hızına yetişmenin imkansız olduğu kavram. ve bu kavramın her zaman haklı çıkma gibi bir özelliği var. yaşadığın ve yaşayamadığın, yaşamaya cesaret edemediğin her şeye dönüp baktığında zamanın haklı çıktığını görüyorsun. ve asla nasıl geçtiğini, nasıl bir şeylere sahip olduğunu, sonrasında onu kullanıp tükettiğini ve kaybettiğini asla anlamıyorsun.
sevdiğin insana hangi zamanda nasıl sahip oldun, nasıl mutlu oldun ve tekrar nasıl yalnızlığına döndün, nasıl onsuzluğa alıştın bilmiyorsun. ara ara hatırlıyorsun belki ama unutyorsun. zaman unutturuyor. hatırlatıyor da tabi aynı zamanda.
ne ara kazandın okulunu, ne ara adımını attın o kapıdan ve ne zaman yolu yarıladın. ne zaman çaylaklıktan işin orospuluğuna geçtin çalıştığın yerde. ne zaman birikti kütüphanende onca kitap. ne ara izledin o kadar filmi ve beynin nasıl aldı bunca şeyi. zaman kişiyi farkında olma duygusundan arındırıyor biraz da.
bir şarkı vardı... beni bıraktığında dinlediğim; o şarkıyı dinlediğimde hep ölüm gelirdi aklıma. bi süre sonra dinleyemez oldum. bugün tekrar o şarkıyı dinlemeye cesaret ettim. yine o zamanlar geldi aklıma. sana çok kızdım kendi kendime. niye bilmiyorum ama çok kırılmışım ben sana. belki çok şey beklemişim, ondan. ama ben o zamanları atlatamamışım hala. sarhoş sarhoş saçmalıyor diyebilirsin ama söylemek istediğim bir şey var; sana değer verenlerin kıymetini bil... seni üzseler de, kırsalar da, kızdırsalar da... kaybettiğinde veya elinin tersiyle ittiğinde pişman olmamak için tut onları sımsıkı. o zaman vicdan azabı çekmezsin belki... *
samimiyetle ilgili kurduğun denklemlerin değişmez değeri.
''aga zaman da ne kadar çabuk geçiyor ? ''
olur öyle.
memlekette yalancıların ardı arkası kesilmiyor.
aşk desen kelimelerden ibaret.
gençlik internette direniyor.
hayatlarında uçağa binemeyecek adamlar bilmem kaç milyon dolara inşa edilen hava alanlarını alkışlıyor.
polis devleti olduğumuz göz ardı ediliyor,
hukukun hiçe sayıldığı fark ediliyor ama ses çıkarılamıyor.
ve zaman akıp gidiyor.
zaman gerçekten akp'li sanırım.
helööyyyy.
göd gılıyız !
1 milyondan fazla günlük gazete sattığını söyleyen firma. fakat bilinmesi şart ki o 1 milyondan yarım milyonu bedava dağıtım. diğerleri de fem vs. kaynaklı abonelikler. kuryelerine de selam olsun. gazeteyi pencereden çöp fırlatır gibi motordan apartman girişine sallıyorlar.
türkiye'nin en demokratik gazetelerinden biridir. durun hemen eksilemeyin. *
inasanları sınıflamak hiç hoş değil ama şöyle bi gerçek var şu an zaman gazetesinde yazan ve önceki dönemlerde yazan bi kaç isim söyleyeceğim.
has şakirtler: ekrem dumanlı, hüseyin gülerce.
eski ya da yeni ülkücüler: ahmet turan alkan, mümtaz'er türköne.
solcular: şahin alpay.
ermeni: etyen mahçupyan.
eski yazarlardan,
kürtçü hatta kürt: bejan matur.
hümanist: elif şafak
Hafta içinde Kandil'de toplantı düzenleyen ve dünya medyasını oraya toplayan PKK şov yapmış oldu. Bu şovu Avrupa'da başlatılan PKK'lılar terörist değil, aktivist tezinden farklı düşünmemek gerekiyor. Döktüğü onca kan ve aldığı cana rağmen uluslararası arenada bu vahşi örgüte barışçıl manalar yüklenmesi boşuna değil. Bölgede yeni bir yapı tasarlayanlar, PKK'ya bir rol biçiyor. O rolü yokmuş gibi farz ederek yazı yazanlar meseleye -kusura bakmasınlar- safça yaklaşıyor. Sadece barış demekle, terör bitiyor demekle mevzu izah edilemez.
Gelinen noktada dünyanın en kanlı örgütünün, uluslararası siyasi bir figür olmaya doğru sürüklendiğini görmek gerekiyor. Bu gerçeği atlamak için ya belli bir noktaya odaklanıp realiteyi ihmal etmek gerekiyor ya da daha büyük bir plandan bîhaber olmak. Karayılan'ın ağzı kulaklarına varıyor her cümle sonunda. Kibirlenerek ve böbürlenerek anlatıyor. Uluslararası siyasette ve medyada o (ve tabii ki örgütü) meşruiyet kazanıyor. Oradan herkese akıl veriyor; o aklı (hızlı ulusalcılar başta olmak üzere) yazıp yazıştırıyor. iflah olmaz cemaat düşmanlığı' bazılarının gözünü öyle görmez hale getirmiş ki daha düne kadar karşı oldukları herkese kahraman muamelesi yapıyorlar.
Bak şu garip tabloya ki adam, MiT'ten bahsederken bir duygudaşlık yaşıyor adeta. MiT Müsteşarı Hakan Fidan'dan bahsederken neredeyse bizim Hakan' diyecek. Öyle zannediyorum ki MiT yöneticileri de (başta Sayın Fidan olmak üzere) rencide olmuştur bu söylemden. Aksi takdirde Karayılan'ın MiT raporlarından kendi dokümanı imiş gibi bahsetmesi tuhaf çağrışımlar içeriyor...
Haklı olarak Yalçın Akdoğan, Karayılan süreci yanlış anlamış diyor. Umarım öyledir. Karayılan'ın zafer havası içinde verdiği mesajlar örgütün uluslararası arenada meşruiyeti içindir ve bu çizgi ileride başka sıkıntılar doğurabilir. Şu andaki iyi niyetli yorumlar bu örgütün uluslararası siyasi bir figüre dönüşmesini perdeleyemiyor. Bu durumu sadece, Dört aydır şehit verilmiyor. diyerek savuşturmak yanlış; zira şehit verilmemesi örgütün kararına bağlıymış gibi bir çıkarıma neden oluyor. Bu örgüt yeniden eylem kararı alır ve kan dökmeye başlarsa (üstelik bu kadar meşruiyet çizgisi yakalamışken) daha büyük sıkıntılar yaşanır. Temkin şart, tedbir şart...
zaman insan icadıdır. tükenmez kalem kadardır aslında. hayatı kolaylaştırmak, iş için, ilişki için, hay huy için mutabakat sağlamak içindir. zaman ve mekandan sıyrılamadığı sürece sırrına ermediği evreni insan için anlaşılmasa da yaşanabilir kılma aracıdır. ve her kul yapısı gibi fanidir, gel geçtir.