Ölüm her aklına geldiğinde
Ah edip, vahedip inleme
Bu halinle tanrıyı incitmiş olacaksın
Ecel kapını çaldığı zaman, evi telaşa verme
O geldiği zaman, sen gitmiş olacaksın.
Herkesin farklı köşelerden sokaklardan caddelerden geçtikten sonra aynı apartmanın kapısından içeri girmesi gibi bir şeydir. Bir çok kitap almışsınızdır okurum diye ama kapağını açamadan girebilirsiniz o kapıdan kimbilir. Gezi planlarınızı yazdığınız defter kabarmıştır; seneye, hatta bir diğer seneye, ama daha yaz gelmeden girersiniz o kapıdan. Nerde bu kapı hiç bilinmez belki hergün yürüdüğünüz sokağın sonunda veya o sokağa yaklaşmadan önceki beklemek istemediğiniz son kırmızı ışıkta kimbilir..
belki ölürken söylediklerimiz ardımızdan söylenenler kadar önemli değildir. öldüğünüzde birisinin sizin arkanızdan söyleyebileceği en güzel şey nedir? en kötüsü nedir? kim olduğunuz ikisinin arasındadır.
veya belki kelimeler bir hayatı tanımlamak için kifayetsizdir. belki de yaptıklarımız tanımlar.
ölüm ciddi iş.
vallahi bak, öyle beylik laflar ederek anlaşılmaz ölüm.
ölüm ansızın çıkagelir. ansızın, sinsice.
öylece böğrünüzden sıkıverir sizi. kimin öldüğü mühim değildir. o ruhun kayboluşu, sizin gönlünüze dokunmuştur. sizden bir şeyler yakalamıştır ve ses tellerinizi almıştır.
ölüm sizi ansızın derste yakalar.
arkadaşınızın babasını yakalamıştır bu sefer.
gözleriniz dolar.
bir başkası olsa bu kadar çok tepki vermezdi.
fakat benim tepki vermemin sebebi benim babamın da bir hastalığı olmasından dolayıydı.
babamı düşündüm o an. o tabutta benim biricik babamın olduğunu düşündüm.
gözyaşlarım laf dinlememekle birlikte, daha da şiddetleniyordu.
bilmiyorum, belki de ben fazla melankoliğim, fazla karamsarım.
az sonra arkadaşları geldi rahmetlinin.
karısı, arkadaşıma " bak oğlum babanın ilkokul arkadaşları..." diye tanıttı ağlamaklı gözlerle.
biz de ağlıyorduk.
o gün, çekirge camiisindeki herkes ağlıyordu.
kimse metanetli olmaya çalışmıyordu.
ölüm buydu işte.
ölüm, hayattaki en ciddi işti ve biz, artık büyümeliydik.
farkına varmalıydık...
onun...
sonsuzluğun...
ve kabullenmeliydik...
en güzel hüzünlü gözler seninkisi
en güzel mavi gözler seninkisi
ve ölüm, ölüm en çok sen de güzel ve değerli...
hadi ayağa kalk savaşçı kız!
hayata karşı durmaya çalış...
biliyorum, başaramayacaksın..
ama söylüyorum işte
belki de vicdanımı rahatlatmaya çalşıyorum
üzgünüm...
ve şimdi ise gerçekleri hissettiklerimi söylüyorum;
bu gece o güzel gözlerini kapat
ve hiçbir şeyi düşünmeden uyu, ölüme ve gerçek var oluşa...
o güzel gözlerinden yaşların akmasını istemiyorum
buna izin vermek istemiyorum..
en güzeli ölüm!
en güzeli gözlerin!
bugün ilk sorumsuz davranışını gerçekleştir
bırak, kimseyi düşünme!!
bugün ilk defa insanları üz!
ve bırak git,
git ama içindekileri söyle
yeter ki hissettiklerini söyle!
her şeyden değerli olan hissettiklerin..
saklanma, sevdiğin karanlık köşene çekilme!
o güzel parlak yüzünü saklama
seni iyi tanıyorum
çünkü sen bensin, en yakınımsın, en güzelisin ve en safısın
artık güvenme şu insanlara
bırak lütfen ve üz onları seni üzdükleri gibi
üz ki sen öldüğünde onlar üzülmesin
senden nefret etsinler, sevmesinler
ve onlar üzülmesinler
'sen nasıl birisin?'
