Yeniden doğuştur aslında ölüm. matematikte iki eksinin artı olması misali ölümlünün ölüp dirilmesidir aslında.ne kadar sevilirsen sevil cenazendeki insan sayısını o günkü hava durumunun belirlediği kelimedir ölüm. iki kapılı bir hanın ilk kapısını kapatmaktır ölüm. Her şey bir yana sevgiliye , en sevgiliye kavuşmaya daha çok yaklaştıran olgudur ölüm...
dünya tarihinde deneyimleyip geri dönen ve deneyimlerini paylaşan birisi olmadığı için bir fenomen ve bilinmezlik olarak kalacaktır. kişi öldükten sonra ne olur ? sorusu daima dinlerin oluşmasına ve inanç sistemlerinin kurulmasına yol açacak ama ölüm bilinmezliğini koruyacaktır. dolayısıyla "ölüm vardır" bile diyemeyiz. çünkü bir şeye var diyebilmen için onun bir başı ve bir de sonu olması gerekir, sonu olmayan şeye var diyemezsin. ölümün sonunu bilmediğimiz için ölüm aslında bir son değildir.
bana kalırsa ölüm yeni bir başlangıç, bir zirvedir. yaşamın zirvesidir. yaşamın bir sanatsa, ölümünde bir sanat olacaktır. çünkü yaşam başladığı anda, ölümde başlar. ölüm yaşamın içindeki bir tohumdur ve tohum bir gün çiçeklenecektir. dolayısla ölüm ve yaşam iki ayrı şey değil, aynı kuantum sıçramasının iki farklı kutbudur. yaşamdan ölüme ve ölümden yaşama olan bir sıçrama..
bu yüzden reenkarnasyon vardır.
diriliş ayetleri
2:28 - "Allah'ı nasıl inkâr edersiniz ki, ölü idiniz sizleri diriltti. Sonra sizleri yine öldürecek, sonra yine diriltecek, sonra da döndürülüp ona götürüleceksiniz."
"Ölüm kaçınılmaz bir şeydir. Bize
yetişeceğini bildiğimiz tek şey ölümdür.
Bunda ne ayrım ne de şaşırtıcı bir şey
olabilir. Bütün yollar bizi ona götürür.
Bütün yaptıklarımız ona hazırlanmış
olmak içindir. Ölüme hep yaklaşılır,
ondan uzaklaşmak diye bir şey yoktur.
Yine de o gelince şaşırırız. Bu hayat bir
saat ya da bir gün süren kısa bir geçişse,
onu bir saat ya da bir gün daha uzatmak
için ne diye çırpınmalı?
Sonsuzluk,
aldatıcı dünya yaşantısından daha
güzeldir." evet.boyle iste.
bütün savaşlar,bütün kirlilikler,ve tattığımız zaferler
bütün gerilimler acılar ve kutsamalar
bütün tutkular,incinmeler ve harcadığımız aşklar
günah çekilen yerler,bunun için.
Ölüm, insanları ebedi olarak yok eden bir idam değildir. Ölüm, insanların kaybolup bir daha varlık alemlerine çıkamayacağı bir hiçlik de değildir. Ölüm fanice yaşayıp, bir daha varlık alanına gelememek de değildir. Ölüm, bir daha toplanmamak üzere ceset ve cismin dağılıp sönmesi ve dağılması da değildir. Ölüm, dost ve ahbaplardan ebedi olarak ayrı düşmek de değildir. Ölüm, tesadüfen yok olmak da değildir. Ölüm, kendiliğinden olan ve varlık alemini dağılmaya götüren failsiz bir fiil de değildir.
Ölüm, her fiilin sahibi olan Allah’ın kasıtlı ve intizamlı olarak yarattığı bir terhistir, bir mekan değişimidir. Yani meşakkatli ve sıkıntılı dünya hayatından, lezzet ve istirahat yeri olan cennete gitmektir. Ölüm, ebedi saadet yurdu olan ve insanın asıl vatanı hükmünde olan cennete bir sevkiyattır.
ah o kara gozlu nazli sevgili! hep kacar elden. gosterir de yuzunu, varmaz. cagiririm, duymaz. ozlenendir. bir gun elbet ereriz vuslata; iste o gun dugundur bana.