yer: bursa
zaman: kartlı sisteme henüz geçilmediği bir dönem.
otobüsün içindeki biletçi amcanın sürekli burnunu çekmesi ve büyük bir güçle hapşırması ve yanımdakı arkadasımın kafasındaki o görüntüyü görünce gözlerime inanamadım tabi.. sümük ve balgam kombinasyonu ile müthiş şekiller oluşmuştur o an ki havayı bir daha hiç yakalayamadım.
telefonu balkondan aşağı düşürmek. ekranı kırılan telefonu babaya götürüp "servise götürebilir misin bunu baba, balkondan düştü" demek. babanın hazırda bulunan bir nokia 3120'yi verip "oğlumuzdan değerli mi, al bunu kullan, dağıtmışsındır şimdi sen onu yaptırır satarım ben" demesi. yeni telefona sim kartı takmayı beceremeyip, sim kart yuvasını kırmak.
"sen bu zekayla fazla yaşamazsın" tepkisiyle karşı karşıya kalıp salaklığına gülmek. kırılan yuvanın tekrar yerine takılabildiğini fark etmek ve sim kartı başarıyla yerine takmak. babanın yanına koşup "taktım yaptım oldu hobarey" demek. babanın "yapacağın en fazla bu olur zaten öküz" bakışıyla yüz yüze gelmek.
- abi merhaba. limon ne kadar?
* 75 kuruş.
- iyi tamam bi kilo alayım ben.
* nerelisin abim sen?
- antalyalıyım ne oldu ki?
* burada limon taneyle satılır. limonun tanesi 75 kuruş!
- ne bileyim abi biz kasayla alırız.
olay yeri muğla. bir araba yanımda durdu ve içindeki herif denizli yolu ne tarafta kalıyor dedi. gittiği istikamet şehir dışına doğru izmir tarafınaydı. bende ' yanlış yöndesiniz tam istikamet geri gidiceksiniz dümdüz. burası izmir tarafı... ' dedim. şoför herif ' olur mu yeaa?? bu taraf. ' dedi. şaştım kaldım. lan madem biliyorsun ne soruyorsun. ayrıca yanlış biliyordu. ' iyi madem git o tarafa... ' dedim. çekildim yoluma devam ederken baktım döndü ve benim gösterdiğim tarafa geçti. ilginç bir adamdı...
facebookta yardım merkezine sorulan soru: arkadaş bulucuda kendi adımı soyadımı yazdığımda ARKADAŞ OLARAK EKLE yerinde PROFiL GÖRÜNTÜLE çıkıyor nasıl düzeltebilirim?
cevap: kendi kendinizi ekleyemezsiniz.
be kardeşim niye kendi kendini eklemeye çalışırsın ki? *
yedek subay sınavına girebilmek için sevk için askerlik şubesine gittim,
randevu saatinde bekliyoruz kapıda ama almıyorlar bir türlü içeri, bişeyde diyen yok anlamsızca dikiliyoruz neyse sevk işlemi haricinde tecil bozdurmaya gelenlerde var, askeri bunalttık sanrım ne zaman alıcaksınız falan derken asker ağanında kafa gitti,
şöyle bir sesleniş askerlik işlemleri haricinde işlemleri olan varsa girsin.
bune yahu askerlik işlemi dışında ne akla hizmet gidicek adam saatlerce dikilecek şubenin kapısında.
hakta verdim tabi sonradan askere kimbilir kaç saattir nöbette kapıda onada yazık biz yarım saat zor sabrettik.
günlerden salı karlı bir temmuz akşamı cuma namazından yeni çıkmışız... öhöm ne alaka yahu. lise çağlarımdan bir anıyı gözlerimde canlandıran durum.**
lisedeyim o sıralar, güzeller güzeli bir kıza tam kapasite yavşamaktayım, arada bir nabzını yokluyorum kızın, umut var, tam gaz ilerliyorum... her şey çok güzel giderken, kızın taliplerinin çok olmasını da göz önünde bulundurarak kıza açılmaya karar verdim
* şey... ııı.. kem küm.. yaa..
- ??? söyle sodyum hadi noldu?
* ben seni, sana sende..
- eee ?
* **senden hoşlanıyorum
- ...
eee?
eeesi yok...
bunun neresi komik şimdi diye soruyorsunuz tabi, komik olan bu kısım değil zaten.. komik olan ben hatuna açıldıktan sonra kızın olimpiyatlarda 100 metre koşan süreyya ayhan modundaa depar atıp benden uzaklaşmasıydı... lan ne dedim ben kıza diye kadar kara düşündüm sonraları hala bir cevap bulmuş değilim... bu da böyle bir anı işte...
ilk aşkımı on dakika önce face de başka biriyle fotolarını görmem ve hala onu unutamam nedeniyle kalbimi ortadan yaran bir durum. işte sözlük sen karar ver yarar mı ağlatır mı yoksa kanatır mı..
