yaran olaylar

entry2145 galeri89
    1838.
  1. 1839.
  2. 2 arkadaş mağazaya gider ve düğün için abiye tarzı elbiseye bakılır. vitrinde duran siyah elbise ikisinin de ilgisini çeker ve 2 kişi de onu almak ister ama pişti gibi olunmamak için o elbiseden vazgeçilir. birimiz alırsak diğerine haksızlık olur düşünülür. farklı elbise alıp mağazadan çıkılır ama düğün günü gelince ikisinde de siyah elbise vardır. bir ben değiştirdim sandım. meğer o da değiştirmiş.
    3 ...
  3. 1840.
  4. Babamın aldığı balığı pişiren ve balık yendikten sonra babama ölmüşlerinin canına değsin diyen anneme ben yemek yendikten sonra o lafın söylenmesine çok gülüyorum bana ölmüşlerin yiyemedi ohhh canıma değsin gibi geliyor dedim. Sonrası anormal kahkahalar atan ben ve sofradaki kısa ve normal gülen ailem.
    7 ...
  5. 1841.
  6. bugün staj dersimiz vardı 10. sınıflara ve konumuz sıfatlardı. işte öğrencilerin dikkatini çeksin diye türkiyedeki en tuhaf ünlülerin fotoğraflarını getirip bu nasıl biri diye sorduk onlara yıldız tilbeden tutun Angelina Jolie' ye kadar geniş bir ünlü yelpazemiz vardı. acuna geldi sıra dedik bu nasıl biri, tanımlayın(dersi ingilizce anlatıyoruz ve cevaplarda ingilizce olmak zorunda) bunlar hemen tahmin ettiler

    +hocam honeyli o adam honeyliii kaptı adriana'yı diye. vallahi tebrik etmek istedim o an onları lucky yerine alternatif sıfat buldular resmen.tabi bu kısmı arkadaş anlattığı için ben koptum sınıf zaten öyle bir de bizi gözleyen üniversite hocamız var arka sırada düşünün halimizi artık.
    3 ...
  7. 1842.
  8. Ne kadar okusam da yarmamis olaylardir. Yarilmadim.
    0 ...
  9. 1843.
  10. üstadım polis bir arkadaştan dinledim, yarım yarım yarıldım akabinde sözlüğe yapıştırayım dedim.
    arkadaşım ve ekibinde olan polisler, başka bir arkadaşlarının çalıştıkları gün doğum günü olduğunu bilmekteler ancak çaktırmamaktalar, ne telefonla arama nede yüz yüze kutlama merasimini gerçekleştirmemişler. gece doğum günü çocugunu bulundukları yere kaza yaptık, yardıma gelin şeklinde çağırıp sokağın ortasında doğum gününü kutlamayı planlamışlar.
    akabinde gidip pasta almışlar ve üzerine ' unuttuk mu zannettin göt ' yazısını yazdırmakta bir sakınca görmemişler. pastayı alıp tanıdıkları soğutucusu olan bir mekana götürmüşler, gece senden geri alırız diyip ayrılmışlar.
    anlattığına göre gece yoğun geçmiş, pastayı zamanında alamamışlar ve pastayı emanet bıraktıkları iş yeri kapanmış. telefonla iş yeri sahibine ulaşmışlar oda ' ben pastayı eve götürdüm, ben size yenisini alıyım demiş'. peki demiş süprizci tayfa. saat geç olunca açık pastane bulamamışlar ve topkek üzerine kocaman mum dikerek eğlenmişler vesaire. yarın kısmı bu değil zaten, yeni başlıyor.
    sans mı desek talihsizlik mi desek bilmiyorum ama pastayı evine götüren elemanın evlilik yıl dönümü ile aynı güne denk gelimesi ve elemanda üşengeçliğinden hediye ile birlikte bu pastayı da götürüyüm, onlara yeniden alırım düşüncesi. pastaya hiç bakmadan eşine teslim edip sarılması. eşinin pastanın üzerinde bulunan ' unuttuk mu zannettin göt ' yazısını görmesi ve üzerine alınması. pastayı adamın kasafına indirmesi. evlilik yıldönümünü adamın hoş bir kavgayla ve kafasında pasta ile karşılaması. iki gün sonra yanına giden polislere olayı anlatıp ' evliliğimi sarstınız şerefsizler ' diyerek şakayla karışık kovalaması.

