gitme diyemedim özür dilerim.
bazen biriyle asla konuşamayacak olmak da, hasretlerin en büyüğü demişti biri, dertleşirken.
özlemek de o hasret anlarına tekabül eden anlarda kalbin en iltihaplı hücrelerinde hissedilen gerekli gereksiz ritim bozukluğu oluşturan duygudur.
Sakat bir duygu çok sakat. Yerleştiği ruhu da sakat bırakır.
Aynı zamanda özlememek bundan daha sakattır. Çoğu evli çift bir diğerinin yokluğunda bayram eder. Öldüğü anlaşılmayan bir şeyin leşini taşımaktır böyle bir evliliğe sahip olmak.
Kavuşulmayacak birini özlemek ruhu sakatlar. Ulaşılır birini özlemek nimettir kıymeti biline.
Daha önce hiç tanışık olmadığın bir sesi, bir yüzü özlersin bazen. Aramak istersin yapamazsın.iyi mi hâli nasıl diye sormak istersin soramazsın. Ördüğün duvarları önce senin muhafaza etmen gerekir ki bu çok zor.
alışma eşiği olan his. tamamen yükselip, şiddettinden her an bir delilik yapacak gibi olduktan bir sonraki aşamada boşveriyorsunuz ve o his sönmeye başlıyor.