3. nesil silik yemiş yazardır. En sonunda yazdıkları hosuma giden birini buldum dediğimde, yine hüsranla sonuclanan karsılık aldıgım yazar. okuyosan bu yazdıgımı bi şekilde devam et yazılarına. ve ben okumak istiyorum yazdıklarını!!
ilginc bir sekilde kendi actigi basliklara ard arda yine kendi giri girerek surekli basligi canli tutmaya calisan ucuncu nesil abi. ucuncu nesil dedim!
5 tane giri gozuken basligin ucu kendisine ait surekli giriyor.
iyide onları ilk giride belirtmek varken niye?
ucuncu nesil dedim diymi?
Deniz kenarına gidip istavrit yakalayamama sonucu bari zarganaya atalım diye 2. sınıf balık mualemesi gören tür.
Kılıç balığını andıran bir görüntüye sahiptir.
Zargana balığını anlatmak gerekirse, ince ve uzun bir yapısı ve kılıç balığına benzer bir çenesi vardır. Rengi gümüş olmakla beraber ağırlıkları 200, 300 grama kadar ulaşmaktadır. Boyları ise 60 santime kadar uzar, Gözleri iri ve her iki çeneside gaga gibi uzundur. Bulundukları bölgeler ege, akdeniz, karadeniz de bulunmaktadır, Ayrıca zargana balığı istanbulda kofana, lüfer ve akya balıkları için başlıca yem olarak kullanılıyor.. zargana balığının avcılığı nisan, mayıs, haziran, temmuz, ağustos ve eylül ayına kadar devam etmektedir. Amatör balıkçılar için en güzel yönü ise kıyıdan avlanmasıdır, zargananın avında kullanılabilecek yemleri genel olarak sayacak olursak sardalya, sülünes, hamsi, kefal yavrusudur.
Zargana avında kullanacağımız yemler yukarıdada bahsettiğimiz gibi sardalya, kefal yavrusu ve sülünes olacaktır, zargana su üstüne yakın yüzdüklerinden en iyi takım şamandıralı takımdır. Oltamızın misinası fazla kalın olmamalıdır, zargana azda olsa mücadeleci bir balıktır ancak buna rağmen misinanıza kolay kolay zarar veremiyecektir, bu nedenle misina kalınlığı normalde 0,20 olmakla beraber en fazla 0,30 numarayı geçmemesi gerekmektedir. Beden 0,20 misinadan yapılır ve benden uzunluğu en fazla 90 santimi geçmemesi önerilir çünkü zargana yüzey su balığı olduğu için daha fazla bedeni uzatmanız avcılıkta işinizi azda olsa zorlaştıracaktır. Not: denizde şiddetli akıntı varsa beden 100 santime kadar uzatılabilir, akıntı bu uzantıyı su yüzüne çekmektedir, oltamızda kullanacağımız iğne 8 veya 10 numara, çapraz beyaz ince iğne yada sinek iğnedir, şamandıra seçimi olarak benim tavsiyem heryerde rahatlıkla bulabileceğiniz zargana topu (renkli) yada ince uzun hafif şamandıralar kullanabilirsiniz, her iki seçimde gayet uygundur. Ancak zargana topu kendiliğinden ağır olduğu için oltanızı kontrol etmek vede uzağa atış yapmanız daha kolay olacaktır, böylece oltanıza ekstradan ağırlık takma gereği duymazsınız.
hakan günday'ın belki de aforizma olayını çok kasmadan yazdığı tek roman. bu kadar az aforizma olması hayrete düşürüyor insanı.
