zeusun eltisi ile white rabbit yemekhanededir. white rabbit en çok yiyen ama en zayıf insan olarak tıkınmaktadır, 3. suyunu içer ve zeusun eltisi suyunun olmadığını fark eder.
white rabbit pudingleri oynarken her yere döker ve en son yemekhanede zeusun eltisi white rabbiti kovalamaktadır.
+white rabbit gel buraya!
-yakala beni!
hizmetli gelir ve: ortalığı anaokuluna çevirdiniz çıkın dışarı.
herkeste bir kahkaha, white rabbit gülüyor zeusun eltisi yerlerde, bugün de böyle bir anımdır.
alacağımız olan bir müşterimin yanına gittim. baya biriken borcuna istinaden senet yapacaktım. senedi düzenledikten sonra bir bir imzalattım. ardından müşterinin benden bir ricası oldu. yalnız duyunca mala bağladım, hani ciddi mi söyledi yoksa şaka mı yapıyor diye.
+ şunu da imzala, tamamdır.
- abi şey diyecektim ya.
+ nedir ?
- bunlar bende kalsa olur mu ?
Anlatıldığında degil de yaşandığında yaran olaylardır.
Iki gün önce falan babannemlere bir ugrayayim dedim. Kuzenim de orda kalıyor. Üniversiteyi burda okuduğu için kendi yaşadığı şehirden biraz uzakta onu da görmüş olurum düşüncesi ile bastım zile. Babannem açtı kapıyı, içeri girdim falan...
Babannem o ara söylenmeye başladı.
-furkan kalk artık bilgisayarin basindan yeter bak saat 12 oldu sen hâlâ oturuyorsun. Kalk ders çalış.
+ yav anneanne git başımdan bir haftasonu var onda bari çalış deme.
- sınavların başlayacak senin oturmanın zamanı mi?
Bugün spor salonunda tanımadığım birinin suyunu içtim üstelik karıştırma ihtimalimde yok. Benim sişem yeşil onunki kırmızı. Allahtan adam görmeden yerine koydum* dalgınlık işte.
bir kıza yazılıyordum. bana dedi ki sen kimsin be ben 1.90 boyunda yakışıklı, zengin ve kaslı bir erkekle birlikte olacağım.
ona dedim ki "öyle birini bulursan gelsin bir posta da bana kaysın."
olaydan bir kaç gün sonra baktım lüks bir arabanın önünde bir çocukla konuşuyor. çocukta 1.95 boy var. iri yapılı, yakışıklıca bir çocuk.
beni fark edince parmağıyla beni işaret ederek bir şeyler söyledi. çocuk bana sert bir bakış fırlattı. baktım niyeti kötü. hemen tabanları yağladım tabi. arkamdan koştu ama yetişemedi ibnenin oğlu.
hala merak ederim dövecek miydi sikecek miydi diye. (alıntı)
Ankara şinası sahnesinde bir tiyatroyaya gittim, beşinci boyutta ki salih ağabey tek kişilik oyun sergiliyordu, bir yer de freddy'nin kabusunu canlandırdı aklıma gelen dede, onca sahne beni ve bir çok kişiyi güldürmüştü. salih lütfen...
bir de :
izmir bostanlı da motorbisikletli değil normal bisikletli polis bizi durdurdu ceza kesti...
sonradan aramızda 21 mi 18 vites mi diye muhabbet geçmişti.
yurt bloğuma girerken görmüş olduğum bir olaydır sanırsam.
birisi pizza sipariş etmiş almaya geldi ama pizzayı getiren kuryede takım elbise vardı ve mağaza müdürüne benziyordu görüntü itibariyle kurye kalmayınca müdürün kendisi getirdi herhalde pizzayı manzarayı görünce dumur olmuştum.*
sözlü öncesi sekreter koltuğunda otururken sözlü hocamın gelip sekreter gelince geldiğimi söylersin dediğinde siz kimdiniz diyip bir güzel bi stajdan daha kalmak. yardı efenim ama kimi yardı niye yardı bir allahın kulu da demez mi hoca o hoca diye.
bu olay batum ve dogu karedeniz turu icin ciktigimiz yolculukta basima geldi.
trabzon da tur sirketi ile anlasmali bir hotele geldik. esyalari yerlestirdik. kisa bir sure sonra aksam yemegi icin hotelin restoran bolumune gectik. benim sol kolumda pi dovmesi var. pi sayisi ve 22 tane sayi hanesini iceriyor. garson dovmeyi gordu. dikkatini cekti sonra yanima gelip soyle dedi:
- abi sayilar guzel de o masa olmamis.
Rüzgardan faydalanarak arkadaşlarıma manken taklidi yapıyordum böyle pozlar falan. Tam kafamı arkaya doğru eğmiştim ki biri kolarak gelip kafama çarpmıştı...