ölüm bile gelmişken yanına
neden şu insanları düşünürsün?!
neden şu insanlara değer verirsin!?
ölüm sana yakışıyor
o hüzünlü bakışlarına..
en çok da buna üzülüyorum
o mavi gözlerini bir daha göremeyeceğimden
ama sen yeter ki mutlu ol!
ve git...
ölüm sana yakışıyor
o saf ve temiz yaralı kalbine
en çok buna üzülüyorum
kalbini kırdığıma...
ve ölüm en çok sana yakışıyor...
bu şehirde, bu gece sessiz çığlıklar yükselecek
dev feryadlar inleyecek ve duyulacak
sen, sen kanatsız melek!!
sakın arkana bakma ve üzülme..
sadece git!
bu insanlardan uzağa, çok uzağa!!
ve ölüm en çok bu kıza yakışıyor,
hüzünlü bakışlarına ve yaralı kalbine!!
Ölüm kimileri için herşeyin bittiği kimileri içinse herşeyin daha yeni başladığı dönüm noktasıdır. Ölüm dünya denen sınav mekanından kurtulup sonuca varıcağımız yoldaki ilk adımdır.
insanın üzerinde odaklanması gereken yegane "araçtır".
Yaşam ölüme doğru akar , yaradılış ve dünya serüveni hep ölüm ve sonrası içindir.
Ölümün önemini unutup , mümkün olduğunca uzun yaşamayı istemek aptallıktan da öte bir arzudur.Çünkü "son" kaçınılmazsa , sondan önceki sürenin uzunluğu da alınacak hazzı arttırmaz aksine içten içe bir elem sizi kemirir durur.
Madem ki insanın çocukluk ve gençlikten getirdiği özelliklerini değiştirmesi oldukça zordur , madem ki yaşanılacak her zorluğa karşı sabır göstermek ne kadar sevap olsa da , gösterilecek herhangi bir isyan tüm amellleri tehlikeye atabilecektir ; öyleyse mümkün olan en kısa sürede ölümle kucaklaşmak , bu boyutu terk edebilmek en güzelidir.
uyarı : intihardan değil , ölümün çabuk gelmesinden bahsediyorum.
insanoğlunun varoluşundan bu yana nedenini, niçinini, nasılını, çaresini ve bilhassa sonrasını merak ettiği, hayatsal fonksiyonların sona erme durumu. her beşerin içini ürperten; "bir gün ben de öleceğim" düşüncesini aklından çıkarmasına fırsat vermeyen; mezarlıkları ürkütücü, ruhani varlıkları inandırıcı kılan "yaşam" karşıtı kelimedir aynı zamanda. yaşayan her varlık hayatının çoğu anında ölümü kendisine uğramayacak bir yabancı gibi görür. ancak hiç beklemediği, ummadığı bir anda karşılaştığında ölümle, ancak o zaman herkes gibi bu dünyanın kendisine de kalmayacağı ve nihayetinde hesap vermesi gerekeceği gerçeğiyle karşılaşır. hayyam'dan bir alıntı bu entry'nin altına pek yakışacaktır kanımca:
"Niceleri geldi, neler istediler,
Sonunda dünyayı bırakıp gittiler.
Sen hiç gitmeyecek gibisin değil mi?
O gidenler de hep senin gibiydiler."
henüz 6 yaşındayken sırtıma oksijen tüpü takarak yenebileceğimi düşündüğüm hede. gel gör ki büyüyünce hayaller de küçülüyormuş filmde dediği gibi. tatmamız şart olmuş doğa kanunu.
mart 2010 ayında o kadar çok etrafımda gezmiş, sevdiğim en değerlim iki kişi başta olmak üzere etrafımdaki bir çok insanın ailesinden birilerini alıp götürmüştür ki, sıra bana geliyor dediğimdir. gelsindir. *
uyudun uyanamadın olmak diye anlatmış şair. ertesi gün uyanamayacağını düşünmeden gözlerini kapatıyorsun açamıyorsun bir daha. annen ağlıyor en çok arkandan, baban, kardeşlerin, varsa sevgilin.. 3 gün 5 gün ağlıyorlar sonra akıllarına geldiğince. ama annen her gün ağlıyor. yapılan o kavgalar, dökülen gözyaşları yalan oluyor. uğruna ağladığın herkes unutuyor seni sadece uğruna ağlayan kadın kalıyor. annen...