geçen sene susuz geçen zamanlardan sonra bugün tuzladaki boya fabrikasını söndüren helikopterlerin suyu baraj sularından aldıklarını duyan annem:
-terkos suları gitmiştir yaaa...
cep telefonunun ilk çıktığı zamanlarda, erturk'un arkadaşı y, ericsson marka cep telefonuyla hava atmaktadır. erturk ve iki dostu olan m ve y kızlarla, daha doğrusu sınıftaki esra adlı kız hakkında konuşmaktadırlar. esra kızımızda ve bizim oğlanda sadece cep telefonu olduğundan ara sıra mesajlaşmatadırlar. m oğlumuzun ise esra'da gözü vardır, çok sevmektedir. m nazikce y'ye:
-lan oğlum şu kıza bir mesaj atsana.
+olum bak, kız senden hoşlanmıyo. salla sana kız mı yok?
-olsun lan, benim adıma bir mesaj at.
+tamam. ne yazayım?
-bilmiyorum yaz işte bir şeyler.
mesaj yazıldıktan sonra gönderme tuşuna basılır ve m ordan lafa karışır.
-ne yazdın lan?
+esra, aşkından vıriğe düştüm, gel kurtar beni. m.
-ne yaptın lan, kız öldürecek beni yarın. çabuk mesajı geri çağır.
y isimli arkadaşımız ise telefonda böyle bir özellik olmadığını bilmese de, yine de bir tuşa basıp şu lafı söyler.
+esra'ya giden mesaj geri isteniyor, lütfen geri dönsün.. tamam olm, bak istedim geri geldi.
-sağol kardeşim ya. bir an için çok korkmuştum.
ondan sonraki gün okula gidildiğinde ise esra velisiyle birlikte okula gelip, m harfiyle aynı sınıfta okumak istemediğini bildirir ve başka sınıfa transfer edilir.
kız arkadaşımın 9 yaşındaki erkek kardeşinin, pussy klibinden bir kısmı izlemesi. akabinde pantolonumdan çekip "emre abi ben ramştayncıyım tamam mı!" diye haykırması.
psikolojik destek sağladık kendisine, gördüklerinden etkilenmemesi için. "e ne var ki bu kadar?" diyenlere sözüm odur ki çek dis aut, (fazlasıyla müstehcendir anam)
* küçük bir semtte oturan halanı ziyarete gidersin. üç beş gün sonra halan ve ailesi tatile gider. onlar dönene kadar orada kalmayı düşünürsün. butun apartmanla kanki olan halan tatile gidecegini duyurmuş, ama yiğeninin evde kalacagını söylememiştir. hava bunaltıcı derece de sıcaktır. balkon kapısı açık, sen duşa girersin.daha sonra iç çamaşırlarını giyip aynada kendini seyrederken aynada küçük bir çocuk yuzu görürsün. sen de o da çığlığı kopartır. çocuk var gücüyle doğru balkona koşmaya başlar. geldiği yerden geri inecek akıllı. 'dur dur kapıdan çık' diye bagırırsın. iç çamaşırlarıyla göründüğüne mi, yoksa korktuguna mı yanasın bilinmez. kazazede kendine gelir, yarım saat sonra mahalleli özür için gelmişlerdir. 'sizinkiler tatile gittiler ya kapıyı açık görünce hırsız girdi sandık, çocugu balkondan yollayalım' dedik. -balkondan mı??
lisedeyiz. biyoloji sinavı. herkes kendince kopyasını hazırlıyor. sıra arkadaşım da hazırladığı kopyayı sıra ve defterleri yerleştirdiğimiz gözün arasına, yukarı benim bölmeme yapıştırdı rahat görebilsin diye. sınav anı geldi ve herkes kaderine terkedildi.
arkadaşım tıkır tıkır eğiliyor ve yazıyor hoca arkasını döndüğünde. imrendim zekasına doğrusu. ama bir an oldu arkadaşım kalkmıyor. bana seslendi.
- abi kafam sıkıştı çıkmıyor.
- neee?
- ne nesi kafam sıkıştı çıkmıyor diyorum a.q
ve ben artık geri dönüşü olmayan yola girdim. kopmuştum artık. hoca tabi yanımıza geldi.
- hey evlat ne yapıyorsun orada?
- hocam kafam sıkıştı çıkmıyor.
ve ipler koptu. tüm sınıf olayı bitirdi. ben artık nefes alamıyordum. tanrının acımadan savurduğu soğuğa rağmen camı açtım. arkadaşı çekmeye çalışıyorum . çıkmıyor ve üstüne üstlük çığlık atıyor.
arkadaşlardan biri müstahdemi çağırdı. müstahdem de elinde vida anahtarlarıyla geldi ve sırayı söktü. canım arkadaşım ya surat kıpkırmızı. yazıktır ya. tabi sınav ileri bir tarihe ertelendi.
