Hani insan aşk acısı çektiği zaman bundan daha kötü ne olabilir ki diye düşünür ya. Ya da sevdiği bir arkadaşıyla kavga eder morali bozulur, istediği notu alamaz ya da istediği ayakkabıları… isyan eder sonra. Aşk, arkadaşlık, başarı, para… Her şey o kadar boş geliyor ki ölüm gibi bir gerçeğin olduğunu bildikten sonra.
ah o kara gozlu nazli sevgili! hep kacar elden. gosterir de yuzunu, varmaz. cagiririm, duymaz. ozlenendir. bir gun elbet ereriz vuslata; iste o gun dugundur bana.
Ölüm, insanları ebedi olarak yok eden bir idam değildir. Ölüm, insanların kaybolup bir daha varlık alemlerine çıkamayacağı bir hiçlik de değildir. Ölüm fanice yaşayıp, bir daha varlık alanına gelememek de değildir. Ölüm, bir daha toplanmamak üzere ceset ve cismin dağılıp sönmesi ve dağılması da değildir. Ölüm, dost ve ahbaplardan ebedi olarak ayrı düşmek de değildir. Ölüm, tesadüfen yok olmak da değildir. Ölüm, kendiliğinden olan ve varlık alemini dağılmaya götüren failsiz bir fiil de değildir.
Ölüm, her fiilin sahibi olan Allah’ın kasıtlı ve intizamlı olarak yarattığı bir terhistir, bir mekan değişimidir. Yani meşakkatli ve sıkıntılı dünya hayatından, lezzet ve istirahat yeri olan cennete gitmektir. Ölüm, ebedi saadet yurdu olan ve insanın asıl vatanı hükmünde olan cennete bir sevkiyattır.
bütün savaşlar,bütün kirlilikler,ve tattığımız zaferler
bütün gerilimler acılar ve kutsamalar
bütün tutkular,incinmeler ve harcadığımız aşklar
günah çekilen yerler,bunun için.
"Ölüm kaçınılmaz bir şeydir. Bize
yetişeceğini bildiğimiz tek şey ölümdür.
Bunda ne ayrım ne de şaşırtıcı bir şey
olabilir. Bütün yollar bizi ona götürür.
Bütün yaptıklarımız ona hazırlanmış
olmak içindir. Ölüme hep yaklaşılır,
ondan uzaklaşmak diye bir şey yoktur.
Yine de o gelince şaşırırız. Bu hayat bir
saat ya da bir gün süren kısa bir geçişse,
onu bir saat ya da bir gün daha uzatmak
için ne diye çırpınmalı?
Sonsuzluk,
aldatıcı dünya yaşantısından daha
güzeldir." evet.boyle iste.