çocukluk;
a/. Elde edemediği, isteyip de alamadığı yada izin verilmeyen bir şey için ağlamaktır
b/. Yitirip yada kırdığı bir şey için üzülmesini bilmemek. Bu çocukluktur. Çocuk, içindedir onun.
büyüyünce a unutmak olacaktır, ağlamak b'ye inecektir.
çocukluk o dönemde hayat ne kadar da neşeli ve anlamlıdır bizim için ve ne kadar çok isteriz o yaşlarda büyük olmayı büyüyebilmeyi... çünkü zannedersinki o dönemdeki yaratıcılığın, hayalperestliğin, sınır tanımamazlığın hep aynı kalacak hayatın gerçekleri diye bir kavram aklına bile gelmeyecek sanırsın. bunlarıda gerçekleştirmek için de büyümek istersin ama işte dananın kuyruğunun koptuğu yerdir ora, yaş alır başı gider... görürsün o zaman kalmışmı çocukluktan bir duygu olanı da bastırır gidersin sonra hep özlemdir çocukluk, hep neşeli günlerdir çocukluk, hep buruk bir anıdır çocukluk...
şimdi kocaman denizlerde,kocaman gemilerde
neden yok küçüklüğümüzdeki büyüklüğümüz;
çocukluğumuzun bahçelerinde,o evlerde
kağıttan gemilerimizi yüzdürdüğümüz.
bir şeyler mi kalmış çocukluğumuzda,
çocukluğumuzla çözdüğümüz...
özdemir asaf.
Çocukluğum,en yerden bitme hallerim
Şekerlerin mutluluğunda,zenginliğim
Koşup oynarken annemin uyarı zamanım
Ekmek arası telaşlarım,masum küçük bedenim
Büyüyerek,Küskünlüğüm,Öğrendikçe Terkedilişim
Çocukluğum,komşu kızı sevmelerim...
ilkokul da ki siyah önlük kokum,
Annemin haçlıklarında ki bakkal amcayı yorma anlarım
Çocukluğum,Gözlerimin ışığı,hayat damarım
Babamın sırtında uyuyarak,yolculuk zamanım
Zillere basıp maraton yaptığım hayallerim
Küçük yüreğim,ufacık cambazlıklarım;
Çocukluğum,resimlerde ki masal kahramanım...
Okul zamanı annemi istiyorum deyişlerim,
Ne çok özledim ben seni bir bilsen,Kokunu
Anlamını hissetmeyi ne çok özledim
Büyüdükçe küçüldü yüreğim,Bedenim büyüdükçe Yandım
Şimdi her neredeysen çık gel artık,
Sokul yanlızlığıma,Tanıdık huzurum,Şaşırt beni
Yüzümün pembe kokusu olan rengim
Çocukluğum,bir bilsen ne çok özledim seni,Tanıdık koşullarda...
Affan dedeye para saydım,
Sattı bana çocukluğumu.
Artık ne yaşım var ne de adım;
Bilmiyorum kim olduğumu.
Hiç bir şey sorulmasın benden;
Haberim yok olan bitenden.
Bu bahar havası, bu bahçe;
Havuzda su şırıl şırıldır.
Uçurtmam bulutlardan yüce,
Zıpzıplarım pırıl pırıldır.
Ne güzel dönüyor çemberim;
Hiç bitmese horoz şekerim!
Çocukluğum
Ve en çok seni özledim ben.
Karşı komşunun sokağa çıkacağı zamanı beklemeni.
Her teyzeyi annen gibi sevmeni.
Sanki ayıpmış gibi kimselere söylememeni.
Ve o bisikleti ilk gördüğünde koşuşunu.
Yağmurlu bir günde annenin elinden yediğin ekmeği.
Islanan sokaklara bakıp duygulanmanı.
Yaz akşamlarında oturduğun kaldırımı.Seni bir kez daha görmek isterdim...
hiç konuşmadan..
kısa pantolonlu siyah beyaz halini..
bir lokma boyunu..
diz çöküp yere sımsıkı...ama çok sıkı
sarılmak sana..
gözyaşlarımı omuzlarına bırakıp gitmek istiyorum şimdi
sana kim olduğumu söylemeden...arkama bakmadan
ağladığımı sana göstermeden
seni çok özledim
ama çok özledim
çocukluğum! !
sessiz bir apartmanın 6. katında, dört duvar arasında, tek başına, saçma sapan oyunlar kurup, kendi kendine konuşup, uslu çocuk ünvanını alıp, daha 6 yaşındayken parkta sokakta oyun oynamak yerine gittiği altın günleri sayesinde menopozun ne olduğunu öğrenip geçen dönemse; boştur.
mahalleler arasında yapılan maçlar, pas atmayınca arkadaşın anasına sövmeler, karın acıkınca eve gidip anneye sandviç yaptırıp yıldırım hızıyla tekrar dışarı çıkmalar, en ufak kin ve nefret duygularının yaşanmadığı, genelde ilk aşk duygusunun yaşandığı yıllardır. annelerimizin genelde ''ne kadar yaramazsın sen, aynı babana çekmişsin, gittiğin yerde fazla yeme'' gibi cümlelerin işitildiği dönemdir.
hayatının tadının en iyi çıktığı vakitler olarak yaşandığı zaman farkında olmamakla birlikte sonraki zamanlarda bazı şeyleri hatırlar ve üzüntüyle gidilen yolda arkaya dönüp gözleri dolan insan silüetini gözleriniz önüne getirdiğinizde daha iyi anlaşılabilecek bir mazidir.
