dün otobüste duyduğum iki gencin muhabbeti eksiksiz bir şekilde buydu.
--spoiler--
+hacı dünya futbolunda tanımadığım futbolcu yoktur.
-tamam soracağım sende takımı söyleyeceksin?
+tamam sor.
-tevfik köse?
+ibb.
-coentrao?
+madrid sanırım.
-hulk?
+portekizde dur ımm porto!
-peki bu souncusu jack daniel's?
+avrupadan olması lazım bayern munih mi?
--spoiler--
nedendir bilinmez ama bu tür diyaloglara daha çok toplu taşıma araçlarında şahit olunur. misal 2 ergen kızımızın şu diyaloğu;
- ayy cerenle de barıştık.
+ nasıl oldu?
- ya işte bana facebook'dan yazdı bu.
+ eee...
- bana ''selam'' dedi ben de ''selam'' dedim. sonra ''nasılsın?'' yazdı, ben de ''iyi sen nasılsın'' yazdım...
tahmin edebileceğiniz gibi tiqqy kızımız uzun uzun anlattı nasıl barıştığını.
öğle arasında işçiler batak oynamaktadırlar. malumunuz batakta yancının kağıtları ellemesi-ellememesi durumu vardır. uğuruna ya da uğursuzluğuna inanılır.
tornacı: gel hocam, otur çay içer misin?
ben: içerim valla. dur bi de kağıtlarını elliyim.
t: elle hocam, kabarır belki.
ben kağıtları gördükten sonra: sana kabaran bişey var.
burdaki tornacı 50'li yaşlarda, 1.50-1.60 arası bir fırlama.
lise sonda arkadaşlarla bursa genelevine gittik. gerisi şöyle gelişti,
metron: vizite ne kadar?
kadın: üç milyon
metron: ben öğrenciyim indirim olmaz mı?
kadın: öğrenciysen dersine çalışsana ne işin var burda?
metron: geldik işte indirim olmaz mı?
kadın: tamam iki buçuk olsun
metron: paso geçiyomu?
kadın : otobüs mü lan burası?
--spoiler--
olay pazar yerinde geçmektedir.
p:pazarcı dayı
y:yaşlı teyze
p: limon limon,iyisi burda gel abla gelllll
t: oğlum bu limon dişi mi erkek mi
p: limon işte teyze al alacaksan
t: dişi mi erkek mi oğlum
p: ya teyze napacan sen al işte
t: yok evladım söyle sen dişi mi erkek mi
p(sabrının son noktasıdır): teyze sıkacan mı sikecen mi ona göre verelim
t: +]!!!!??
--spoiler--
alışveriş sırasında bol bol meydana gelen diyaloglardır. gecekondudan bozma bakkala gidilir, bakkal amca da iş hayatı boyunca sadece ''ekmek, gazete, ülker gofret'' tarzı ürünlerle haşır neşir olmuştur. yazar o zamanlar ilkokula gitmektedir.
- amca sende sürpriz yumurta var mı?
+ ney? pişmiş yumurta mı?
- yok amca, sürpriz sürpriz.
+ nasıl bir şey o?
- oyuncaklı, çikolatalı.
+ ha yok öyle, gofret var.
- peki.
geçen sene şahit olduğum diyaloglardandır. dersahenede asansörle iniyordum. önümde de iki tane 'rocker' tarzlı arkadaş vardı, bir erkek bir kadın olmak suretiyle. ama tanımam etmem haa kendilerini. konuşmayı duyduktan sonra onları tanımadan da yaşayabileceğime kanaat getirdim zaten. işte o konuşma:
erkek: nasılsın yaa? *
kız: yaa sorma berbatlarda boklardayım. çok kötüyüm. *erkek: aa noldu anlatsana.***
+ ben
- yurttaki arkadaş
efenim ertesi gün istatistik sınavım olması dolayısıyla acilen hesap makinesine ihtiyacım vardı. hemen arkadaşa döndüm ve şu şahane diyalog yaşandı.
+ apo. lan yarın istatistik sınavım var. sende hesap makinesi var mı?
- var yavrum al.(diyerek uzatır makineyi. kendisi mühendislik okuduğu için hesap makinesi biraz gelişmiş bir modeldir. ilk bakışta çözemem)
+ la oğlum nasıl açılıyo bu. bi yığın tuş var üzerinde.
- on a bas açılır
+(bendeniz kendinden gayet emin bir tavırla) lan salak rakamlar dokuza kadar m.k nasıl on a basayım.
tabi sonrasında odada bulunan herkes yerlerde.
geçen sene bu zamanlar sınıfta "sherlock holmes"i izliyorduk . daha doğrusu izleyecektik . video açıldı taşların gözüktüğü kısım sonra at arabasının görünmesi derken 20 saniyedir izlediğimiz filme arkamdaki arkadaşın ağzından çıkan söz bütün sınıfı güldürdü .
- Abiiiii ne film yapmışlar yaaa
bu zeki arkadaşın yanındaki kız ilerleyen saatlerde yaptı yapacağını . tershane sahnesinde geminin arkasından halat ve halatın bağlandığı kısım geliyordu sherlock'un üzerine . kız aynen şöyle dedi " ay ay ay ay ölücek adam ay ay " . benden cevap gecikmedi :
karakolun birine komutan olarak asteğmenin birini gönderirler. askerler komutanın asteğmen olmasından dolayı kafaları kırılmadan önce asteğmeni pek sallamazlar.karakol etrafındaki telsiz muhaberelerini dinlemek için karakol komutanı yatmadan önce telsizi açık bırakır.
saat: 3:00
+64 58 27
-27 58 64
+abi naber?
-anlaşılmadı...
+67 58 27 naber?
-gereksiz muhabere yapma!
+abi komutanlar uyumuştur ya.
-saat kaç?
+3:00 abi
-muhakkak ayakta olan vardır.
+parazitte yapıyordur zaten yağış var...
-anlaşıldı tamam
+abi ben evi özledim.
karakol komutanı uyanır.
+ gereksiz muhabere yapmayın!
-anlaşılmadı
-anlaşılmadı
+lan gereksiz muhabere yapmayın!
-komutanım parazit var duyamıyoruz!
+ulan o zaman benim komutan olduğumu nerden biliyosunuz ibneler!
-muhsin abi sen bir şey duyabiliyor musun
karakolda görevli uzman çavuşlardan biri alır telsizi ve son noktayı koyar
+ben uzman çavuş şakir. oraya gelirsem telsizi götünüze sokarım!
-anlaşıldı tamam!
-anlaşıldı tamam!
ben : nerdesin anne?
annem : tepedeyim.
ben : orası neresi?!
annem : ne bilim ben bi yer işte.
ben : niye aramadın beni ?
annem : telefonumun şeyi yok.
ben : neyi yok?
annem : mazotu.
-çok adisin, beni sinir ediyorsun. fener hakkında ne söylüyorsan iki katı sizin başınıza gelsin.
+hiiiii. 60 yıl türkiye kupası alamamak mı?
-pisliiieeeeeeaaaaak!