iki gün önce bir yakınımızı kaybettik. insan derin düşüncelere dalıyor. ama çok sürmüyor bunu fark ettim. yalnız ölen kişinin yakınlığı bu zamanı arttırıyor böyle bir şey de var.
ölüm yeniden başlangıçtır.
ölüm dirilmektir aslında.
ölüm uykudan uyanmaktır, uyandırılmak daha doğru olur.
ölüm gözlerin açılmasıdır.
ölüm misafir olarak kaldığımız dünyadan haneye geçmektir.
ölüm yaşamaya başlamaktır.
ölüm için yaptığım yukarıdaki kriterler sadece allah'a hakkıyla bağlı kalan insanı kapsar. hala vakit var. o'nu hayatımıza dahil edelim ve rızasını kazanmaya çalışalım.
Ölüm neye inanırsanız inanın muazzam bir şey olduğu gerçektir. Ben inançsız biri olaraktan öldükten sonra ki yaşayamayacaklarımıza ve arkamızdan yaşayacaklara seviniyorum.
Mevsim normallerinin üzerinde izliyorken
Parçalı bulutlu olarak görüyordun
Oysaki gök gürültülü sağanak yağışlıydım
Az bulutlu kalbin güneşi engellerken
Kar, tipi, fırtınalarda kaldım
Kalp ve damar bölgelerinde 3 ila 5 derece düşerken hayat
Az bulutlu kalbin, parçalı bulutlu hayatın,
Kalbimin Batı ve güneybatısından 3 ila 5 kuvvetinde rüzgârlar estiriyordu
Gözlerimdeki dalga 1,0 ila 2,0 m.
Görüş mesafesi, sis yok, mezarlık çok yakın.
dünyanın mükemmel yaratılışına, doğanın mükemmel dengesine uymayan bir son.
uzay, gezegenler, yıldızlar, dünya, doğal yaşam, hayvanlar, insanlar, organlar, genler her şey müthiş bir şekilde yaratılırken neden bunların sonuna "ölüm" konmuş?
ölüm yerine, dünyanın üzerinde bir kapı olsaydı ve vadesi dolanı oraya yürüyerek uğurlasaydık, merdivenleri çıka çıka gitseydi daha güzel bir son olmaz mıydı?
ölüm çok çirkin, çok siyah ve çok soğuk bir son değil mi bu mükemmel dünya için?
en güzel filmlerdeki giriş ve gelişme bölümünün çok güzel olup sonucun alalade bağlanışı gibi. sanki senaristler sonuna gelince sıkılıyor ve amaaaan diyor buraya kadar güzeldi işte nasıl bitiyorsa bitsin. hep böyle bir basitlik var film bitişlerinde.
tanrı da bunca şeyi yarattıktan sonra sıkıldı mı acaba? sıkılıp "son"u boş verdi nasıl sonlanıyorsa sonlansın onca şey mükemmel oldu bu mükemmel olmayıversin mi dedi? neden insanlığa böyle korkunç bir şeyi miras bıraktı?
dünyanın tepesinde bir kapı olsaydı insanlığın gözünün önünden ayrılmayan ve hep orada duran, bu dünya daha barışçıl, adil ve daha güzel olmaz mıydı? yaratıcıdan haberdar, sonumuzun nasıl olacağından haberdar ve sondan sonrasını bilerek yaşasaydık... daha mutlu yaşamaz mıydık?
şimdiyse sevdiklerimiz ne zaman bizi terk edecek, biz hangi acılar içinde çekip gideceğiz bu diyardan diye düşünerek bu hayatı cehenneme çeviriyoruz.
çok daha güzel bir son olabilirdi...
çok daha güzel bir son yoksa, insanlar, hayvanlar lanetlenmiş canlılar mı diye merak etmeden duramıyorum.
neden bu kadar acılı olmalı sonumuz? neden sevdiklerimizi kaybederek imtihan edilmek zorundayız? neden sevdiklerimizi pembe bulutların ardına göndermektense, en aşağılık olaylarla kaybediyoruz...
ölümden mi ötesini bilememekten mi korkuyoruz, asıl soru bu? korkmaya gerek var mı? ölüm bir son değil; ölüm kederin bittiği gün; olabildiğince acılı ve çığlık çığlığa olmalı ölüm. ıstırabı bedeni aşıp ruha nakşetmeli; bedene aynı anda saplanan onlarca çivi gibi, tırnakların kerpetenle sökülmesi gibi, kafatasını delip beyne giren bir matkap ucu gibi olmalı ölüm.
kan her yeri kaplamalı, yıkamalı her noktayı. biliriz ki kanla yıkanan beden, hiçbir sıvıyla temizlenemeyecek kadar kirlenir.
Bize gülümser. Bizim yapmamız gereken ise ona karşı gülmektir.
Hayatını dolu yaşamış bir kişiye ölüm bir arkadaş gibi gelir. Hayatını boş yaşamış birine ise bir düşman gibi gelir. Devamlı ölümden kaçar o kişi. Saklanır, ama ölüm eninde sonunda kendisini bulur.
Umarsızca... Her şeyi bilirsin ya hani. işte, ölümden sonrasını bilen yok. Ne boyut, nasıl boyut? Cevapsız...
Ölmek kolay, zor olan sonrasında buraya bir haber vermek. Kalbini durdurur. Nefes alıp veremezsin. Ağlayamazsın, gülemezsin. Euhun çıkar gider, beden çuvalının içinden. Özgür orduların süvarileri gibi, nereye gidersin umarsız ruh? Özleyebilir misin? Tekrar sevebilir misin?
Gel benimle şarkı dinle... Ömür, ölüm. Aşk, sevda. Ölüm umarsızca koşup gidersin. Sonu bilinmeyen sonsuz diken. Acıyı geride bırakırsın da, sen ne yaparsın. "Herkes memnun ki yerinden, dönen yok seferinden." Of! Ölüm; dört harfli aynası olmayan, bilinmeyen girdaplı son...