Matem.
Derler ki 40 gün sürermiş.
Birinin vefatı ardından, ilk gün insanın içinde 40 mum yanar ve her gün bu mumlardan biri sönermiş. 40. gün kalan son mum, sonsuza dek yanarmış. Yas deyince normali böyle olurmuş.
içimde her gün ayrı bir mum yanıyor.
hatıralar başucumda nöbet tutar gece gündüz,
bekler beni düşlerim var benim, hayallerim var,
fikrim derya deniz, fikrim geri getirir seni
ne eserim ne yağarım dururum mateme dilsiz dağ gibi
dualarım var; duvarlarım var yazarım söylerim yana yana ismini,
yarıda kaldı şarkılar aman
bu yaraya deva değil zaman
ateş düştüğü yeri yakar
bu düzeni bozuk dünya yalan
ötme bülbül ötme can ayazda kışta
sen gülü terk etme; şarkılar şiirler yasta!
kubatın joytürk akustikte bir kez daha hayat verdiği şarkıdır.
ötme bülbül olarak da bilinen, levent yüksel'in süper ötesi yorumladığı sezen aksu şarkısıdır. kubat yorumu güzel olmakla birlikte şarkı yerine türkü dediği için pek beğenemedim doğrusu.
bir kayıp sonrası yaşanması normal olan süreç. kişi 6 aydan sonra hala yas halinde ve acısı giderek artıyorsa, dinmiyorsa patolojik yasa doğru gidiyor demektir ve yardım alması gerekir.
aylardır içinde bulunduğum ve yaşadığım sürece de içinde olacağım durum. her ne kadar hayat devam ediyor olsa da ve biz hayatın getirdiği sorumluluklar yüzünden her geçen gün sanki biraz daha uzaklaşıyor gibi dursakta bu matemden aslında hep içimizdedir, geçmez tutulan yaslar sadece üzeri örtülür. ölen geri gelir mi ki tuttuğun yas bitsin.