çok genç, hatta çocuk ölmek istemeyen bazen ölümüm ne olduğumu bilmeyen hastalara çok üzülüyorum..
çıkmaza düşüp intihar edenlere, ellerinden kimsenin tutmamasına, belki kimselerinin olmamasına çok üzülüyorum.
sevdiğim insanların ölecek olmasına da çok üzülüyorum.
öleceğini bilmeden kırıp dökerek, üzerek yaşayanlara acıyorum.
eksikliklerim var. bunları yaşamadan ölmek istemem. uzun yaşayıp muhtaç olmayı da istemem. tadı kaçmadan gitmek iyi olurdu.
Ölüm soğuk bir kelime insanı sevdiklerinden ayıran tek gerçeklik. En güzeli de bir yandan. Ölüm denince arınma geliyor aklıma nedendir bilmem. Bu dünyadan tüm acimasizliklardan kötülkelerden kurtuluş. Tam bir yok oluş. Temiz kalmanin bir nevi insan olarak devam edebilmenin her geçen gün daha da zorlaştıgi bir evrende en güzeli olum dilemek olur herhalde
insan öleceğini bilerek yaşar ancak aptal olanlar bunu unutur ,sanki hiç ölmeyecek gibi dünyaya adapte olur . zeki olanların ise her anında aklındadır bu.
ne kadar çabalarsan çabala , ne yaparsan yap sonun ölüm işte. nereye gideceğini asla bilemeyeceksin. işte bu beni her zaman ürkütür, ama bir yandan da rahatlatır.
Bazen dalgınlıkla sıcak bir çaydanlığı tutar gibi ölüm acısını nasıl tutacağınızı bilemezsiniz, şaşkınlık ve öfkeyle kalakalırsınız. Elinize düşen bir kordur, oradan üstünüze yapışır, içinizden atamazsınız. Akciğerleriniz yeniden açılır, bir yenidoğanın ağlaması kadar içgüdüsel ve hayatta olduğunuzu gösteren bir yakarışla ağlamaya başlarsınız. ikinci doğuş birinci doğuştan daha sancılıdır; ölüm acısı, acının pay edilmesi, yas sürecini bilerek başka türlü yaşayamazsınız zaten.
Allah'ın emri. kimi için kurtuluş, kimi için de azap olacak. siz bakmayın ölüme, nefes almak zor ama zamanı yendiğini her şeye rağmen göstermek seni hayata bağlayacak. morarmış vücudları akla getirir(!)
az önce haberini aldığımdır. en azından bulunduğu için sevindirten hâlleri vardır.
ne yapacağımı hiç bilmiyorum. bu entry de bu bilmemezlikle giriliyor.
5 gündür bekliyordum. beklemek gibi bir lüksüm de kalmadı.
Allah’ın emri. cennette benim için güzel playlistler hazırla. bir de geldiğimde bana veremediğin o oyuncağı isteyeceğim, ayarla bir şekilde. Sahibin Allah’tı zaten. Tez vakitte kavuşalım inşallah.
Yaşamı güzel kılan şeye denir. Olmasaydı dayanılmaz bir ızdırap haline gelirdi bu yaşam.
Bazen tanrıdan dilenen ama sevdiklerine bir daha kavuşamayacağını hatırladıktan sonra cesaret edilemeyen olay olur ayrıca. Bir tene dokunamamak, öpüp koklayamamak, artık sevememektir. hatta bir kalp bile taşımamaktır artık. Her geçen gün Unutulmaktır. Yüzün fotoğraflarda artık öylece kalmasıdır. Hele de Sevdiğinse ölen : Yaşanan günlerin bir anıdan çok bir acıya dönüştüğü leveldir.
bir oda, yerde bir mum, perdeler indirilmiş;
yerde çıplak bir gömlek; korkusundan dirilmiş.
sütbeyaz duvarlarda çivilerin gölgesi
artık ne bir çıtırtı ne de bir ayak sesi.
yatıyor yatağında dimdik, upuzun, ölü;
üstü, boynuna kadar bir çarşafla örtülü.
bezin üstünde ayak parmaklarının izi;
mum alevinden sarı, baygın ve donuk benzi.
son nefesle göğsü boş, eli uzanmış yana;
gözleri renkli bir cam; mıhlı ahşap tavana.
sarkık dudaklarının ucunda bir çizgi var;
küçük bir çizgi, küçük, titreyen bir an kadar.
sarkık dudaklarında asılı titrek bir an;
belli ki, birdenbire gitmiş çırpınamadan.
bu benim kendi ölüm, bu benim kendi ölüm;
bana geldiği zaman, böyle gelecek ölüm.