    (bkz: şimdi anlatınca komik olmadı tabii)
    14 ...
  11. 1844.
  12. şimdi bu haber linki: http://www.motosiklet.net...-hells-angels-teroru.html
    haberin özeti;kadıköy'de hell angels adındaki bir motor çetesi barlar sokağında 7 kişiyi vurmuştu.bir kaç sene oluyor.

    salyarım yastığa akmış, yastık zaten leş gibi bira kokuyor ''ben böyle amaçsız hayatın taaamınakoyim'' diye şöyle bir doğrulup her gün öğlen 3'e kurulu çalar
    saatimi susturucaktım ki, yanımda mert yatıyormuş, o benden önce davranıp ''yeasikerimamaha'' diye kapattı.
    tişörtünde hala biraz kan vardı gece ıslak mendille silmeye çalıştığı için mal, ibnemsi pembe bir hale bürünmüştü o leke.
    salondan büşra ve selin'in sesleri geliyordu. ''kanepede yatırdılar bizi bu hayvanlar'' şeklindeydi...

    (bkz: 1 gece önce olay gecesi)

    ''içiyor muyuz merdo, içiyoruz kanka'' şeklinde başlayan gece ''kusan orospu evladıdır'' ''gel öpüjem'' ''olum sen çok yakışıklısın lan, bırak aq sen daha yakışıklısın'' ''kardeşimsin'' ''eyvallah kardeşimsin sende'' ''iyiki tanışmışız lan'' ''seviyorum seni'' şeklinde devam ediyordu.

    derken; karşı masadan bizi kesen iki tane karşı cins gördük.
    evet kesinlikle kızdı onlar.
    görüntü biraz bulanık olsa da libidolarmız bize doğruyu söylüyordu.
    ''gez göz arpacık'' aman pardon ''adını sor,tanış, si..'' öhöm neyse.

    mert masadan kalktı.kızların masasına doğru yürüdü.son anda cesaretini kaybetmiş olmalı ki o masadan tuzluğu alıp geldi.
    önümüzde sadece bira var lakin mert tuzluğu getirip masaya tekrar bizim masaya bırakarak oturdu.

    kızlar tabi bize bakarak güldü.
    bu sefer ben tuzluğu alıp tekrar onların masasına doğru götürdüm ve bıraktım.
    tam adlarını soracaktım oradan garson geldi.

    -pardon bu beyler sizi rahatsız mı ediyor.
    +hayır hayır sadece tuzumuzu aldılar.

    eheh tuzunuzu almamza kızmadınız yani dedim ''ayakta durmak için aynı garsona yaslanıyorum...

    mert'i de çağırdım bunların masalarına oturduk.numaralarnı aldık sohbet muhabbet...
    o sırada motorlu bir eleman geldi masalara bakarak hafif yüksek sesle '' burası birazdan karışıcak'' dedi tehtidkar bir şekilde.

    mert kızlara hava basıcak ya.

    ''senle bi konuşalım mı aslan'' dedi artistçe ayağa kalkıp elemanın yanna yürüdü.
    ben durur muyum ben de kalktım tabi.

    beraber elemanın yanına gittik.
    o sırada yüksek sesle ''bunlar artist artist'' şeklinde yorum yapıyoruz.

