ablayla muhteşem yüzyıl dizisi hakkında yapılan diyalogdur efendim kendileri.
biraz sohbet sonrasında;
ben - yalnız benim çok uykum var, gece sıkıldım muhteşem süleymanı izledim.
abla - aaa, nasıldı?
ben - offf, bomba, hürrem has odadan geri çevrildi, firuze vardı içerde.
abla - firuze ölmedimi lan.
ben - yok, neyse hürrem intihar ediyordu, şey kurtardı, çok şaşıracaksın, şey var ya hani bizim sevdiğimiz hatun, harem ağası.
abla - sümbül.
ben - yok lan, hatun.
abla - ha ha evet. vay çakal, hürrem bi saf daha mı kazandı nedir.
ben - evet çünkü aralarında duygusal bi konuşma geçti, heralde bu hatunda artık onun yanında.
abla - vaaaay, şey olurmuş, bu var ya paşa, şey sultan, asilzade, neydi lan.
ben - hürrem.
abla - yok be, hünkar hünkar, birlik olup paşadan şey hünkardan kurtarmaya çalışırlarmış hürremi.
ben - !!! anlamadım.
abla - ne dedimki ben.
ben - hani hünkar aşık ya, paşayı hürremden kurtarmak isterlermiş mi demek istedin.
abla - hangi paşayı. anlamadım ne demek istediğini.
ben - senin diyemediğini dedim işte.
abla - benim diyemediğimi anlamış olmak da büyük başarı...
ben - anlamadım!
abla - bende..!
yer: izmir ykm karşısı bankları, dün saat 10:30 suları.
oturmuş arkadaşı bekliyorum. yanıma 50 yaşlarında bir abi ve muhtemelen benim yaşlarımda genç bir çocuk geliyor. belli birşeyler aranıyorlar, çekingenler.
dayı: selamın aleyküm
ben:aleyküm selam
dayı: yanın boş mudur yeğen?
ben: buyur dayı geç otur. (iç ses: kesin sigara isteyecek)
dayı: biz de oğlanı getirdik, ankara'dan geliyoruz, bugün birliğe teslim olacak kısmetse.
ben: hayırlısı olsun dayı, hayırlı tezkereler.
dayı: sağolasın yeğen, bakalım rahat diyorlar narlıdere için sağ salim döner inşallah.
ben: rahat dayı rahat burası on numaradır.
dayı: o değil de şimdi çocuk aylarca askerlik yapacak, burlarda genelev ne tarafta, çocuk bir gitsin rahatlasın...
ben: (404 not found) heee....
dayı: kerhane kerhane ne tarafta.
ben: he dayı bak şimdi şurda tepecik otobüsleri kalkıyor, ona bin tepecik trafik şubenin orda in, alt geçitten in tam sol tarafında kalacak. kime sorsan gösterirler.
dayı: çok sağolasın yeğenim ya, çocuğa bir iyilik yapalım, kadınsızlık zordur bilirsin.
ben: bilirim dayı ben de çok çektim hala daha çekiyorum ben müsadenizi isteyim.
...
- tamam canım benim haklısın fakat yaşın daha çok genç. iyi bir okul okuyabilirsin.
+ şimdiki işimden çok memnunum ablacım. Kadroya da alındım. bilmiyorum, kararsızım.
- bu sistem böyle hayatım. bak sana kıdem verirler, kariyer sahibi, vizyon sahibi olacaksın derler üç kuruş maaşla yıllarca çalıştırır iki gün sonra da en ufak hatanda koyarlar kapının önüne. az çok biliyorum yıllardır iş hayatının içindeyim sen biliyorsun.
+ haklısın ama ne bileyim gününde alıyorum maaşımı sigortam da maaşım üzerinden yatıyor.
- ya bırak allah aşkına. maaşı üzerinden yatıyormuş. kaç para sanki kızım senin maaşın?
+ 1750 lirayı buluyor abla.
- okulun ben amk. okul ne lan. siktir et kızım okuma, çalış sen. okul yok eğitim yalan.
facebooka yeni giriş yapan babamın kullanım hatalarından abimle arasında geçen diyalogtur.
abim dinini müslüman olarak günceller. anasayfada 'hede dinini değiştirdi.' yazmaktadır. bunu gören babam köpürür;
b: hiç utanmıyorsun değil mi? 30 yaşına gelmiş dinini değiştiriyor adam. halaların, amcaların görse rezil olacağım.
a: baba sandığın gibi değil bak. dini müslüman olara...
b: ya sus tamam. rezil ettin beni millete.
abim aynı günün akşamı futbolla ilgili bir yazının altına 'küfür edemiyorum size hacı şuan babam tarafından ciddi takipteyim heheh' yazıyor. akşam eve giren babamın tepkisi yalnızca;
b: ben seni ne takip edeceğim lan. bide gitmiş oraya babam takip ediyor, küfür edemiyorum yazmış utanmadan.
a: fda^33½+5%+'3/½½
akşam evde oturmaktayız, annem, babam, babaannem, kardeşim falan.
