kutupsal form'un kuzeni ve arkadaşı istanbul'dan marmaris'e kız bulmak* için gelmiştir ve kutupsal form ile kuzenin arkadaşı arasında şunlar geçer. kutupsal form: oğlum sana şimdi bir imaj lazım şöyle saçları hafif sarıya boya böyle bir zengin p.ci imajı kat kendine
kuzenin arkadaşı: ben öyle şeylere gelecek kızın a.mına koyayım. kutupsal form:e koycan işte daha ne istion.
(Kast ettiği şey buz pateni sahalarındakileri buz parçalarını (üzerinde kayılan yüzeyleri) kutuplarda eriyen buzullarla değiştirmek, buzulların yok olması tehdit olarak algılanıyor, buzulların erimesi, su seviyesinin yükselmesi, adaların batması ve bağlı gelişen olaylar değil tehdit olarak algılanan şey)
yolcu motoru ile kartaldan adaya geçilmektedir. yan koltuğa yanaşan bir çift bebekleri konuşmaya başlar. bayan denizde yüzen martıyı bebeğine göstererek:
A:bak oğlum ördeek.. nerde oğlum ördeek...
kocasına dönerek:
A:ördek demi o..
B:bilmem ki martı herhalde..
A:yok benzemiyo hiç ya..
B:pelikana da benziyo.. bilmem ki..
A:martı böyle mi olur..
b:ne bilyeim..
lise yıllarında arkadaşımızın biri hiç tanımadığı hatta görmediği, sadece ismi etrafta dolaşan bir kızla çıkmaya karar verir. araya aracı sokulur ve buluşma yeri ayarlanır. bir süre sonra beklenen buluşma gerçekleşir ve yanında arkadaşıyla gelen kız söze girer:
+ merhaba ben a, bu da en iyi arkadaşım b
- ben de x, bu da arkadaşım y*
uzun bir süre sessizlik olur. birbirlerini tanımadıklar için çekinirler, durup salak salak birbirlerine bakarlar. sonrasında kız sessizliği bozar...
+ ee...
- n-neyse biz gidelim artık
+ bu kadar mıydı?
- kusura bakma, benimki bu kadar*
hayatımda duyduğum, gördüğüm en saçma buluşma ve ayrılmaydı.
- biricik kardesim benim dunyanin en guzel kizkardesimm..
- param yok, su getiremem, bakkala gidemem ders calisiom
- allah cezani vermesin ben istemesem seni yapmiyolardi ama
Asagidaki diyaloglar tamamen gercek olup bilgisayardan pek fazla anlamayan
ama bi sekilde bilgisayar sahibi olan kisiler ve onlara yardim etmek isteyen gorevliler
arasinda gecmistir...
-kafasına silah dayanmış ter içinde bir adam* telefondadir;
silahlı adam: sakın renk verme, gebertirim!
murat: a..alo...irfan...öhm...murat ben...benim dükkanın kasasındaki bütün parayı alıp buraya getirmeni istiyorum.
irfan*: murat abi! başın mı belada?
murat: öhm...dediğim gibi irfan...
irfan: konuşamıyon heralde. eğer başın beladaysa "çükübik" de ben anlarım.
murat: söylediğimi yap irfan...
irfan: çükübik mi?..
murat: ulan hayvan doğru dürüst bi kelime bulamadın mı?
irfan: bi de "fikibok" var...
murat: her neyse tamam ondan işte!!!
irfan: hangisi? çükübik mi, fikibok mu?
murat: allah bin çeşit belanı versin..
-bir derslik. kara tahtada "i didn't do that" yazısı var.)
- tekrarlayın ismail bey. ay didınt du det...
- ay dudınt di dört...
- of ismail bey off!.. ingilizce öğrenmek istiyor musunuz, istemiyor musunuz?!
- ya istemiyorum ya..
- e ne işin var burda?
- çöbü almaya gelmiştim...
- söylesene be adam!!
- ay dodınt de do...
- onu değil be!! neden geldiğini!!!
- çöbü almaya!!!
-defol gözüm seni görmesin..........
internet cafede bağlantının sık sık kopması sonucu:
müşteri: kardeşim niye ilgilenmiyon ya eşek miyiz biz niye bekletiyon bizi onarsana
sahip: abi napiyim bem mi kopardım?
müşteri: sen kopardın tabi
sahip: siktir git sikerim şimdi gelirsem ha
müşteri: (tırstı cevap yok)...
diğer tanıdık müşteri:* abi yenilikler oluyo ya bağlantı ondan kopyodur...
sahip: ha hava rüzgarlı bi de ondan demi???
izmir-urla minibusunde 5-6 yaslarinda bir kiz çocugu güzelbahçe de kayaliklarin ustunde öpüsen gençleri görür ve annesine dönüp:
anne bak oglan kizin agzini isiriyo.
anne: kizim sus çok ayip.
kiz avaz avaz: ayipsa babam niye hep senin agzini isiriyo.
devaminda kirilmis bir minibüs dolusu insan ve kizin agzina yapisan tokattan gelen srrraakkkk sesi.
bodrum sokaklarında gecenin bir vakti dolaşırken, yurdum gençleri ile birkaç tane yabancı güzellerinin arasında geçen diyalogdur ki tüm grubu koparmaya yetmiştir;
kız *:i want jack. *
cabbar gencimiz: jack is out i am here. *
kız:jaaaaaaaaaaeeeeeeck *
genç:shut up .mına koyim ya shut up...
gecenin ilerleyen saatlerinde otele dönmeden önce karnını doyurmak isteyen beholderr ve arkadaşları dönercinin birinde oturup yemek yiyeceklerdir. arkadaşlarından birinin yeşillik istemediğini adama söyleyecektir beholderr;
beholderr: dönerlerin birinin içinde yeşillik olmayacak.
adam: yeşillik olmayacak tamam, domates de mi olmayacak?
beholderr: yeşilse olmasın.
adam: yok bildiğin domates.
beholderr: haa tamam o zaman.
yine aynı mekandan bu sefer kalkarken hesabı ödemeye kalkan beholderr ve arkadaşı, bu sefer başka bir görevliyle muhatap olur;
beholderr: ne kadar oldu hesap?
adam: 55 lira..
arkadaş: ticket card ile ödesek olur mu?
adam: kredi kartı mı yani?
arkadaş: evet kart şeklinde.( kartı gösterir adama)
adam: yok bunlardan geçmiyor bizde.
beholderr: s.ktir napıcaz lan o zaman, abi nakit yok bizde..
adam: anlayamadım..
beholderr: yeşilliktendir, şaka şaka ne kadardı hesap?
adam:(içinden büyük ihtimalle) *
deli bekir: 45 yaş civarları, pasaklı, ailesiyle yaşıyor, aklı dengesi bi garip. dul.
ben: sitenin delikanlısı.
mekan: yazlık bir sitenin plajı.
efendim plajda top oynamaktayız top yanlışlıkla deli bekirin önüne gider ve kendisi öle bir abanır ki dağa taşa derken top suya gider bayaa bi yol alır.