    çocuğa 5-10 metre kala ara sokaktaki çeteyi gördük.
    çocuğun yanından teğet geçip diğer bara girdik o panikle amk.

    ulan bunların hepsi sokağa sağlı sollu çekti tehditkar konuşuyorlar.
    çocukta barın içindeki bize çıkarak ''herkes akıllı olucak burdan cesedini sikerim'' diye sallıyor.
    kızlar o sırada mesaj atıyor

    ''nereye kayboldunuz nerdesiniz''
    çıkamıyoruz ki amk bardan mutlaka salça olacaklar.
    baktık oradaki garsonlarda bize kıl oldu ''mecburen 2 bira söyledik oraya da oturduk''
    mert sigara çıkardı.
    sigara terasta içiliyor efendim diyince terasa çıktık.
    oldu olucak burdayız kanka tuzlu fıstıkta söylüyorum dedi.

    locamızda otururken sokak karıştı.
    sağa sola ateş etmeye başladılar.
    çığlıklar kaçışmalar derken.
    bizim kızları aradık.
    morpheus'un neo'ya yaptığı gibi yönlendirme yapıyoruz aq.
    şimdi sağa şimdi sola dur dur arkadaki sokağa kaç diye. (yukardan görüyoruz)
    kızlar çığlk çığlığa.

    bu böyle olmayacak dedim gözümüzü karartıp aşağıya indik.
    o sırada kızların yanına doğru koştuk.
    bunlar ağlıyor vesaire derken sarıldılar.
    ulan nasıl mutlu olduk amk.

    kızın üstünde biraz kan vardı yerdeki birine yardım ederken bulaşmş.
    mertte kıza sarılınca bunun tişörtüne bulaşmış.
    ya ben hani bu olayda her şeyi anladım da o sabah neden büşra ya da selin değil mert yanımda uyuyordu amk!
    ------------------------------------------------
    yine mesaj atmış dalyarak ''müsaitsen kahvaltıya geliyim diyor.
    yanlış anlamayın bu adam bu mesajı fix atar cevabına bakmaz 5 dakika sonra kapı çalar.
    muhtemelen inmek üzeredir pendik kadıköy otobüsünden.

    edit:geldi.
    6 ...
  13. 1845.
  14. geçenlerde maça gittim sözlük. maçı izliyoruz falan önümüzde ki kadının telefonu çaldı. açtı konuşmaya başladı işte. o sıralarda gol oldu. tabi bütün tribün, bütün stat gol diye bağırdı, sevindiler falan.

    bir baktım kadın kızgın gözlerle bize ve etrafa bakıyor. sonra tribüne bağırarak,

    + pardon ama telefonla konuşuyoruz şurda susar mısınız?

    dedi. evet evet dedi bunu. bir futbol maçında gole neden gürültüyle sevindiklerini sordu * *. sonra telefonla konuşmaya devam etti. dedi ki,

    + aa hayatım artık kimsede terbiye kalmamış.

    tribün şaşkın, taraftar şaşkın, bizler şaşkın... sustuk oturduk sözlük. *
    5 ...
  15. 1846.
  16. ipekgorgun un cinsel tekliflere maruz kaldığını haykırmasıdır yeniden.
    4 ...
  17. 1847.
  18. üretimde çalışan 1'i operatör 3 ağır trakyalı arkadaş o hafta gündüz mesaisine dönmesinin şerefine bir değişiklik yapıp(!) akşam içmeye karar verirler. içlerinden birinin ufak dökük bir teknesi vardır. alalım nevaleleri akşam tekirdağ sahilden açılıp denizde piizlenip keyif yapalım derler. hazırlıklar tamamlanıp denize açılırlar. keyif muhabbet gırla giderken 3 kişi 1 lt rakıyı bitirip kelle başı 5'er tane cila için alnınan biralara geçerler. kafalar scotch brite sünger gibi olmuştur. laf, ortadoğunun siyasal iktidarsızlığı, dinler arası diyalog, fed'in faiz kararları filan derken ( yersen ) cinlere şeytanlara geliyor. diyaloglar şu şekil;

    + mümün! cinler var diüler be adaş
    - varsa gelsin be adaj. gelsinde sokuvereyim ayağımı ağzına.