neyse bir konu geçti o esnada. annem, babaannemin söylediği birşeyi babama söyledi ama tv nin sesinden babam duymadı ve anneme tekrar sordu. akabinde de bana topa gelişine voleyi çakmak kaldı;
babam- anlamadım kim demiş, kim demiş? ben- anan, zaaaaaaaaa*.
yalnız espriyi sadece lisede okuyan küçük kardeşim anladı orası ayrı konu*.
sabahın 7 sinde mesajlaşmamız şu şekilde gerçekleşti:
saks: sabah sabah aklıma müslümün adını sen koy şarkısı takıldı amk.
cansu: vay manyak vay. ayagma pırangalar çaktılar war bi de.of anam.
saks: off bee allahına kurban! sıla mı gurbet mi adını sen kooooooy!!!
cansu: nereden sevdim o zalimi var bir de.
saks: hee güllü çok yanık söylüyo onu di mi?
cansu: güllü ağlamam ondanı da çok bomba söylüyo. yalnız içimizde bi köprü altı çocuğu varmış lan.
saks: ay evet ağlamam ondan. cengiz de söylüyo ya onu. harbi lan bildiğin kroyuz.
cansu: napak anam allah yaratmış.
sevgili: aşkım teyzemler salona yağlı boya tablo almışlar. ressamını sordum bilmiyorlar, komedi ya.*
-lluvia: ya olsun aşkım beğenip almışlardır öyle rast gele. biz de alırız ilerde. hatta o kadar para vermeyiz birlikte yaparız. ben öğretirim hem sana.
+sevgili: annem de yapardı biliyor musun tablo. hatta var evde hala bi kaç tane.
-lluvia: aa ne güzel. belki verir bize bi kaç tanesini.
+sevgili: verir tabi. duruyo zaten öyle evde bi yerde.
-lluvia: sen seviyosun ya baya baya resim. ailede var. bende yapıyordum bi kaç tablo var bende de.
sevgili: yok aşkım ben resimle ilgilenmem, sevmem, değerde vermem.
lluvia: (dumur) bi açık kapı bıraksaydın be hayatım!!
afganistan... askerliği barış gücü olarak yaptığım yer. diyaloğun kahramanları bir astsubay ve şapo (şapo'nun gerçek adı murat ama biz ona şapo diyoruz... şapo aşağı şapo yukarı)...
bir gün afganistan'a yeni katılan bir astsubay yazıhaneye geldi ve başladı bizim komutanlarla muhabbete... komutanlar da şapo çay koy şapo onu getir bunu getir diye diye yeni gelen astsubayın aklına bu lakabı soktu sağolsunlar. bir gün yine bu astsubay geldi ve içeride sadece şapo ve ben varız... diyalog başladı;
- şapo bi çay koy bakalım...
+emredersiniz komutanım.
- şapo olum herkes şapo diyo sana ben de demeye başladım haaa... adın ne senin??
+ murat komutanım.
- ee niye şapo diyolar şapo ne lan?!
+ şampuan komutanım...
-şampuan mı? nalaka lan?!
+ komutanım ben bi gün şampuan dağıtacaktım. sayısını dosyalamam gerekiyo tabi ama ben şampuan nasıl yazılır bilmiyorum. "şam"ı yazabildim ama "puan" nasıl yazılır nasıl eklenir bilemedim. ben de şapo yazdım dosyaya... komutan da gördü o günden sonra da şapo kaldı adım...
ben zaten diyaloğun yarısında yerlerdeydim... diyalog bittiğinde komutan da çayı püskürtmekle meşguldü...
kksk:kanka bana kimse günaydın mesajı atmıyo lan sen atsana yarın sabah nolur
Kankası: tamam atarım belki
Ertesi sabah telefondaki mesaj: "günaydın amına koyim."
diyalog life is beautiful da geçmektedir. ana karakterimiz bir adama siyasi görüşünü sorar. adam yanıt vermeden önce, o esnada yaramazlık yapmakta olan çocuklarına seslenir: "benito!, adolf! rahat durun oğlum."
biraz uzak olan bir yerden hamburger söylenir. gelmeyincede aranır.
x: napoleon bonaparte
y: telefondaki şahıs
x: kolay gelsin .....'ye 2 tane hamburger söylemiştim henüz gelmedi?
y: aaa onu unutmuşuz biz. hemen gönderiyorum.
x: hazır gelmemişken cheeseburger yapsak onları?
y: yanlız motor yok hamburger göndereyim ben? (5 saniye sessizlik)
x: ne alakası var ?
y: motor yok motor.ben size hamburger göndereyim.
x: iyide hamburger geliyorda cheeseburger neden gelmiyor?
y: tamam ben gönderiyorum hamburgerleri.
x: ...!?!?&/^><.. iyi peki yollayın.
telefon kapatılır.
gece saati olduğu için birşey demedim. neyin kafasını yaşıyor onuda anlayamadım. *