üç arkadaş bir akşam vakti biraz sokakta dolaştıktan sonra eve geri dönmüştük, evde kalan arkadaşımızın, akvaryum önünde burnundan cıkardıgı sümükleri balıklara attıgını gördük. bize bakıp 'balıkları besliyorum, sümük hoşlarına gitti ne güzel yiyor serefsizler' demişti.
geneli ev arkadaşiyla yaşanan olaylar kümesidir.
arkadaş uyumaktadir.
+*mahmut kalk 1!!!
-* ne oldu lan
+günaydin
-sanada günaydin
+ne diyon ?
-bişey demiyorum sadece günaydin demek için uyandirdim yatabilirsin..
+hasktr aq, bi sktrgit başimdan. *
an itibariyle başıma gelmiş olaydır.
otelde resepsiyona bir kitap getirildi. muşterinin birisi unutmuş. burası cok doğal. ama ironik olan kitabın adının karikatürlerle hafıza geliştirme olması.
minibüse çok yaşlı bir kadın biner ve elleri titreyen yaşlı kadın, şoföre parayı uzatır. şoförün tepkisi trajikomiktir:
- teyzee, napıyosuun, sen hala geziyo musun?
türkçe meali: "teyze bu yaşta neden hala geziyorsun, otur evinde ölümü bekle."
zavallı teyzemin de "napim oğlum işim var" diyen sesi yürek parçalayıcıydı.
metroda ayakta giden iki teyze dedikodu yapmaktadırlar. komşulardan, tanıdıklardan, ordan burdan konuşurlarken tam yanlarında oturan genç de çaktırmadan muhabbetlerini dinlemektedir. teyzelerden biri de bu durumu farketmiştir zaten. inecekleri durak geldiğinde gence yaklaşır, kısık sesle 'aramızda kalsın' der. tüm metro belli etmeden kopar tabii.
damat olan akrabamın gerdeğe girmeden önce keyifli düğün ahalisi tarafından dövülmesi. ama damat olan akrabamın kaçarken bana çarpması ve asıl dayağı benim yemiş olmam.
sıkıntılı bir dönem geçiren beat in iki basamaklı sayılarda kilo vermesi. haftasonu annesini ziyarete gitmesi, annenin kendisini görünce şok olması ama çaktırmamaya çalışması. haftasonu olduğu için beat in ayılar gibi uyuması. bir ara "hüüğğ... hüüüğğ" şeklinde sesler duyması. gözlerini açtığında annesiyle teyzesinin çok zayıfladığı için çıkmış kemiklerine dokunarak ağladıklarını, kendisine adeta ölü muamelesi yaptıklarını yarılarak farketmesi.
şu an iyiyim ama sözlük. bilek güreşinde yenerim yani.
yer adana ataturk parki.olayin kahramanlari: 2 metre boylarinda kaziklanan turist, 1.60 boylarinda ayakkabi boyacisi ve zabita.
turist, parasini geri istemektedir..hoplayip ziplamakta, bruce lee edasiyla ayakkabi boyacisini kavgaya davet etmektedir.
ayakkabi boyacisi: (ziklemez bi tavirla) de get la mua gorum.
derken zabita gelir olay yerine..
ayakkabi boyacisi: su ibneye bise de ziktirsin gitsin kaldirmasin beni ayaga.
zabita: ingilizce bilsem zabita mi olurdum mua goduum.
eski evimiz. 2 katlı. alt katta da komşumuz var. tek başına oturan bir teyze. teyze dediysem öyle 70-80 yaşında değil. annemle yaşıt. neyse ben 10. sınıftayken öğlenleri eve geliyordum servisle. yine geldim eve. servis geldi. beni bekledi filan. sonra akşam bi gelirim ki apartmanın kapısı yamulmuş. meğer arkamızdaki okuldan sivrizeka bir ya da birkaç öğrenci bizim apartmanın kapısına asma kilit takmış dışarıdan. kardeşim gelmiş benden sonra. girememiş içeri. sonra bu alt kat komşumuz atlamış balkondan baltayla kırmış kilidi. tabi biz olaya güldük filan. sonra ertesi gün yine aynı şey. ben gittikten sonra bu sefer devasa boyutlarda yepyeni bir asma kilit takılmış. artık kabak tadı verince okula gittik. şikayet ettik. kimin yaptığını hala bilmiyoruz ama şikayetten sonra olaylar bitti. ahh bi bulsaydım o asma kilitli manyağı o kilidi ...
olayın kahramanı 10 yaşlarında bir çocuk. bisikleti yok ve olması pek olası değil. ailesi bisiklet alacak bir aile değil çünkü. ama çocuğun altında bisiklet görülür. "nasıl aldınız bisiklet?" diye sorulur. çocuğun cevabı: