nickle biraz ters düşecek ama dayanamadığım hayvandır. geçen parkta oturuyorum, deli kar yağmış etraf buz gibi. bi baktım yakınlarda bi tane var. çağırdım yanıma geldi balık kraker verdim, iştahla yedi tabi. sonra etrafa bakındım anası var mı diye. hiç kedi olmayınca dayanamadım, soğukta kalmasın diye aldım kucağıma. lan dedim ben bunu bi gece odada tutayım ertesi gün bırakırım anası varsa gelir alır. sessiz olmak lazım, kapıdan girerken köpekler kokusunu aldı bunun bi havladılar. bizimkiler uyanmasın diye bunlara fırça kayıp eve girdim. bütün gece sessiz duran hayvan, tam bizimkilerin odasının önünden geçerken yüksek desibelden bir "miiüüüv" sesi çıkardı. annem kedileri sever, babam da hayvanları sever ama 3 yıl önce kuzenin kedisi pederin kafasına atladığından beri kedilere bi antipatisi var. "çıkar onu evden." diye bir ses geldi pederden. "baba ben onu şey kem küm" diyip katakulliyle odaya aldım. ertesi gün bulduğum yere bıraktım meğer anası varmış. geldi bunu aldı yarım saat kadar sonra, içim rahatladı benimde. yoksa dayanamaz eve alırdım ama bi sürü hayvan var bizim de maddi durum belli.
Daha yeni yeni yürümeye başlayan 5 yavru var evimde. o zor taşıdıkları kafalarında kocaman yuvarlak ve küçük emrah gözleri taşıyorlar. bana öyle bi bakıyorlar ki "sen çok kötü birisin keşke ölsen" der gibi. zaten iki saatte bir on dakikalığına tavan yapan annelik hormonlarım yüzünden hep zor bir hayatım oldu, nerede bi kedi, köpek, bebek görsem tamam bu sefer evlenip kesin bebek yapıyorum hali yaşamışım ama onlar gelince bi başka oldu her şey. yanıma sokulup sırt üstü kendilerini önüme atıp karınlarını sevdirmeye çalışıyorlar ya orada bi zırlamaya başlıyorum. Neden? Orasını ben hiç bilmiyorum. sürekli bir zırlama hali yaşatıyorlar bana. bebeği ilk adımlarını atmış anne gibi davranmama yol açıyorlar. bir kaç ay sonra evin ortasına sıçıp, ıhh ucuz mama bu yemem davranışları içine hiç girmeyeceklermiş gibi. çok fazla masumlar, çok emrah gibiler. çok güzeller lan.
hayattaki en masum yaratık. saflar abi. nankör olur falan ayağını bi geçin. lan bayılıyom böyle var ya ısırasım geliyor. saçma bi dünyaları var. her şeyden oyun çıkarıyorlar.
her canlının yavrusu gibi bunlar da çok sevimlidir. yardıma muhtaçsa yardım edin ama alıp evlerinize tıkmayın lütfen onların yaşam alanları ev değil, gerekli ortamı sağlayamayacaksanız bu eziyeti onlara yapmayın lütfen...
sokakta doğup-yaşayan yavru kedilerde bir çeşit göz hastalığı çok sık vuku bulur. gerekli tedavi yapılmazsa gözlerin kapanmasına ve zamanla da ölüme sebep olur. oysa bunun cok basit bir tedavisi var. her eczanede kolayca bulunabilecek göz damlası ve merhemler ile yapılacak birkaç günlük temizlik... bu yontem ile şimdiye kadar nice yavru kedi iyileştirildi.
hayatımda bana kilolarca akciğeri hergün bir poşetini ısıtmak üzere doğratıp buzluğa attırmış, beni hergün en az iki kez karanlık bodruma indirmeyi başarmış, sokakta çocuğunu arayan anne gibi annelerini aratmış ve üzerine ağlatmış minik, savunmasız melekler. Hele bi de yalanmayı falan öğrenip etrafı o minik gözleriyle korkak korkak süzmeleri, kılıklarına bakmadan orada burada yavaş yavaş gezinmeye çalışmaları, zıplayıp taklalar atmaları, en ufak birşeyden oyun çıkarmaları yok mu; aman yarabbi! Merhamet ne demek görürsünüz o minik gözlerin yaratılışında. Hayat sahibi olmanın, olup da böyle güzelliklere şahit olabilmenin ne kadar güzel bir nimet olduğunu yaşatır insana tekrar tekrar. Şefkatten ölüyorum daha fazla yazmaya devam edemeyeceğim.
çok güzel kokar. eğer evde büyüyor/büyüyecek ise çok kısa zamanda öğrenip (gezmeye başladıktan sonra birkaç gün içinde) kendine yer edinecektir. bilhassa masaların altını sığınak/mağara olarak kullanabilir. önüne çıkan şeker ambalajlarıyla donkişot yel değirmenlerine karşı misali savaşabilir.