can eriğin yokluğunda abdurrahman çelebidir. bizim mahallede erik yoktu küçükken, her yer çağla ağacıydı, çağlaya dalardık. senede bir iki defa belki üç akrabalar vasıtasıyla falan gittiğim mahallelerde eriğe dalan çocuklar olurdu imrenirdim. çağlaya dalan aşırı da umursanmazdı, "çağlaya dalan vaaar!" diye şikayet edilmezdi, halbuki o da sonradan şekerpare(yahut zerdali veya mişmiş belki de kayısı, bir türlü tam öğrenemedim şunu) olan bir meyve yani az çok değeri var. peki şimdi neden parayla alırken yan yana çağla ve erik varsa çağlayı tercih ediyorum, erik yesene kardeşim. neyse çok saçmaladım ama çocukluk anıları işte hep bunlar. bi de şu var (bkz: çağla aşı)
20 şubat'ta datça'da çıkan meyve. her sene yazmıştım tanımın başına. daha sonra sildim. çünkü, mevsimsel değişiklikler hayli etkiliyor durumu. fakat çoğu yıl mart'ın ilk haftasına kalmadan sezonun ilk çağlası datça'da çıktı haberlerini görüveriyoruz.
tuzla birbirini tamamlar. tüyü zaman gelimi bazı bünyelere itici gelir. yine de son derece lezzetli bir meyvedir. ilk çıktığı zaman parsayı toparlayanlar olur. açılış fiyatı tuzlu olur hep. yerel gazete de 25 tl ilanını görmüştüm. yemek için beklemek gereken meyvelerden anlayacağınız.
1 ay sonra datça'da ayağa düşer, alıcı bulunmaz. fiyat yerlerde sürünür. kartmadan oturup bir kilo yerim hocam. fakat dedik ya zamanı var sözlük.
edit: unutmadan bir hatun ismi aynı zamanda.
çağla olgunlaşmamış meyve ,badem,yeşil tüylü tuzla çoook güzel gider haa bide isim olanı var ben çağla anlamı gibi hala olgunlasamıyorum ,bi türlü büyümeyi beceremiyorum
kartlaştığında -yani ne çağla, ne badem- bir halta yaramayan meyve. ancak dişlerinizi zedelersiniz o kadar. ayrıca, çocukların erikten sonra gelen, çalmak için can attıkları meyve. çocuklardan korumak için en güzel çözüm, ağacın hemen altına bir köpek bağlamaktır.