bu sözlüğe daha geçen sene kaydoldum diye biliyordum. bi baktım yıllar olmuş çok şaşırdım.
son 5-6 senede en mahvettiğim şey sensin zaman. bitmesen olmuyor di mi. sen sadece bu dünyada olan birşeysin biliyorsun di mi sonsuz olan benim . sen benim için öldüğün gün ben sonsuzluğa yelken açacağım. iyi geçinmek zorundayım senle biliyorum fani şey. şu limoni havayı tekrar düzeltelim artık beni bekle lütfen biraz.
Sonsuzluğa yürürken bizlere eşlik eden kavram. Anın içindeyken, şu anı yaşarken, pek çok şeyi farketmiyor insan. Geriye dönüp baktığında anlıyorsun bazı şeyleri. Anlamlandırabiliyorsun yaşadıklarını. Aslında ne yaşadığını bir zamanlar. Söylemesi kolay elbette, ama geçiyor be zaman. Öyle de geçiyor, böyle de geçiyor. Şu satırları bir de bundan bir kaç zaman sonra okumak isterim. Belki 5 ay, belki 1 yıl sonra. O anki ruh halimle okumak, yeniden bu ana dönebilmek isterim. Bu kez gülümseyerek ama. "Hey gidi günler" diyerek...
eğer bu aralar hızlanmadıysa sorun bende olmalı... çünkü sürekli "zaman ne çabuk geçiyor" derken buluyorum kendimi... gezi olaylarının üzerinden beş yıl geçmiş... 15 temmuz darbeciğinin üzerinden iki sene geçmiş neredeyse... daha dün yaşanmadı mı bunlar... sevgilimle üç yıldır berabermişiz... sorsan "bu daha yeni çıktı" diyeceğim şarkılar iki yaşına girmiş... 24 yaşına giriyorum ben de... sorsalar daha geçen 20 yaşındaydım... ölüme doğru hızla ilerliyoruz hepimiz... bütün evren... galiba hem hayat kısa, hem zaman hızlı... tekrar diriltildiğimizde sonsuz yaşamın tadı nasıl olacak merak ediyorum... inşallah cennete alınırsak, merak ediyorum endişesizliği... Allah'ın onayını kazanmış olmayı, yani salt mutluluğu... cehhenemi düşünmek bile istemiyorum... Allah korusun... bu başlıkta nokta kullanmak da istemiyorum...
geçer.
nihai ve kaçınılmaz özelliği.
"gün de gelir dem de geçer
gam karar eyleyemez, hande-i hürrem de geçer"
aslolan o ki, geçerken senden götürmesine izin vermeyesin.
şu kelimeleri yanyana getirme gayretim bile anlamak için, götürmüş mü benden geçerken yazabilme halimi.
benden geçerken...
sahi, ne kastediyorum bununla?
yanımdan geçip giderken? beni ezip geçerken? yoksa bu beden hakikatte varolan bir şey değil de ruhumdan mı geçiyorsun?
senden saklayabilmiş olmalıyım, senden artırabilmiş, biriktirebilmiş;
hep daha çok, daha öte, daha ziyade sevebilme yetimi.
"bir seviyi anlamak, bir yaşam harcamaktır, harcayacaksın"
yeterince harcadım. doğru olana biriksin diye. fazla mı oldu yoksa? ne ironi, ne çetrefil.
herkesten en kıymetlisini alıp götürüyorsun, yerine bir buruk tat bırak anca, hiçbir şeyin tadını eskisi gibi alamayalım diye.
yok, onca harpten sonra çok derine sakladım ben onu, bulup da götüremediğine emin olduğum.
ve senden öğrendiğim yegane şey belki; 'bırak, o derinliğe dalmayı o'nun gözü kessin, o bulup çıkarsın, sen gümüş tepside sunma, o'ndan bile sakın sevgini, hatta en çok o'ndan'.