yaklaşık bundan 14 sene önce falan okuduğum liseye bir ankesörlü telefon yerleştirildi. ankesörlü telefonun yerleştirilmesiyle liseli akıllar da çeşitli muzipliklerle dolmaya başladı. bir gün okula grup halinde gelirken yerde bir tuvalet kağıdı ambalajı gördüm ve üzerinde ücretsiz tüketici danışma hattı telefonu bulunuyordu. aldım telefon numarasını, gittik telefonun başına. fikir benden çıkmıştı ama aramaya da çekiniyordum. laf söylerler de, sinirimden kendimi sikerim diye. neyse herkesi teşvik ettim ara ara diye. 8 kişi falandık. bizimkiler her telefonu açtıklarında "tuvalet kağıtlarınız kıçımı tahriş ediyor, zımpara gibi" gibi dediler ve telefonu açan genç bayan da bunlara hep "şikayetinizi yetkililere bildireceğim" dedi özetle. yaklaşık arayan 7 kişiye de en güzel şekilde cevaplarını verdi. en son diğerleri sıra sende dedi. kendi kendime "zaten telefonu kız açıyor" dedim. en fazla ne söyleyebilirdi ki, zaten? açtım telefonu.
kuzen:"çek pası versene yerleri silicem"
ben:"ya aslında bunun adı çek pas değil pas çek olmalı"
k:"neden la"
ben:" hani ben sana bunu verirken pas vermiş olucam sende gidip çekiceksin yani işlem aşamalarının ismiyle uyuşması açısından ismi ters olmuş yani"
k:"neyse kuzen kalsın sende işin bitince ben alırım"
aradan yıllar geçti hala bu konuyu konusuruz arada hafif tartışmalı.
ciddi şeylerden şükrederek,elhamdülillah diyerek muhabbet ederken bir den arkadaşım gözlüklerin gerçek ray ban mı demesi benim de elhamdülillah fakirim ama gözlüklerim ray ban diyerek cevap vermem.
görsel ağırlıklı işlenen dersin görsel kullanılmadan gerçekleştirilecek sınavına çalışılmaktadır.
arkadaş: ya ben yapamıyorum böyle acaba sınav kağıdına görmem lazım mı yazsam?
ben: tabi tabi hatta anlatamam görmem lazım yaz
arkadaş: hatta dur bak anlatamam görmem lazım bana geri dönmeniz lazım diyerek alta da telefonumu yazayım diyorum
ben: sebastiaaan nerdesin!
ve uzun saatlerce ders çalışmaktan jöleye dönmüş beyinler ile yarım saat bu duruma gülünür.
sevgiliyle bol aşkımlı, canımlı, cicimli, hayatımlı, bitaneli vıcık vıcık sevgi dolu bir konuşmanın sonundayızdır x(ben) y(sevgili)
x- hadi yat artık yorgunsun
y- tamam yatıyorum aşkım
x- seni seviyorum
y- seni seviyorum deyip beni yatıramazsın. sen öyle deyince ben uyuyamıyorum biliyorsun
x- e ne diyeyim sevmiyorum mu diyeyim
y- (en yumuşak sesiyle) bacağına kurşunu yersin aşkımmm
üniversite sınavına gireceğim seneler arkadaşla kalaba lisesini arıyoruz.
-kanka şu gelen kızlara sorayım mı
+ sor knk
aradan bir dk geçer ya da geçmez
-kanka burda bir keçiören lisesi varmış kızlar ... anlarsın ya.
+olum kızlar bunu mu anlattı sana
-ha yok onlar bilmiyorlarmış.
zavallı ve cesaret temsili bir öğrenci, sanat tarihi bölümü mitoloji dersindedir. ressamların yaptığı mitolojik konulu resimler, daha doğrusu konu bütünüyle zeus'un ayarttığı tanrıça ve insanların konuları işleniyor. ders adeta zeus erotizmi üzerine kurulu. tabi resimler baldırıçıplak kızlardan geçilmiyor.
+ hocam bunca çıplak kadın resmine bakmak zorunda mıyız?
yaklaşık 70 yaşındaki hoca emekliliğinden sonra ders vermeye devam eden hanımefendi biridir. sadece sevdiği için. ücret de almamaktadır. neyse. saygılar kendisine
- evladım rahatsız oluyorsan dersten çıkabilirsin tabiki, ben sana bugünün notlarını tedarik ederim.
+ hayır hocam kalmak da istiyorum
- peki beyefendimiz yüzünü başka yere çevirip dinlese sadece?
+ o da olmuyor, dinleyince de hayal gücüm hareketleniyor.
- siktir git bu dersten canım evladım.
+ ?!?
bizzat başıma gelen bir diyalog. Gecenin bir vakti yabancı plakalı bir araç yanıma yanaşır ve sorar
+kardeş buralarda genelev varmı?
-anlamadım abi
+genelev diyorum genelev
-şey yine anlayamadım
+gülüm kerhane varmı kerhane .