öküzcan küçükken amcasıyla beraber inşaatta vakit geçirir. amcası inşaat işçisidir. inşaata yakın bir ceviz ağacından yaprak koparır. yaprağı sol elini yumruk yaparak üstüne koyar. sağ eliyle yaprağa sertçe vurup patlatmaya çalışır. fakat tam yaprağa vuracakken aksi gibi rüzgar çıkar ve yaprak elinden uçar. amcası da tam o sırada öküzcan'a doğru döndüğü için öküzcan yaprak patlatayım derken amcaya hareketi yapıştırır:
"şlakk"
bunu gören amca:
"höstt lan eşşeksıpasııı!!" diyerek elinde bulunan kerpeteni öküzcan'a fırlatmkta hiç tereddüt etmez.
aslında bu entryi insanlıktan utanılan anlara yazsam mı diye düşündüm ama neyse. şimdi süleymaniye taraflarında bir kuru fasulyeci bulduk. sekiz arkadaşız başladık yemeye. mekanda öyle nostaljik ki ekmekler sepette bittikçe istiyorsun, su sürahide geliyor doya doya iç. fiyat 5 tl ve her şey fiyata dahil. neyse biz başladık yemeye. ben 17. sepet ekmekten sonra saymadım. üzerine de rahat altı yedi sepet daha istedik ekmeği. yani 8 kişi olduğumuz düşünülürse kişi başı 3 sepet ekmek yemişiz. kaşık kullanan yok. kuru fasulyeyi de yanında pilavı da, turşuyu da banarak yiyoruz. sonra yemek bitince bi arkadaşımız susadım dedi ve lokantacıdan su istedik. adam da manidar bir şekilde bahçeyi suladığı hortuma baktı. sonra da bize baktı. arkadaş da mahcup bir yüz ifadesiyle neyse suyu da başka yerde içelim deyip kalktı. harbi hayvanmışız lan.
ne güzel traşımı olmuşum, saçımı da yıkattım bi güzel, sakallara da bi ayar çektik. herşey dört dörtlük. kalktım kendime bakıyorum falan. yakıyorum ortalığı şerefsizim. bi de jöle süreyim dedim iyicene pekişsin karizma:
-fahrettin abi jöle nerde yaa?
+napacan da?
soruya soyuyla cevap veriyor anasını satayım. demeyim diyorum fahrettin abi ye ayıp olmasın diye ama dayanamadım ciddi ciddi soruyor joleyi napacağımı.dayanamadım:
-yiyeceeemmm!
+hönk
herif de hafif bi gevreme oldu, hoşuna gitti heralde. bu cevabı mı bekliyordu bilmem.
şimdi yaa saniyeler önce babam yanıma geldi, yanımda duran buzdolabına sarıldı, bildiğin dayadı ve dedi ki; "böyle soğuk karılardan da hiç hoşlanmam haa"
bilindiği gibi cuma namazı'nı kılarken ilk önce 4 rekatlık sünnet eda edilir.
vakit geldi, ezan okundu ve herkes sünneti kılmaya başladı. benim sol tarafımda da, mahallenin bıçkın delikanlılarından biri olduğu her halinden belli olan bir şahıs var idi.
bu kişi 4 yerine 2 rekat kıldı sünneti, ki bu benim de dikkatimi çekmişti. neyse efendim sünnetler bitti, tam farza geçeceğiz, bizim deliğanlının yanındaki, hafif yüksek bi sesle bombayı patlattı.
- lan mal, niye 2 kere kıldın. 4 olacaktı.
+ valla mı lan.? tühhh!
- neyse, ben 6 kıldım, senin 2 kıldığını görünce. telaş yapma.
bunları duyan ben, namazı ne kadar ciddiyetle kıldım orası da ayrı bi konu. *
Erasmusla gidilen üniversitede laboratuvarda hocayla beraber çalışırken hocanın yanlışlıkla cam malzemeyi düşürüp kırması ve ardından "oh, fuck!" şeklinde tepki vermesi, hele bi de hocanın hoş bir bayan olması.
bir beşiktaş maçı öncesi taksim'de arkadaşı bekliyorum. 1 saat sonra filan geleceğini söyledi, o sırada taksim'de olan başka bir arkadaşla oturduk, bir yerlerde bir şeyler içtik. sonra beklediğim arkadaş aradı ve aramızda geçen görüşme şu şekilde oldu:
arkadaş: ben taksim'e geldim, yanımda iki arkadaşım da var.
ben: yalnız gelmeni söylemiştim, peşine polisi ya da başka birini takmamalıydın. kız ölecek.
- hehehe yaa hadi bekletme bizi, gel çabuk.
+ tamam, nerdesiniz?
- girişteki dönercilerin birinin önünde bekliyoruz.
+ tamam, on dakika sonra ordayım. saatlerimizi ayarlayalım.
- çabuuuuuuk.
buluşacağımız yere doğru gitmeye başladım. gittiğimde arkadaşın yanında iki kişi vardı, ben de direkt tokalaşıp öptüm. sonrasında diyalog:
arkadaş: yaa niye öptün adamları?
ben: neden öpmeyeyim ki?
- adamlar turist, bana adres sordular. ben de gidecekleri yeri tarif ediyordum.
+ muahahahahahahahah. arkadaşların nerde?
- içerdeler, yemek yiyorlar.
+ ne bileyim be ben, hayret bir şeysin!
- hehehehehe
* lol.
turistlerde lol şeklinde güldüler tabi, avel avel sırıttılar. ben sırıtarak "ne gülüyorsunuz lan totoşlar" dedim, ne söylediğimi anlamadılar. çok eğlenceliydi.
mynet in sohbet odalarından bir kızla tanışırsın ve akabinde msn den devam edersin, kız gayet güzeldir ve sohbete başlarsın. daha sonra kız kolunu yukarı doğru uzatır * ve koltuk altı ormanı bütün ihtişamı ile önünde durmaktadır.
5 arkadaş akşam üzeri çimlerde oturmaya karar veririz. arkadaşın biri içine çıtçıtlı badi giymiştir. hem yürüyoruz hem de baya yüksek sesle konuşuyoruz. bir an bir sessizlik olur. o anda arkadaşın sesi duyulur:
-badim açıldı ve çıkan şey bacağıma fena batıyor.
tam o sırada yanımızdan bir çocuk geçmektedir. biz koparız. çocuk hızlı hızlı yürüyerek gider.