şirkette olağan hafalık toplantılardan birindeyiz.
yaklaşık 10-12 katılımcı vardır. toplantı bir tahta üzerine yazılı olan siparişlerden yapıldığı için ve her hafta olduğu için öyle çok resmi değildir.
toplantı esnasında fosforlu kalem ihtiyacım için yerinden kalkıp yanmasanın önüne geldim, uzanamayacağımı anladığım fosforlu kalemi
masada oturan arkadaştan ses çıkarmadan işaret ederek istedim.
bana lcd monitörü uzattı.
bir kız arkadaşımın başından geçen bir olay söz konusu.. kız parmakları kesik eldivenden takmıştır. sanırım böyle ifade ediliyor; kesik parmaklı eldiven... işte okuluna doğru hızlı adımlarla ilerlemektedir. akabinde elleri poşetlerle dolu yaşlı bir teyze kıza doğru sektire sektire gelmektedir.
teyze yardım mı istiyecek ya şimdi diye kendi kendine dert edinen kızımız da yoluna devam ederken birden teyzeyi yanında bulur;
-kızlarrr ( ki burda kız tek başınadır yani teyzem kızzz diye seslensen de olabilirdi)
bizim kız benden başkası da mı var la diye etrafına bakınır ve:
-efendim teyze?
-bu taktığın eldivenler moda mı şimdi?
-evet; gerçi geçen sene daha bi modaydı da. yani evet moda?
-hahahhaha ( burda teyzem kötü kadın kahakası atar, ki o ses o teyzeden nasıl çıkmıştır hala kızımız hatırladıkça ürkmektedir.. ) ya zaten asıl üşüyen yer parmaklar değil mi? komiksiniz hee diyip hızla yoluna devam eder..
teyze; sözüm sana .. hayır tamam modayı eleştirme hakkın sonsuz; ama ne biliyim daha müsait zamanında yoldan çevirsen insanları? hayır elinde bilmem kaç kilo yük taşırken bu nasıl bir azimdir bu nasıl bir laf sokma isteğidir ki yoldan adam çeviriyorsun bu halinle?
Bir arkadaşım intihar edeceğim diye dolaşıyordu, ölmenin sekiz milyon yolu diye bir kitap önerdim. al sana bir sürü ölme çeşidi diye, okudu okudu illüminatinin kitabı bu lan dedi, hala arkadaş ortamında güleriz. ama güzel vazgeçirdik arkadaşlarla onu da anlatayım başınıza gelirse yaparsınız. redkitin gölge oyununu yaptık dört tane gölgesi oldu.
saat 12 diye dipnot vesaire verdik arkadaşa, gönlünü hoş ettik. çocukları vesaire çok seviyor bir sürü balon aldık içlerine çikolata vesaire koyduk ona da uğraş oldu, başkasının mutluluğundan mutlu olmak.
yer: fenerbahçe steaua bükreş maçı, şükrü şaraçoğlu stadı.
gfb'lilerin bulunduğu bölümde maçı izleyen arkadaş, arkasında şahin k'nın bulunduğunu fark eder ve fotoğraf çekilmek ister. fakat yanına geçemeyince önüne domalır (maç öncesi poz veren futbol takımının ön tarafta kalanları gibi). fotoğrafı çekecek olan arkadaş:
- manyak mısın a.k. napıyosun lan, şahin k arkandaki? ahuhahua...
(arkadaş toparlanmaya çalışırken)
şahin k: bi şey olmaz yiğenim yarraağı (aynen bu tonda) az sonra rumenlere kaldıracağız, korkma sen!!
sonrasında gülmekten altına işeyenler, fenalık geçirenler vs.
rezil olma durumu bende artık hobi oldu. şaşıramıyorum bile.
dün alışveriş için avm ye gittim, bilindik bir markadan iç çamaşırı falan aldım.
elimde poşetlerle yürüyorum, derken sürekli iş yaptığımız müşterimiz ergün bey le karşılaştık.
-tgio hanım nasılsınız neler yapıyorsunuz?
+dolanıyorum öylece.