--bazı bazı spoiler--
bir de anlatmaya nereden başlasam kitabı oldu benim için. çünkü bir türlü, beğendim mi, beğenmedim mi anlayamadım. tek bildiğim şey bir şeylerin yine biraz aceleye gelmiş olması, yine havada bırakılması. belki de bunu bilerek yapıyordur hakan günday bilmiyorum. ama diğer kitaplarına oranla sanki bunda biraz daha fazla hissettiriyor bu duyguyu. genelde az karakterli romanlarını okurduk, bu sefer karakterler artmış ve sanırım bu yarım hal, karakterler arası geçişin ya da karakterlerin okuyucuya sunumunun çok iyi olmamasından kaynaklanmış. yani hani o bayıldığımız kişilik bölünme seviyesindeki kendi başına kalışlar, düşünme seansları bu kitapta çok fazla yok. olsaydı... işte o zaman tadından yenmezdi. çok müsait konu çünkü. nihayetinde anlatmak istediğim zargana'nın nefretini göremedim ben, içindeki o kini veya yaşadıklarının uğrattığı o ruhi çöküşü. kitabın geneline bakarsak yine o hayata karşı alınmış guard ve sertliği görebiliyoruz, tamam ama yeterli değil. zargana'nın tecavüze uğrayışını mesela acayip yazmış oysa ki. ruhunuz daralıyor okurken ama yalnızca tek bölüm işte. böyle bir duruma maruz kalmış küçük bir çocuğun orta yaşlı bir adama dönüşme sürecini izleyemiyoruz mesela. sadece ucundan yakalıyoruz senaryoları ve onlara hayat veren oyuncuları sayesinde. bu da yeterli olmuyor.
keşke, keşke biraz daha ayrıntı, biraz daha kişilik tasviri olsaydı. bir de işin içinde aşk var ki bu romanda, ben de olsam berlin'e dönmezdim.
--bazı bazı spoiler--
aforizma yok dedim ama, hani olanından minik bir kuppple;
--yine spoiler--
insanları anlamak zor değil. hepsinin de doğum izleri gibi karakter izleri var sağlarında sollarında. biraz dikkatli bakmak yeter. haritalara benzerler. ölçeklerinin nerede yazıldığını bulana kadar korurlar esrarlarını. sonra bir güneş kadar bilinir hayatları. sarışınlara benzeyen hayatları. güzel ama aptal hayatları...
--yine spoiler--
nik başlıgını tabiri yerinde ise, degişik konularda fikirlerini neşrettigi bir basın açıklama yeri gibi kullananyazılarını okumadıgım, okuduklarımı begenmedigim, begenmedigim yazar.
sözlük içinde ki durumunu kısaca değerlendirmek gerekirse 200 online yazar arasında girdiği entryler kolayca dikkat çekiyor. daha önce de yazdığım gibi beğeniyorum yazarlığını. bunun en büyük sebebi; kendisini iyi ifade etmesi, üslubu, imla ve dilbilgisi hatalarının diğer sözlük yazarlarına göre minumumda olması, yazdıklarının akışkan bir kıvamı olması oldukça hoşuma gidiyor.
yazdıklarının içeriğine daha önce değinmiştim, kendimi tekrar etmek istemiyorum lakin kabaca şunu söyleyebilirim; gayet hissederek yazıldıkları belli.
lakin bu yazarımızı eleştirmek istediğim bir nokta var ki o da entrylerini ısrarla okutmaya çalışması.
ha onun niyeti ne bilmiyorum ama başlıkların altına daha önce yazdığı entrylerin numarasını koyması sevimsiz duruyor bence. ''sanki'' ısrarla ''bunu okuyun'' der gibi duruyor. kendi adıma bu duruma çok defa şahit oldum ki bir entry numarası verme furyasına kapılmışlık sezinliyorum. bu beni rahatsız ediyor.
zira zaten sözlükte birçok kişi senin farkında, insanlar senin yazdıklarını okumak istiyorlarsa bu yazılar bir şekilde ona ulaşır. kaldı ki kimsenin tanımadığı farkında olmadığı bir yazar dahi olsan, iyi bir yazı okuyucuya mutlaka ulaşır. bunun için senin çaba sarfetmen bence gereksiz...
iki aydır hasretinden nefes alamadığı istanbul' una kavuşmuş; dört gün boyunca aşırı oksijen; aşırı hayat, aşırı deniz, aşırı renklilik, aşırı hazdan hayat çarpmış yazar.