ev arkadaşımın monitörüne sinek konar ve ev arkadaşım bunun üzerine bana "başak bak bak sineğin aklını alıyom bak" diye seslenip,
mouseunu sineğin etrafında hareket ettirip benden de aynı tepkiyi vermemi bekler falan. la havle. jdgf
Herkes kemal sunalın gardrop fuat filmini bilir, gardropla ile yürümesi vardır.
Bu gün onun bir benzerini yaşadım. Kiracılar evi boşaltmış eşyalar da sizin olsun dediler, annem de bir dolabı çok beğenmiş götürelim dedi. Anneme kıyamadığım için ben getirdim. Sitenin arka kapıda da kamerası olduğu için, karakol tarafını ( ana girişten 100-200 m ötesini görebiliyor ) Dinlene dinlene dolabı tek başıma getirdim, sitenin ana girişine girdim. Güvenlik noktasında ki polisler ve güvenlik beni tii'ye almaya başladı. Oğlum yürüyen dolap sen miydin la, buraya gelince anladık sen olduğunu. Abi kemal sunala özeniyorum ben fuat gelmeden eve gideyim dedim. Buna gülüştük ben biraz abartıp polislere ve güvenliğe hıyar var yer misniiz dedim ? kendimi bir an özgür isyankar hissettim oluşturduğum gerçekte hislerimle yaşarken. Güldüklerinde tanıdığım gerçeği ile her şey saçmaya gelmeye başladı.
bizim sınıfta çiğdem diye bir kız var banka dekontunu verdim müdüre vermesi için numarasını da aldım. neyse aradan vakit geçti arayım sorayım noldu diye aradım açtı naptın dekontu bir sıkıntı oldu mu dedim ne dekontu dedi ulan sana verdim ya kayıp mı ettin dedim sen bana bir şey vermedin ki dedi. ama sinirlenmeye başladım tekrar bankaya gitmem gerekecek diye sen çiğdem değil misin diyorum evet çiğdemim diyor suratına kapattım orda. bunun en yakın arkadaşını aradım seda çiğdem yanında mı dedim evet dedi aradım dekontu teslim etmemiş dedim sen kimi aradın biz dekontu verdik çiğdem sabahtan beri yanımda dedi. benim beyin hücreleri yanıyor ama. telefona istedim ulan daha demin niye vermedim diyorsun dedim sen beni hiç aramadın ki dedi. kapattım diğer numaraya wp den baktım bizim sınıfta ki değil mahalleden arkadaşım olan çiğdemi aramışım birde kızın suratına kapattım telefonu. neyse aradım anlattım olayı gül gül öldük. şimdi ikisini de soyadıyla kaydettim.
kıbrıstaki bi abimizin anısını anlatıyorum. Kendisi otelde çalışan resepsiyon görevlisi ve bir bay bayan otele giriş yapıyor gece oluyor ve erkeğin dışarı çıktığını görüyor ve biraz sonra katı gezerken kapının açık olduğunu görüyor ve kapı arasından yüzüstü yatan çıplak bayanı görüyor ve odaya giriyor kadın da sevgilisinin döndüğünü sanıyor ve hadi devam edelim diyor ve bizimki başlıyor işe daha sonra işini bitirince kadının uyuduğunu görüyor ve usulca odadan uzaklaşıyor.
edit:kadın odada karanlıkta ve yüzüstü yattığı için anlayamamış ayrıca çok sarhoşmuş.
Lisede matematik dersindeydik. Bilmem kaç bilinmeyenli sikindirik denklemler konusuydu sanırım ve rizeli bir arkadaş tahtaya kalkmış sorulardan birini çözecekti. Takır takır ilerlerken yanımdaki fırlama arkadaşım takılmaya başladı...
"Saate baktın mı?"
"11 59, neden?"
"Abi saat 12'yi geçecek ve bu herifin beyni duracak. Çözemeyecek soruyu, heheheheh..."
"Lan yürü git gerzek, şu 12'yi geçince lazların beyni durur espirisi hiç komik değil.."
"Heee zaten o gece 12 idi değil mi? Heheheheh..."
Ne olduysa oldu ve çocuk sonuca doğru hızla giderken bir anda durdu. Hiç hareket etmeden boş boş tahtaya bakmaya başladı ve o esnada saatler tam da 12 01'i gösteriyordu...
Arka sıralarda dönen o geyiğin üzerine çocuğun soruyu bırakması ile sınıf yarılır, öğretmen ve tahtadaki çocuk ise dönüp neye gülüyor bu köftehorlar dercesine bön bön sınıfa bakarlar...
Öğrencilik dönemlerinde arıza bir arkadaşımın evindeyiz. saat gece 3 suları, kafalar fazlasıyla güzel. epey yüksek bir sesle çalan metal parçalarını dinlerken böğürüp tepinerek eşlik ediyoruz. Memurluk yapan sakinlik abidesi alt komşu çıldırmak üzere. önce hafifçe, sonra şiddetli bir şekilde duvarlara vurarak bizi uyarmak istiyor fakat ne yapsa nafile, uslanacak gibi görünmüyoruz. dayanamayıp kapıya geliyor ve zili çalıyor. tam o gelmeden evvel arkadaşım, neden ve nasıl aldığını anlayamadığım, bir gün evvelden tahlil için verdiği kanların dolu olduğu tüpleri bana gösteriyor. ben ise elimde bıçak gecenin köründe menemene biber doğruyorum. arkadaşım kapıyı açarken tüpler açılıp ellerini kana buluyor, ben elimde bıçakla arkasında "biraz daha doğramamı ister misin?" diyorum. ve sonuç: kapıda beliren zavallı herif korkudan olduğu yere yığılıp kalıyor...
