sadece starbucks ı eksik olan cadde. aslında olmaması iyi bişey ama isteyenler çoktur mutlaka, fakat onun yerine 3 katlı kahve diyarı benim için starbucks ı aratmıyo...
cafeleri söylenenin aksine oldukça pahalı hemde ıstanbulla karşılaştıriyorum. fakat çok şık cafeleri mevcut, haketmiyo değil. bide tiki kızları olmasa iyi olacak.
hastalıktan geberdiği için gidip göremeyenlerin üzülmesini gerektirmeyen cadde. takribi 400 metredir ve öyle bir sike yaramayan bir ton insan görürsünüz.
Adapazarinin carsisi diyebilecegimiz cadde. genel de marka duskunlerine hitap eden magazalar bulunur. adapazarinin yerlisi genelde uzun carsiyi tercih ediyor.
5 yıl boyunca üzerindeki her dükkana girilmiş olan yer.
şaşırdım nasıl yazmamışım ben biricik çark'ım hakkında.
sakarya'yı benim için katlanılabilir (bir nebze) yapan yer. bir sürü mağaza, bir sürü cafe. yemek yenebilecek yerler vs. lezzet döner vardı, bilmem hala durur mu. sabah saatlerinde üç insanın kollarını birleştirip anca sarabilecekleri büyüklükte bi' döneri takarlardı ve akşama biterdi o döner.
tavuk iskenderi ilk gördüğüm yer...
adidas için arka tarafında dikimhanesi var, kolpa satıyorlar söylentisi vardı.
cafeler sokağı... rahat hatun kaldırılabilecek yer. ama cafeler de ayrı kitleleri vardı. kendi aralarında elitleştirilmişti. ahahah vay amk ali sami!
simit sarayı vardı ama bu şimdiki değil, hilmi kayın'a giderken solda olan yer değil! eski yeri! haftasonları tüm kekoların buluşma yeriydi eski yer bi beş on metre dışında kalıyordu çark'ın.
migros'un önü buluşma yeridir. kimle ne için buluşursan buluş, migros'un önüdür bekleme yeri.
beyzade'nin yanında bi' cafe var, adı aklımda değil amk! alt katında parti falan veriyorlardı meyve suyuyla. ahahah. tutmadı ama sonra. o cafede hayatımın en güzel raspberry aromalı kahvesini içiyordum. star bucks'ta bile yapamıyorlar öylesini.
gece yarısı çok sıkışıp, dükkan önlerine işemiştik ilk sene. rezilliğe bak amk! tabi kafaların bi' dünya olduğunu söylememe gerek yok sanırım.
adım başı apaçileri hala vardır sanırım. o bir gelenek, o bir kültür... birinci sınıftayken kız arkadaşıma laf atan iki tanesini pataklarken, bir anda sonsuz sayıda olmuşlardı. ben dayak yemeye başlayınca esnaf ayırmıştı allah'tan.
ama serdivan sanırım son bir iki yıldır öküz gibi gelişmiş. pabucu dama atılmaya başlamıştır.
sakarya üniversitesi'ni ilk kazandığımda bana da "bir çark caddesi var, bildiğin istiklal, süper yer" denmişti ve büyük bir hevesle çark caddesini bulmaya çalışmıştım. esentepe kampüsü'nden çarşıya inip bir sokak başında durarak geçen bir adama "pardon çark caddesine nasıl gidebilirim" dedim. durduğum sokak başını göstererek "burası çark caddesi" dedi. o an allah'ın beni neden cezalandırmaya çalıştığını anlamak istedim. çünkü değil istiklal caddesi, istiklale bağlanan işlek caddelerden bile olamazdı çark caddesi. migros'u gördüğüme sevindiğimi hatırlıyorum. cadde boyu aperatifçiler, dönerciler, bir kaç tane çakma armani kot satan yer bir de büyük bir mantıcı vardı. simit sarayı türevlerini saymıyorum. buraya kadar yazdıklarım 2004 senesinin eylül ayına aitti. 2008'e gelindiğinde çok büyük değişiklikler olmadıysa da daha kaliteli markalar ve mağazalar açılmıştı. 2011 yazında ise ancak Bakırköy'deki ebüzziya caddesi olabilmişti. öyle milleti istiklal caddesi diye kandırmayınız. üzülüyoruz sonra.
çark caddesi adını çark deresinden alır.çark deresi ile sakarya nehri birbirini keser.bu ikisinin ortasında kalan alana da eskiden pazar kurulurmuş.sağında ve solunda dere olduğu için de ada görünümü varmış.adapazarı ismi bıradan gelir.
3-4 gün önce gittiğim yer.
istanbulda doğup büyümüş biri olarak sultanbeyli merkezdenn hallice diyebileceğim yer. *
bit kadar yer, çok da görülcek bir yanı yok...
edit: bağdat caddesi ile kıyaslayanların acilen bağdat caddesini görmesini ve tekrar yorumlamasını istemekteyim. yok artık.. bağdat nereee... çark nere.. 40 fırın ekmek lazım.