Yarınların kargaşasında ünlü bir yazar olduğunda, Yoğunluklar içerisinde durmadan soluksuzca çalışıp Gülmeyi unuttuğun, düşünmeyi kurgulamayı hayal etmeyi asla bırakamadığın o günlerde, hatırlarken bile heyecanlandığın kalemi tek elinde sallayarak uzaklara daldığın her dalışta derin derin nefesler aldığın az dağil sadece 1-2 dakikalığına sessizliğe gömüldüğün, Sonunda da kahkahalara boğulduğun andan itibaren geçen dönem sürecini ne kadar özlediğinin farkında olmaktır aslında. (Çaylak)
allah sonumuzu hayır etsin ne diyim artık . her çaylakta bi potansiyel vardır önemli olan sözlük moderasyonunun onu ortaya çıkarmasıdır. (bkz: yasasin uludagsozluk)
çok hoş bir kelime oldugunu düşünüorum ve şuan sözlükte o kelimenin sıfatı altında takılıorum...seviodum ama şimdi pekte hoş gorunmuo....yaşanılmadan bilinmeyen bir durum diyim artık napım.
intihar eşiğine getirten aşağılayıcı bir mevkidir. kurtulmak için göze girmek gerekir. göze girmek için ilgi çekmeye çalışılan yorumlar yazmak gerekir.
çaylak olmak da bir sınavdır. her sınavda da bir olgunluk kazanırsın. yani çaylaklık faydalıdır. sabrı öğretendir.
bu durumdan çıktığımda yazdıklarımı görmem ümidiyle.
yüzümü kızartan durum. başımı iki elimin arasına alıp zall ben sana ne yaptımda bana kıydın, bir insan bu kadar çabuk harcanır mı dedğim durum aynı zamanda.
uzun süreden beri kurtulamadıgım ünvan. kronik bagımlılıgım oldu aylardır. kurtulurdugum gün tekrar caylaklık mertebesine ulaşarak fazlasıyla tecrübe ettigim olay zevkli eglenceli ya bundan sonra istermisin yapma moderatörüm artık.
siyasi bir entryden sonra ortaya söylediğim "gerizekalı" lafını üstüne alınan biri tarafından gammazlanmam sonrasında oluşan, hiç hoş olmayan durum. bir mesajla çok kolay yapılan, attan düşürüp eşşeğe binderme hareketi... siz siz olun böyle kaka şeyler yapmayın emi sevgili yeni nesil yazarlar. ben öğrendim sınırlarımı size de ders olur inşallah.
hapishanelerde yeni gelen mahkuma sorulan bir klişe vardır. "neden düştün gardaş suçun ne?" diye. çaylaklık da bu mahkumiyet gibi. sanırım ben siyasi suçluyum. en kötüsü de bu galiba. artık bitsin diyorum uzun sürdü bu, bana yakışmadı. çaylaklık da bıkkınlık vermeye başlıyor zamanla. yazdıkların suya yazılan yazılar gibi kaybolup gidiyor. heyacansız...