sanki kpss soruları sınava girerken getirilen kalemle, silgiyle, su şişesiyle çalınmış ve bu kadar adama servis edilmiş gibi, önlem olarak bunların getirilmesini yasaklamayı uygun gördüler.
kurban olarak da osym başkanı seçildi, ama asıl failler hala bulunamadı. kimlerin çaldığı, dağıtım organizasyonunu kimlerin yaptığı meçhul. ya da biliniyor ama örtbas ediliyor. zaten bir iki ay sonra da kimsenin aklına bile gelmez bu olay.
hedef saptırmak için kasıtlı olarak, ajan filmlerinde görülecek türden abuk senaryolar üretilerek, kameralı kalemlerden, telefonlu saatlerden falan bahsedilmeye başlandı. peki bu cemaat dershaneleri meselesi ve kadrolaşmanın sebep olduğu kirli ilişkiler ne zaman gündeme getirilecek acaba? sabırla bekliyoruz souşturmanın sonuçlanmasını.
sorunun çözümü için yalnız osym başkanı değiştirilip, önlem olarak da saat, kalem, silgi getirilmesi yasaklandığına göre, anlaşılan o ki; olay hiçbir zaman tam olarak aydınlanmayacak ve asıl failler hiçbir zaman bulunamayacak.
özel yöntemler hazırlamışlar kendi çaplarında. biz telefonla alımın çağdışı olduğundan bahsederken ösym hazretleri saati bile almaycakmış artık. bir de sınavda herkese özel şeker ve kalem verecekmiş. tabi karşımızda da 20 cm çapında saat bulunacakmış.
ösym kurumsal bir aptallık içerisindedir demek sanırım ösym'ye söylenebilecek en güzel sözlerden yalnızca birisi.
garip olanı bugün yök'e bir yazı yazdım. ösym'nin modernize edilmesi gerektiğini, mağdur ettiği yüzbinlerce insan ve daha önce gerçekleştirdiği sınavlarda da şaibe olduğundan en azından bir özür yazısı yayınlaması gerektiğinden bahsettim. hatta kurumsal onur açısından bundan sonra yapacağı sınavlardan para almaması gerektiğini yazmıştım. sanırım cevap olarak yayınladılar bu ilanı. tam bir şakaysa hiç komik değil ciddiyse çok komik durumu yaşanıyor şu anda.
bir teori vardı; eğer bişeyler ters gitmeye başlarsa herşey ters gider üzerine. ösym şu anda bunu yaşıyor. düzelir mi bilmem ama düzülenler olarak değişmeyeceğimizden eminim.
ne hoş bi kurummuş meğer. sınav erteledi, birleştirdi, geri ayırdı vs vs... üç dört gün için de olsa kafamı allak bullak etmeyi başardı.
ben mi çaldım da dağıttım bu soruları arkadaş ki ben mağdur oluyorum?
devlet kurumlarında önemli mevkilerde yuvalanma hareketinin son halkası. plan basit: soruları el altından aktar, olayı ortaya çıkar, bütün sınavlar bir anda şaibeli konumuna düşsün, kurumun adı lekelensin, başkan istifa etsin, sen de onun yerine adamını yerleştir.
birçok skandalı örtbas etmek için bu kadar fazla sayıdaki skandalı bir kişinin -ünal yarımağan'ın- üzerine mal eden karaktersiz kurum.
ünal yarımağan giderken arkadaşlarıyla tek tek tokalaştı, insan bi sarılır e be kültürsüz adi insan. giderken arkadaşlarına veda ettin de peki benden helallik istedin mi? aha söylüyorum ünal'cığım.
gitsen de gitmesen de sana hakkımı sonuna kadar harrrrram ediyorum. senin o eski başkanlığını yaptığın ösym kurumu da dahil.
Başkanı bugün görevden istifa eden Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezinde, aralarında özel kalem müdürü ve genel sekreterin de bulunduğu 9 kişi görevden alınmış.
ösym bir zamanlar türkiye'nin hiç kuşkusuz "en güvenilir" kurumuydu.
herkes hata yapardı, ösym yapmazdı.
güven verirdi. öyle ki, hilesiz, hurdasız, adam kayırmasız bir sınav yapılmak isteniyorsa "ösym yapsın" denirdi. başında da altan günalp hoca vardı yıllarca.
ösym "güvenilirlik" endeksinde tsk ile çekişirdi.
türkiye'de bütün kurumlar gibi ösym de "bahtına düşen payı" aldı. o da artık "bizim memlekete" uygun hale geldi. yani "evlere şenlik"
rezaletin, usulsüzlüğün, haksızlığın, yanlışın bini bir para.
biz de gazetecilik işimizin gereği olarak burada yapılan ve milyonlarca gencin geleceğini
etkileyen hataları haber yapıyoruz.
ösym başkanı ünal yarımağan diye bir profesör var.
bu adamcağız bunca hatadan, bunca rezaletten hicap duyacağına, kurumu düzeltmeye çalışacağına, bunu beceremiyorsa ki öyle görünüyor, istifa edip gideceğine ne yapıyor biliyor musunuz?
modaya uyuyor ve "basını suçluyor".
biz bu haberleri reyting almak için, okunmak için yapıyormuşuz.
zannedersin ki, ortada bir rezillik, bir hata yok da biz yalan yazıyoruz.
hayır. tam aksine yazılanların hepsi doğru. hatta az bile yazılıyor.
siyasi gündem yoğunluğundan bu büyük rezalet hak ettiği yeri bulmuyor bile gazetelerde ama
yarımağan'a göre "biz suçluyuz".
çünkü bu ülkede rezalet yaratmak ayıp değil, ama rezaleti yazmak ayıp. ayıp ne, daha beteri suç.
aynı evde oturan 20 kişi aynı puanı almış, satırı satırına.
yarımağan'a göre burada bir acayiplik yok.
ama bizim yazdıklarımız acayip. allah aşkına siz söyleyin.
acayip olan kim?
sitesine merakımdan girip bakayım dedim Server is too busy yazıyor. her sene en az 4 milyon kişiyi sınav yapan kurumun web sitesinin ota boka kitlenmesi ilginç geliyor.