    + aga 1 trilyon versem şeytana parmak atar mısın bea ?
    - sen bana 10 bin lira ver babanı bile sikerim be olm.

    + şiişt bak bi. kızan cinler varmıştı geçen sene bizim ağırda. atların saçlarını örerlermiş.
    - abe atları sikerken gözüne güzel görünsün diye sen yapmışındır be onu. bilüz senin ayvanseverliğini.

    gece gece teknede bu tarz seviyesiz bir ortam varken o sırada tekirdağ limanında başka bir hareketlilik vardır.

    bir kaç ay sonra kurban bayramı olduğu için gemilerle anguslar gelip, kamyonlara yüklenmektedir. kamyona yükleme esnasında anguslardan bir kaçı ortalığı karıştırıp denize atar kendisini. hepsi çıkarılır ama bir tanesi hariç. limandaki ışıklardan korkup açığa doğru yüzen angus, o an için denizin ortasındaki tek ışık ve hareket olan kahramanlarımızın teknesine doğru yüzer.

    tüm bunlardan habersiz trakyalı kahramanlarımız alkol komasından bir seviye öncesinde, stabil ve derin bir şekilde cin, şeytan ve yaratıklar muhabbetine devam etmektedirler.

    oraya kadar can havliyle soluksuz yüzen angus, sessizce tenkeye yanaşıp yardım dilercesine son kuvvet boynuzlarıyla tekneyi hoplatıp, var gücüylede denizin ortasında "mööaaööaööa" şeklinde haykırır.

    o ana kadar hayatlarının hiç bir anında dinle kitapla işi olmayan elemanlar allahın 99 ismini ezberden sayıp fonda şol cennetin ırmakları ilahisiyle kendilerini suya atarlar. biri hariç. o da o anın şokuyla bayıldığı için olduğu yerde yığılıp kalır. çok geçmeden ayılıp denizde sıçırttıra sıçırttıra kaçan elemanlara döner;

    + mümün sikem ciğerlerini. hani yoktu bea şeytanlar.
    + çü be amuğagoduğum yaratığı çü.
    + eşşeesemiallhünimeliddin (potporik dua)

    tarzı haykırışlarla ortalığı ayağa kaldırır.

    sahil güvenlik bunları denizden toplar. bir kaç gün rapordan sonra fabrikaya geri dönerler.

    genel müdür canı sıkıldığında bunları yanına çağırtıp hikayeden kısımları bunlara anlattırır.

    çay molalarının efsane sorusu;

