davetine icabet etmek lazım
kastırmadan kızdırmadan küstürmeden cancağızım.
-bırakalım bu uyakları
dedi asabi bir martı şimdi.
-hayat güzelleşmişken öpmek lazım dudaklarını
diye ekledi sevgilisi.
bir yaşıma daha girdim, elveda merdivenler merhaba ölük şairler.
şekerpare'nin affına sığınarak,
gönül rahatlığıyla kabartabilirim ki ey sevgili yolsuzluk yapanlar
yolmak ya da yolmamak...
işte bütün meselesizlik bu.
bütün yarımları, keşmekeşi, kaosu, pespayeliği, dünyalılığı mute'ye almak.
ne güzeldir, "ne güzeldir yollarda olmak şimdi" diye çilekleyen gitarlara dokunmak.
kendi ellerimle ezdiğim üzümler, kendi dudaklarıma kancan veren mitolojik bir şaraba dönüşecek şimdi.
bana sarhoş muamelesi yap dünya, yoksa çekilmiyorsun.
neyse ki yol var, yollarda sarhoş olmak var.
hey yavrum hey. öpücem.
hız eşittir yol bölü zaman ise, yol eşittir zaman çarpı hız oluyorya hani, yani gideceğimiz yol, zamanı ne kadar hızlı yaşadığımız oluyor demektir bu. oysa yoldaysan, ve geçiyorsa zaman, hızlı olmak demek, zamanı yavaşlatmaz oysaki. ne kadar hızlı koşarsa koşsun yarışı bir koşucu, geçtiği zaman değildir asla. zaman hızından bağımsızdır yaşamın. yol ise hem hızdan, hem zamandan ayrı sadece durur orada. eşitlenmez zamanın hızla çarpımına.
Özlem tekin'in kral parçası, Klibi de nefes'in yönetmeni Levent Semerci imzalıdır ki şarkı kadar güzeldir. Ha bir de bir başka parçasında da belirmiştim, Özlem tekin'in taş gibi olduğu zamanlarda çekilmiştir bu klip, o açıdan da değerlidir.
Uzun bir yol var aramizda
Bir ucunda sen bir ucunda ben
Bir ates yanar bagrimiza
Atesi sen külü ben
Ümit isigi parlar gönlümüzde
Aglatan sen aglayan ben
Hasretlik sarkilari söylenir hergün
Söyleten sen söyleyen ben
Askimiz dile geliyor mektubla
Kagidi sen kalemi ben
Beklerim hergün kavusmamizi
ümitle sen, sabirla ben.
gözlerim kapanmadan önce yoldaydım
damperli bir kamyon kadar gürültülü
ve bir o kadar sabırlı...
bir menzil bir başka menzile,
bir kilometre başka kilometreye değiyordu
kalbimden acılı şarkılar geçiyor,
sigaramın dumanı akşamla gülüşüyordu
yoldaydım...
kirli beyaz gömleğimin üstünde yağ lekeleri,
arka dörtlüde şöför ismetin hayar hikayeleri,
bir keskin viraj korkusunda,
hükmünü yitirmiş bir limon kolonya ferahlığında,
kısa ve soğuk ihtiyaç molalarında,
bir kasaba otogarında,
zigana geçidinde
başım camda sarsılarak uykudaydım,
öyle dardaydım,
yoldaydım...
o türkülerdeki, o ağıtlardaki,
o fırata kaptırılan gelin gibi hoyrattaki,
o aşılmaz, o varılmaz, o kahbe,
o yalan sevgili,
o rüya gibi
yoldaydım...
bir aşka gidecektim,
gece yarısı yeni bir şehre inecektim,
ellerim cebimde olucaktı,
kalbim avuçlarımda,
üşüycektim...
sen belki, belki sen
cesur turizmin yazıhanesinden,
apollo magius patinaj çekerken,
hayal meyal görecektin beni...
orası burası sökülmüş bir valiz elimde,
yanımda senin için topladığım üzümlerle dolu bir sepet,
ağzımda bulantıyı geçiren nane şekeri,
cebimde muavinin ikram ettiği gofret,
dudağımda yarım bir şarkı,
yüreğimde sadece hasret,
sadece cesur, sadece menzil,
sadece...
cümleten geçmiş ey olsun yolcular
yine bekleriz,
yine gideriz,
yine severiz birbirimizi...
geçmiş olsun ey yolcular!
sizin yolunuzun bittiği noktada bizim yolumuz başlar.
gidin,
yatın şimdi,
ya da buluşun sevdiklerinizle..
birbirinize öyküler anlatın;
kaptan uyuyordu diyin,
acılı şarkılar dinliyordu diyin,
çok sigara içiyordu,
gülmüyordu diyin,
geçmiş olsun ey yolcular!