-çocuktuk o zamanlar..
+hangi zamanlar ya hangi zamanlar? bırakın artık 'o zamanlar' diye başlayan cümleler kurmayı!
-ah be güzelim. sen bilmezsin. 'bırakın' dediniz. saftık o zamanlar..
+bak hala.
-oyuncaklarımız vardı güzelim. size ihtiyaç olarak bakıyorduk. öğrenmeyi seviyorduk.
+ee? büyüdünde ne oldu? nasıl büyüdün ya da? hadi bendeki çoğullar belli, senin çoğulun kime?
-ah be güzelim.. sen bilmezsin, kendi oyuncağımızı kendimiz kırardık biz. büyümeyi böyle öğrendik. ne zamanki gelip kırdınız herşeyi, çocukluğu özledik.. ne zaman ki aldınız sevgi beslenen her varlığı, özlemeyi öğrendik. kendi kırdığımız daha çok acıttı, sizin kırdığınız daha bi olağandı. ama siz daha çok büyüttünüz be güzelim.
+anlam kargaşası yaşıyorsun, farkındamısın?
-ah be güzelim.. benimle konuşurken yüzüm yerine kalbime baksaydın anlatırdım sana uzun uzun.. yüzüme bakarsan anlamazsın çocukluğu.
aslında insanın gerçekten yaşadığı ve her zaman geri dönmesi gerektiği özüdür. çocuklukta insan gerçekten yaşar, şu andaki gibi yalandan değil. pişmanlık ya da kaygı duymadan. gerçekten özgür iraden vardır. gerçekten kararlar verirsin çocukluğunda. şimdiki gibi akıntıya kapılıp gitmezsin. zihnin açıktır. kafanda bir sürü hesaplar ile değil, gördüğünü hemen söylersin. göte direk göt dersin. gerçekten çözüm çocukluğa dönmekte. belki de insanların çocuk yapmasının tek nedeni de bu olabilir. çocukluk gerçekten çok güzel.
istanbulda bir gun tramvaya binmistim. benden bir durak sonra tramvaya bir aile bindi anne baba ve iki erkek cocuk.anne cok seker bir abla hafif tombulca ,babada sevimli bir abi hatta ferhunda hanimlardaki fehminin hafif uzun sacli hali diyebilirim o derece . cocuklariyla konusurlarken farkediyorum tabiiki onlarin sekerligini sevimliligini. cocuklardan biri orta okul yaslarinda otekisi ise bayag kucuk.kapi onundeyiz hepimiz. ufak olan devamli sagi solu okuyor gayet keyifli mutlu belli ki yeni ogrenmis okumayi.bir sure sonra bizim ufakligin icindeki asilik parliyor, ailesinin yanindan gelip benim yanimda durmaya basliyor.annesi siki sikiya tembihliyor 'aman ha dusme' diye . tramvay durup kalkarken bende tutuyorum arada . ama ufaklik hic orali degil pencereden disaryi okuyor.bir iki soru sordum; kacamak bakislar.peki. sonra bir anda duruldu. kapi ustunde asili olan duraklarin yazili oldugu tabelaya takildi parildak gozleri. duraklarin hepsini heceleye heceleye okuyor . bende o sira camdan disari dalmistim, durup kalkarken hala kolacan ediyorum veleti ama o coktan kendine mukkayet oluyor . sonra soyle bir ses geldi ufakliktan:
-zey-tin-bur-nu... aaaaa zeytinburnu(suratta tarif edilmez bir gulumseme akabinde) hihihiiggg....
iste o an cocukluk nedir ne degildir ne kadar saftir ne kadar basit ve hayat doludur resmen yasam gozlerimin onune serdi... kendi kendime gulumsedim oylece. hergun onunden gectigimiz basit seylerin bile farkinda degiliz diye hayiflandim ,garipsedim. cocugun suratina baktim ayni sevimlilikteki gulucuk hala orda duruyor. kafasini sevdim. babasi cagirdi,teslim ederken veledi gulumseyerek basimla selamladim babasini .iki durak sonra indiler.sonra sikici hayata, gri dusuncelere ve farkindaliksiz yasamaya devam .....