    + mümün ne kescen bu kurban bea ?
    4 ...
  19. 1848.
  20. Atatürk'ün kurduğu partinin kürtçülük yapması bir zamanlar bozkurtlu afiş bastıran partinin şimdi kürtçü olması.
    0 ...
  21. 1849.
  22. ofiste 1 buçuk muz kalmış dünden.
    4 kişiyiz, arkadaş ben bölüştürürüm diyerek geçti mutfağa.
    1 bütün muzu 3'e bölmüş, kalan yarımı da kendine almış.
    sırıta sırıta verdi bize 1/3 parçaları.
    "ben yaparım dedim size, bende adaletsizlik olmaz" diyerek kasılıyor bir de.
    tam kendine ayırdığı yarımı yiyecekken muzun iç meyvesi kabuğundan çıkıp yere düştü.
    gülmekten öldük tabi.
    işte ilahi adalet. *
    5 ...
  23. 1850.
  24. Haftada 3 büyük rakı , sayısız bira , ölüsü günde bir paket sigara içen bir abimiz biraz önce " çayı tek şeker içiyordum artık şekersiz içecem , biraz dikkat edecem " dedi. öylece yüzüne bakabildim sadece.Leyla ile Mecnun sahnesi gibiydi.
    5 ...
  25. 1851.
  26. arkadaşın kıza ayağına giydiğin pantolon olayım demesi üzerine kızın iyi de ben hergün o pantolona iki ayağımı birden sokuyorum demesi
    üzerinden yıllar geçti hala gülerim.
    0 ...
  27. 1852.
  28. 3-4 sene önce üniversite zamanı, evde yiyecek bir şey bulamayınca dışarıda yemek yemeye karar verdik. çıktık dışarı ben bir fikir attım ortaya 'şurda köfteci vardı, eve yakın hem, ordan yiyelim hemen' bizimkilerde olur deyince koyulduk yola. mekana vardık, önden atladım ben kapının girişindeyim hemen;
    -abi iyi akşamlar, ne var yiyebileceğimiz?
    bu arada dayımız, bir elinde televizyon kumandası bir elinde sigara koltuğunda oturmuş televizyona bakıyor. içerisi duman altı, göz gözü görmüyor artık neredeyse. zaten küçücük bir dükkan. içeride çek yat var düşünün nasıl bir ortam olduğunu. neyse adam döndü bana, hiç istifini bozmadan;
    -köftem var yiğenim, yapalım hemen.
    bu sırada arkamda bizim çocuklar sırıtıyor, kıkır kıkır sesler çıkartıyorlar. ne olduğunu anlamak için döndüm onlara, gözleriyle televizyonu işaret ettiler. bunun üzerine bende baktım televizyona, dükkan sahibi porno izliyormuş meğer, bildiğin hardcore hemde. içimden oha deyip, adama döndüm. artık adam yüzümün halinden anlamış olacak ki, kanal değiştirdi. ama bunu yaparken o kadar normal ki her şey, sanki kanal d'den atv'ye geçiyor pezevenk. tabi haliyle durmak imkansız orada artık, gerisi şöyle oldu;
    -abi tavuk yok mu?
    +kalmadı yiğenim,
    -kalmadıysa sağol gidelim o zaman biz!?
    +köftem var ama çok güzel, bişeyler yaparız.
    -yok sağ..
    +sen yedin mi benim köftemi hiç?
    -abi dışarı tavuk yiyelim diye çıktık, teşekkür ederiz.
    +....

    olayın ardından uzun uzun güldük, kısa bir süre sonrada kapandı o dükkan.
    6 ...
  29. 1853.
  30. Baba oğul arabayla şehirde gezmektedirler. Şehrin kalabalik caddesinde belediye başkanı şehrin babası diye kocaman afişlerde yazılı büyük boy resmini sağa sola astirmistir.

    Çocuk babasina dönüp "baba bu adam kim"dediğinde babası şöyle der,

    "Şehrin anasını siken adam bu adam işte."

    Dipnot: birebir yasanmistir.
    13 ...
  31. 1854.
  32. ayağına giydiğin pantolon olayım denilen kızın arkasını dönüp iyi de ben her gün o pantolona iki ayağımı birden sokuyorum demesi.

    yıllardır gülerim.
    2 ...
  33. 1855.
  34. Alkolden ehliyet kaptıran arkadaşın ehliyetsiz halde ve yeniden alkollü olarak polis tarafından durdurulup kendisine yeniden ehliyet sorulunca verdiği cevap;

    "Amına koyduklarıma bak sanki verdiler de geri bide soruyorlar"
    7 ...
  35. 1856.
  36. markette alışveriş yapmış kasada ürünlerimin geçmesini bekliyordum. küçük bir çocuk otomatik kapının önünde kapıyı açmaya çalışıyordu. çok küçük olduğu için görmüyordu ve kapı açılmıyordu. kapı açılmayınca da çocuk sinirleniyordu. gülümseyip kapının önüne gittim açılsın diye; açılmadı. markettekiler bana güldü bu sefer.
    not:sensör bozukmuş.
    edit: boyum 1.90.
    11 ...
  37. 1857.
  38. Bir keseresinde annem zorla alışverişe götürmüştü çiçek alacakti 2 saat boyunca adını bile bilmediğim kırmızı çiçekleri olan bir bitki seçmeya çalıştı hepsinin tek tek köklerini inceledi ve sonunda karar verdi bu olsun diye tam kasaya giderken beni çağırdı ve vazgeçtim beyaz orkideyi alcam dedi o günden beri o fişi hep sakalarım.
    4 ...
  39. 1857.
  40. ersen martin'in trabzon anısı.

