mutlulukla birbirilerinden çok uzan olan durumdur. şöyle ki, elde olmayınca mutlu olunacağı sanılır. olduğundaysa, aslında hayatın hiç de sanıldığı gibi olmadığı anlaşılabilir. yalnız, bir başına piç gibi, mutsuz.
güzel bir duygu olmak şöyle dursun; çok güzel, nasıl güzel, ohoo bir güzel bir şeydir. ısınmak için şömineye para atarsınız sonracığıma her şey markadır, efendime söyleyeyim; herkesler kulunuz köpeğinizdir ( paranın kokusunu alarak yanınıza gelirler tabi sizi sevip saydıklarından değil), hiçbir şey için sabır etmenize, beklemenize gerek yoktur, tak eli cebe atarsınız 200 tl çıkar. alışveriş ayrı bir zevklidir. torpiller ayrı bir geçerlidir. bu konu da aslında çok uzundur, laf lafı açar sürer gider. zengin olmanın konumu da önemlidir, vasat ekonomik geliri olan kişilerin yanındaysanız çok göze batarsınız ( ekonomik ve mütevazi biri olsanız dahi ). zengin olmak böyle bir şeydir. bizi de görsün tanrım.
herkesin olmak istediği ve hayalini kurduğu şey, ancak göreceli bir kavram olsa gerek çünkü; sağlıklı olarak, kimseye muhtaç olmadan, huzurlu bir şekilde hayatını idame ettirebiliyorsan sen zaten zenginsin.
yurdumuzdaki en büyük; "suç"'tur. parası olmayanlar tarafından, her daim kıskanılma sebebidir. parasızlara göre; ya zenginler de parasız olmalıdır, ya da fakirler de paralı!" her yaptığınız göze batar, herkes hatanızı arar. biraz uyanıkları; "entelektüel donanım"ınıza söz çarpar. oysa o denli zenginlik içinde olan bir kişiye, kültür, teknik gibi kavramlar gerekmez!
olmayalım bü ülkede zengin! fakir ödünlemesi yer bitirir yoksa!
hali hazırda pahalı olan bir yemeğin ardından hem servis ücreti,hem de bahşiş bırakmaktır.ayrıca sırf ceketinizi giydirdi diye vestiyere,arabanızı çekti diye vale'ye para vermektir.ee ama elde ne çare hamama giren terler;zengin olmak da işte böyle daha pahalı birşeydir.
kargabeyaz der ki "şunu bil ey fani zenginleştikçe yoksullaşacaksın. ne kadar çok sahip olursan o kadar azalırsın, ne kadar çok azalırsan o kadar çok çoğalırsın. "