Çoğu zaman varlığını unuttuğumuz. Hayatın en çarpıcı gerçeği. Asla bir son değil, bir başlangıç. Ölüm hadisesi gerçekleştiğinde ne kızgınlıkların kalır ne hüznün, dünyadaki her şey dünyada kalır. Ve sen ebedi yolculuğa adım atarsın. Hayat böylesine kısa ve anlamsızken, birbirimizi üzmenin, birbirimize kırılmanın, para için hayatımızı harcamanın pek bir anlamı olduğunu zannetmiyorum. Ne yazık ki sevdiğimiz bir çok insanın değerini ölünce anlıyoruz. O yüzden en sevdiklerineze sıkı sıkı sarılın. Onların kalbini asla kırmayın, sonra düzeltme şansınız olmayabilir...
maddi hayattan maneviyata göçüştür, her canlı tadacaktır kaçınılmazdır ama son değildir. beden yargılanıp ruh ya mükafatlandırılacak ya da cezasını çekecek.
Ölüm bir özgürlük halidir. Dini gerekçeler şöyle dursun.. Aksine kürek cezasına vurulmuş suçluların güvertesinden ayrılışı kadar umut doludur ölüm. Sonrası karanlık yada aydınlık. Varlık yada hiçlik.. Ne olursa olsun bir kurtuluş muştusudur. O kadar beyhude bir o kadar derin.
belki de bundan yillar sonra(oyle umuyorum) buralari okuyan biri, bir tanidik gorur de hatirlar beni diye yaziyorum. cok isterdim kaybettiklerimin de boyle birseyler karalamis olmasini zira unutuyor insan, unuttukca da gaddarlasiyor.
fazla dramatize etmeden olayi sadece gelelim. evet sevgili dostum, öldüm... belki 3-5 kisi gelmistir cenazeme belki de yuzlercesi, ne farkeder. hicbirzaman dikkat cekmeye calisan girisken konuskan bir insan olmadim. hic vazgecilmez olmadim, yalandan da olsa. annemden baska hickimsenin senin icin ölürüm deyisine inanmadim. cunku anadan baska kimse, kimse icin ölmezdi.
neyse basarili bir kariyerim olmadi, cok paralar kazanamadim, hic öyle bir amacim da olmadi ya neyse. ölünceye kadar gecer mi bilmem ama cok sevdim, sevdigime bir turlu inandiramadim. sonradan anladim ki sevgi inanilacak birsey degil.
yasarken hep sunu dusundum; milyarlarca insan yasamis ölmüs, onca hirs onca kavga savas hepsi bosa. onca kahraman buyuk insanlar tarihi degistirenler hepsi hepsi öldüler ve yoklar artik. bizim onlarin ne kadar buyuk olduklarini bilmemiz neyi geri getirir ki? yoklar iste. ben bunlari dusunurken anladim ki kimse hatirlamasin beni, bunu istiyorum.
jack nicholson'un muthis bir tradi vardir: "ben öldüğümde ve beni tanıyan herkes öldüğünde, hiç yaşamamış gibi olacağım." der. daha ustune soz soylemek bize dusmez ama degmez iste ya hicbir hirsa yalana dolana degmez bu dunya yani degmedi. hani vardir ya bir suleyman gecti bu dunyadan der buyuk komutan, sessiz sedasiz bir cionic gecti bu dunyadan kimseyi kirmamaya calisti onun icin hep koselerde kendi halinde yasadi ve öldü. yarinlar sizlerin ve guzel olsun. saglicakla.
--spoiler--
Ölüm her aklına geldiğinde
Ah edip vah edip inleme
Bu halinle Tanrı'yı incitmiş olacaksın
Ecel kapını çaldığında evi telaşa verme
O geldiği zaman sen gitmiş olacaksın
--spoiler--
Neylersin olum herkesin basinda
uyudun uyanamadin olacak
kimbilir nerde nasil kac yasinda
bir namazlik saltanatin olacak
taht misali o musalla tasinda...
nefesi ensemde bu ara. kokusunu alabiliyorum artık iyice.
canımın acısı geçer mi kollarına atılsam?
sevgili gibi bir şey bu ölüm dedikleri;
üzerine gidiyorum, kaçıyor.
kaçıyorum, sürekli peşimden geliyor...
bıraksa ya peşimi?
canım acıyor benim. hem korkuyorum da zaten.
nasıl ölmüştü dedem? -gülmekten-.
kocaman elleri var bu ölümün, ve kocaman ayakları.
oysa kendisine çok beden küçük gelirim ben. biraz daha zaman verse? büyüsem?
hayatımın hemen hemen her günü dilediğim fakat hayatın hiçbir safhasında adalet olmadığı gibi ölüm sırasında da adalet yok maalesef.
yaşamak isteyenler ölür, ölmek isteyen ise yaşamak zorunda.
intihar et kkardeşim, diyecek olanlar vardır.
intihar korkaklıktır.
arkadaşlarınızla girdiğiniz bir kavgadan kaçmak gibi,
dayak yersen çok koymaz arkadaşlarına ama kaçarsan bitersin onlar için.
bu nedenle intihar yok kitabımda.
neden yaşamak istemeyişime gelince,
bu oyundaki rolümü beğenmedim sadece.