    trabzon'a transfer oldum, daha yeni olmuşum, o nedenle otelde kalıyorum. akşama doğru canım bir şeyler çekti, aradım dedim ki bir meyve tabağı getirir misiniz? bana boş bir meyve tabağı getirdiler, o anda anladım trabzon'a geldiğimi...
    9 ...
  41. 1858.
  42. barmenlik yaptığım dönemler sinan adında çok sevdiğim garson bi abi var. 7 tane arjantin bira siparişi verdi, doldurdum biraları tuttu saplarından götürüyor. 4 tane bi elinde, 3 tane diğer elinde gidiyor. giderken birden '' ananı sikim, ananı sikim, ananı sikim '' diye bağırmaya başladı. ama bağırırken yılan gibi kıvrılıyor. vücudundaki bel hattı asena gibi aynı. biralar yerlere dökülüyor. mekandaki tüm gözler sinan abide. yalnız biraları götürdüğü masa da patronun masası, ankara'dan misafirleri gelmiş, onları ağırlıyor. hepsi kodaman adamlar. sinan abi ana avrat söve söve, biraz da döke saça biraları bunların masaya koydu. biralar yarım. sinan abinin üstü başı hep bira. patron dahil tüm masa da sinan abiye bakıyor. sinan abi de bunlara bakıp son bi '' ananı sikim'' deyip elini cebine attı ve telefonu çıkardı. meğer telefon titreşimde kalmış, bizim sinan abiyi de aradıkları için huylanıp sövmüş. '' pardon patron tikliyim de '' dedi sinan abi. patron gülerek cevap verdi. tikine sahip çık sinan. .
    o günden sonra telefon kılıfı aldı kendisi. ne olur nolmaz.
    20 ...
  43. 1859.
  44. Fethiye sahilde dolaşırken Mesut abi sigara içecekti. Baktık çakmak yok. Karşıdada berduş tipli bi dede vardı. Yolladı beni çakmak isteyim diye.
    -dede ateş var mı?
    +valla yiğenim 76 Yıldır varda söndüren yok.
    10 ...
  45. 1860.
  46. çalıştığım projedeki yürüyen merdivenden çıkan yaşlıların çığlık içinde düştüklerini gördüm, kosarak yardıma gittim kaldırdım sonrasında yaşlı amca

    sizin yaptığınız merdivenin taa burdan köye kadar amına goyayim demesi güldürdü.
    8 ...
  47. 1861.
  48. üniversitede ev arkadaşımıza bir şaka yaptık. gece arkadaşın birine karabasan gelmiş hepimizi uyandırdı heyecanlı heyecanlı anlattı bir saat. dinlerken diğer ev arkadaşı bunun anlattıklarına kendini çok kaptırdı. kendi yaşadı resmen olayı.

    ertesi gün bu gece saat 3 gibi uyudu. eski tip çift kişilik karyolalardandı yatağı. diğer arkadaş da gidip onun yanına yatı. o uyuyuncaya kadar kadar bekledi ve bana mesaj attı.

    yavaşça odasına girip yatağın altına girdim. bir elimle alttan yatağa vururken diğer elimle yorganı üstlerinden çektim.

    bu uyandı. önce yanında yatan kişi yapıyor zannetti. öyle olmadığını fark edince önce ona yumruk attı sonra önce odadan sonra daireden çıkarak merdivenlerden 2. kata kadar bağıra bağıra kaçtı bu. apartmanı ayağa kaldırdı korkudan. 3 gün gülmüştük onun o haline.
    12 ...
© 2026 uludağ sözlük