merak edilendir. yani merakım tekrar dirilecek miyiz falan değildir. Allah'a şükür müslümanım ve dirileciğime aldığım nefes kadar inanıyorum merak ettiğim o duygu ölüm duygusu ölümün tadı,kokusu...
nasıl bir iz bırakacak bende ölüm ne getirecek nerede yakalayacak beni yada ne zaman.
bir yaz akşamı meçhul bir sahilin kenarında dalgaları seyrederken mi?
hayallerimin hakikata dönüştüğü o güzel anda mı?
tam hayatta bir tebessümü yakalamışken mi?
hep düşünmüşümdür ölüm onu benden alabilir mi? mevlana der ya ben ne aklımla ne kalbimle severim olur ya kalp durur akıl unutur ben ruhumla severim o ne durur ne unutur diye işte ölüm onu unutturabilecek mi yada eski hatıraları silebilecek mi?
ölüm geldiğinde onun suretiyle gelse koşa koşa kollarına atlamaz mıyım ölümün severek ölmezmiyim yaşarken ki gibi.
Sanıldığı kadar kolay gerçekleşmeyen, kainatın peygamberi muhammedi bile ter içinde bırakan ruhun bedeni terk etme anıdır. Herşeyden önemlisi hayırlı bir müslüman olarak ölüm herşeyin önündedir efendim.
36.yalan sonrası yalan denilendir.belki mutlululuğun gerçek adresidir.
güneş doğuyordu ısıtmaya basladı camlardan kırılarak üzerine düşen ışınları bedenini.üzerinde garip bir mutluluk vardı.nedensiz mutlu hissediyordu kendini.mutsuz olması için bin tane keder bin tane dert bin bir tane hüzün yuva kurmuşken nerden çıktı ki gereksiz mutluluk.son günlerde bunu hakedecek birşeyler yapmış olmalıydı.düşündü durdu bulamadı.
hiç ses yoktu ne annesi namaza kalkmıştı ne kardeşi işe gitmek için hazırlanıyordu.daha çok erken diye geçirdi içinden.sağıma döneyim dedi üşendi,gözlerini açmak istedi vazgeçti.sanki mutluluğu gözlerini açınca uçup gidecek gibi hissetti.keyfini süreyim dedi. uzun süredir kıpırmadan yatıyordu sessizlik her yanını sarmış ve gözlerinin hemen önünde ışığı hissediyordu.hava bu gün güzel olacak yeşil montumu giymeyeyim diye düşündü.kalkıp her zamanki gibi iştahsız bir dilim ekmek yarım bardak çayla kahvaltısını yapacak.evde çok kalmayacak metroya binip gidecekti.sonra bir sinema yapar iki bira içer geri gelirim dedi.metroda okuduğu kitabını unutmamalıydı.
hala kimse uyanmamıştı evde hiç bir hareket belirtisi yoktu.çok erken uyanmışım diye geçirdi içinden.uzun süredir sabahlara kadar oturup öğleden sonra kalkmaya alışmıştı.ama dün sanki çok bitkin isteksiz bir gün geçirmişti.kolunu oynatacak hali yoktu.sadece uyumak istemiş annesinin yaptığı kahveyi bile isteksizce sadece içmek zorunda olduğunu düşündüğü için içmiş ve hemen yatağına uzanmıştı.başını biraz fazla geriye attığını düşünüp yastığını düzelttiğini hatırlıyordu.son hatırladığıda oydu zaten.
ondan sonrasını hatırlamıyordu.deliksiz müthiş bir uyku çekmişti.bununda etkisi var bu sabahki mutlulukta dedi kendi kendine.artık gözlerini açmalıydı.uzun süredir erken kalkmıyorum.bu sabah kalkayım sabahın kokusunu çekeyim içime dedi.güzel bir yürüyeyim bir iki gazete alayım ondan sonra dönüp aylar sonra ilk defa sağlam bir kahvaltı yapayım ailemle dedi.
kalkmak istiyor ama bir şey onu yatağa geri çekiyordu sanki.neden mutluluk varken bitkinim ki dedi.içime bu kadar mutluluk dolduran tanrı gücümümü aldı benden diye geçirdi ve salakça düşüncesi için güldü kendine.
bir kaç kez kalkmayı denedi sessizliğin içinde doğrulmak istedi.yok olmuyordu.üzerinde anlayamadığı bir direnç vardı kalkmasını istemeyen.gözlerini bile açamıyordu.son bir direnç gösterdi ve kendini yukarı doğru itti....
sonra ne mi oldu,
başını sert bir tahtaya çarptı önce.gözlerinde ki ışık yerini karanlıklara bıraktı.sımsıkı kundaklandığını hissetti.bu yüzden hareket edemediğini anladı.ve kalkmaya çalışırken başını vurduğu tahtanın anlamını çözdü.
herkezin başına birkere gelecek olan durumdur. önemli olan nasıl vukuu bulduğudur. küçücük bebekler hayatı tanımadar ölümle yüzleşirken, uzun yıllar yaşayıp ölümden korkmak manasızdır. bir savaş alanında, bir hastane yatağında, bir arabanın altında. ölüm illaki gelecektir. ama iyi biri olmuş olup insanların arkanızdan gerçekten sizi severek anmasıdır önemli olan öldüğünüz zaman.
iyi yada kötü olması kişiye göre değişen, yaşanılması kesin olan yeni bir başlangıç için yaşamak zorunda olduğumuz bir olaydır.
'Her can ölümü tadacaktır. Sonunda bize döndürüleceksiniz.' (bkz: Ankebut Suresi 57. Ayet)
insanın aklını muhafaza edebilmesine yarayan bir olgu. ölecek olmanın verdiği ümit olmasa bu hayat nereye kadar çekilirdi? (sefa pezevengi olarak yaşayanlar değil kendimdir kastım)
alçakça yaşamakta inat edenlerin, korktuğu şeydir. insan gibi onurlu bir biçimde yaşamış olanların, alçalmaktansa tercih ettiği şeydir. son kez dünyaya baktığınızda pişman değilseniz doğru düzgün bir hayat yaşadığınızı gösteren şeydir.