Neyse ki şikayetçi olmadı Adam. arkadaş da birkaç gün sonra evden çıkmak zorunda kalmıştı.
Küçükken bir oyunda premium üyelik almıştım esn koduyla. Tabi adam bu kodları kendi internet sitesinden alıyor bende güya çok akıllıyım ya siteye bakıyorum hemen :/localhost diye yazıyor direk eve gidip yazıyorum aynısını ve acı gerçekle karşılaşıyorum.
yaşlıydık. camideydik. bikaç kişilik arkadaş grubu topluca cuma namazına gelmişti. bi tanesi tuhaf davranıyodu. tam namazın ortasında farz kılınıyordu ki bu garip çocuk "abii ben cenabetim.." demesin mi? sonra tam bi curcuna. ben de tam onlara odaklanmıştım. ortalığı ayağa kaldırdım. namaz da gitti tabi. veletler ayakkabıyı filan bırakıp kaçmıştı. çıkışta poşetledim, sattım ayakkabılarını. kısa günün kârı.
üniversite ingilizce hazırlık sınıfındayız. okulun dili &100 ingilizce olduğu için hazırlık zor, devamsızlık hakkı yok. hava sıcak ama okula sike sike gitmek zorundayız.
eğer yds'ye girip, tam hatırlamıyorum ama sanırım 70 üzeri not aldığınızda hazırlık direkt bitiyor. bazı arkadaşlar bunun için yds'ye girmişti.
yds'nin açıklandığı saatler dersteydik, sınıfta o üç beş kişiden oluşan bir heyecan dalgası yayıldı. o güne kadar çok efendi, sakin, saygılı olan da bir arkadaş vardı. yds sonucuna baktı, eşyalarını yavaşca topladı, ayağa kalktı ve:
-sikerler.
dedi, çıktı gitti sınıftan. bir daha hiç görmedik.
son dersteyiz çıkmaya hazırlanıyoruz herkes dersten bıkmış bir halde bitse de gitsek havasındayız. bizimki kaloriferin yanında oturmakta ancak bilmediğimiz şey şu; kaloriferde bir delik var su kaçırıyo bizimkinin sandalyesi ıslanıyo pantolonu da biraz ıslanmış. zil çalıyo çıkmak için hazırlanırken ayağa kalkıp ıslaklığı görüyo tabii biz de fark ettik ne oldu diyoz cevabı ise espriyle karışık "aaa suyum gelmiş" oluyo. yaklaşık bir 5 dakika gülüyoruz sonra başka bir kaloriferde durup pantolonunu az da olsa kurutup eve dönüyor. bu da böyle bir anı olarak kalıyor bizde.
2 gün önce annemler bilgisayarın başına oturmuş hararetle tartışıyorlar.
A: annem, b: babam c: chucky2
A: hadi sil, Nasıl siliniyor? Öğretsene bana hep böyle yapıyon.
B: tamam dur siliyom( ciddiyeti görmeniz lazım)
A: ne yapıyon şimdi üzerine mi tıklıyon?
B: inanılmaz ciddi ve açıklama yok.
Odaya geldim sesleri duyunca tabi
C: n'oluyor anne?
A: arkadaşlarımızı siliyoz i... Y.... Amcanı
C: iyi de neden ki?
A: çünkü o öldü. Sil hadi sildin mi hala var gözüküyor aha.
C: yahu Adam ölmüş zaten niye siliyonuz Adamı ne yaptığı var.
A: ya sen anlamıyon mu laftan öldü o öldü.hadi hadi sen de çabuk sil.
C: adamın Facebook'una kireç de dökeydiniz bari anne.
A:₺&"&-]}%^
Arkadaşla Nike Mağazasına gidilir ve Görevli Amca, biz futbol toplarına bakarken yanımıza gelir, sonrasında arkadaş bir topu elinde tutarak:
-amca bu orjinal mi? Diye sorar.
Sorunun aptallığı karşısında Görevli amca, Arkadaşın yüzüne bir müddet garip bir şekilde baktıktan sonra:
5 yaşındaki cimcime yeğenim ayak parmağı kanadıktan ve artık kuruduktan sonra mızmızlanmaya başlar acıyor diye. Ben de ona sabahtan beri "kedi dötünü görmüş yara sanmış" diyerek takılıyorum.
Az önce anneme fıkra anlatıyor: anane bir gün bir kedi varmış. sabah okula gitmek için evden çıkarken dötünü görmüş ve kocaman bir yara sanmııış.
Üniversitenin ilk senesinde, diyet yapıp deli gibi kilo vermeme ve zayıflayınca da alışverişe oluk oluk para harcamama bağlı olarak; annemlerin benim uyuşTurucu kullandığımdan şüphelenmesi.
Rüzgardan faydalanarak arkadaşlarıma manken taklidi yapıyordum böyle pozlar falan. Tam kafamı arkaya doğru eğmiştim ki biri kolarak gelip kafama çarpmıştı...