hadi gidin
hadi siz gidin
hadi biz de gidelim ismail
bak arkaya yakayım dörtlüleri
havalı bir korna,
güzel bir manevra,
hoşçakal otogar!
merhaba yollar ve bahar,
yamalı asvaltlar,
merhaba hendekler, dereler, şarampol,
merhaba rüyalar, ecel,
merhaba hakkı bulut,
nane şekeri, kolonya, çokoprens
ve diğer herşeyler...
merhaba yol
yoldayız...
hayırlı yolculuklar,
hayırlı rüyalar,
gece kuşları, fren sesi,
koşarak karşıya geçmeye çalışırken parçalanan sincap,
fırlayan tekerlek, devrilen otobüs,
gazete kağıdıyla örtülen firmam, örtülen ömrüm, sermayem, karanlığım...
o zaman ben uykudaydım,
dardaydım,
yoldaydım...
1981 yılının faşist türkiyesi hakkında fikir sahibi olmak isteyenlerin mutlaka izlemesi gereken "yol", imralı yarı açık cezaevinden izinli olarak memleketlerine giden dört mahkumun hikayesinden anlatır hikayesini.
çirkin kral senaryosuyla yine gerçekçiliğin tavanını yapmıştır.
yılmaz güney gibi dev bir ismin dev filmlerinden biri izlenmesi gerekir ama sansürsüz olduğu gibi ayrıca bu film yılmaz güney yurtdışına çıktıktan sonra çekilmiştir...
yol'la ilgili neler neler yazılır ama bir de yol yorgunluğu var ki; yavaş yaşamamız boşuna değil, nefes hesabı, yol gaza basar bazen sonuçsa kasların gazabı.
yol bitmedi...
kaybolduğum her noktasında,
önümü arkamı, sağımı solumu öyle sobelemişsin ki kaçamadım.
her başladığında daha daha uzayan
perspektifinin acımasız çaprazlamasında
o kadar büyüktüm ve
o kadar küçüldüm ki bilemedim.
beynimin her kıvrımıyla ezberlediği parsellerinde
yollarını aklımda çizdim.
ortasındaki çizgileri saymaya sıkılmadan,
geçilen her santimetreyi sanrılarımla destekleyip,
sokak tabelalarından kombinasyon-ismini yaptım
vefakat gittim.
bırakmadın.
bir kol, bir bacak yarım elma.
yarım akıl yarım cümle...
yarımı arkamda bıraktım,
yarını çöpe attım,
yarını sende bıraktım.
cümlesizim.
dikenli taşlı, uzun yolum uzayıp gittikçe,
bastığım her kare hüzünle taştıkça,
çığ ateş, felaketlerim gökten yağdıkça..
gülemedim
zira ben izci değilim.
olsaydım aldığım yoldan geri gelir,
seli yutar, selden kaygımı kurtarır
yolumu bulurdum.
gözlerin kesik kesik
aklımın damarlarında gezinebilse bile
satır satır baksanda ruhuma,
acımın acınla katlandığını
arkamın arkasında kendi aynalarını göremezsin
çizdiğim sahil yolunu bulamazsın,
sen onu göz pınarlarınla temizledin.
bazen bir haberle çok fena kısalabilen izafi kavram. * bir yol bir haberle bilmem kaç kuşağı bir araya getirebilir (nitekim hikayesi tam da bu noktada başlayan çok sanat eseri vardır; malzeme müsait)
yol ilginç bir hadise sonuçta, hayata acaip benziyor.
bazen saatlerce niye bakasın yoksa, bomboş bir yola.
Senki;
Zaferin türküsüne kattın aşkları
senki;
Devrim aşkıyla tutuşan
yüreklerimizin
mavi serinliğisin
senki;
saflarında militanların şafakla yarışıyor
ve bizki;
Asi nehirler gibi akıyoruz
Devrimci Yol'da
özgür şafaklara
senki;
Direncisin mavi umudumuzun
ve zaptedilemez bir isyansın
yoksul halkımızın
gözbebeklerinde
Revizyonist beyinler çökerken
Depremler kuşağı dünyamızda
ihanet ilanları büyürken
ve teslim bayrakları çekilirken
yeni dünya düzen(sizliğ)inde
senki;
yaralı bir ceylanın türküsünde
ve yoksul bir aç çocuğun
gözlerinde
umudu, direnci
ve özgürlüğü kucaklıyorsun
yıldızlı yumruğunla
Nice yılgınlığa inat
baharın sevdasında
hala direnir yangınlar
Yol'umuz yeni baharlara umut
ve Özgürlük
bir bedelse bayraklarda
sana andolsunki halkım
Devrimci Yol'umuzun
yıldız yumruklu kızıl bayrağı
sıkılmış bir yumruk gibi
inecek faşizmin tepesine
ve dalgalanacak emperyalizmin kalelerinde