-oo alışveriş de yapmışsınız neler aldınız? dedi ve elimdeki poşete baktı.
adam kızardı lafı değiştirmeye çalıştı ki o çabası daha gülünçtü.
paçalı don aldım diyecektim de son anda ısırdım dilimi.
en güzeli poşeti açıp gösterecem bak babydoll aldım jartiyer aldım diyecem o olacak. (poşette onlardan yoktu yanlış anlaşılmasın).
inançsız bir arkadaşım yakınlarının bir cemiyetine katılıyor. içerde dualar falan okunuyor ama arkadaş tepki göreceğinden korktuğu için dayanıyor. çıkışta kolonya dökülüyor, lokum veriliyor ve en son dua kitabı veriliyor arkadaş bütün birikimini burada çıkararak teşekkür ederim ben inanmıyorum diyerek yavşak bir gülüşle çıkıyor. dua kitabına dağıtan dayı bunlar kıyamet alametleri işte diyerek derin bir sohbet başlatıyor. *
geçenlerde şehir içi trafiğinde önümde bir g serisi mercedes sol şeritte 20 ile ilerliyordu ve önünde araç yoktu. sağlamak için yeterli alanım yoktu. çünkü yol dardı ve 2 şeridin ortasından gitmekte ısrarcıydı. ben de aracın hafif sağına geçtikçe dikiz aynasındaki uyarı işaretini fark ettim. (kör nokta uyarıcı) birkaç sellektör ve kornadan sonra hızlanmamakta ve yol vermemekte ısrarcı olunca bende sürekli aracı sağlar gibi yapıp kör nokta uyarıcısını çalıştırdım. adam muhtemelen sağa bakmaktan boyun fıtığı tedavisi görüyordur şu an. *
facebook'un bir döneminde birisini bir fotoğrafta etiketleyince onun duvarında kapak fotoğrafı gibi duruyordu. biz de arkadaşın duvarında parça parça ı love justın bieber yazılı pembe fotoğraf parçalarını etiketleyip duvarında görülmesi sağladık. duyduğumuza göre kampüse girdiğinde herkes yüzüne acıyarak bakıyormuş.
Ortaokuldayken dershaneye gidiyordum bizim bir arkadaşımız sıla dizisini izliyordu sonraki gün dershaneye gittiğigmizde onu gözleri şişmiş hala agliyor buluyorduk:):) bende bir dizi yi izlerken ağlamıştim piç osman masanın altına girip baba başıma vurma diye ağlamışti o gün benim için tarihi bir andı ilk defa bir dizi izlerken ağladım ama film izlerken ağlamıştim çok önceden (bkz: zehranın gözleri).
dün gece deniz kenarında yürürken arkadaşımla fotoğraf çekilmek istedik. yoldan geçen birisinden fotoğrafımızı çekmesini rica edip telefonu verdik ve teşekkür edip ayrıldık. fotoğraflar nasıl olmuş diye bakarken adamın ön kamerayı açıp kendini çektiğini fark edip kahkaha attık.
(bkz: ne manyaklar var amk)
bir gün kardeşimle markette geziyoruz. reyonun sonunda ben arkası dönük siyah peçeli kadın gördüm. kardeşime aa bak hayalet dedim. dönünce aniden bi adım geri gitti korkmuş hayalet sandı cidden ahdahdhsj marketin içinde yarıla yarıla gülmüştüm.
bazen yaşanırken komik gelse de anlatınca komik olmayan olaylardır.
kendi aracım serviste olduğu için bi arkadaşımı, arkadaşımın tek kapı arabasıyla almaya gittim. arkadaşım araca binmek için koşa koşa yanına geldi elini attığında kapı olmadığı fark etti. belki diğer tarafta vardır düşüncesiyle diğer tarafa telaşla koştu ve nihayet aracın tek kapı olduğunun farkına vardı. *
Bir kafede su şişesiyim. Ama kahve fincanıyla nasıl iyi aramız... Gel zaman git zaman ben bu fincana aşık oldum ve garsona dedim ki; "Ben artık bu fincana içimi dökmek istiyorum." Tabii yanlış anladı, içimdeki sudan fincana döküp yolladı. Bu da böyle bir anımdır.
Islahat-ûl zaruri: Furyayı bilmeyen şizofren zannedecek...