sınıfta derse katılan öğrencilerin aynı olmasını görmem neticesinde "hep aynı parmakları görüyorum" dediğim sınıftan parmağı havada olan öğrencilerden birinin havada olan parmağını indirip farklı bir parmağını kaldırması ve akabinde bana "hocam bakın şimdi farklı parmaklar da görebilirsiniz" demesi.
1) dershanede, "başarısız olma nedenleri" adında bir anket düzenlenmektedir. arkadaş, anketteki seçeneklerden birini tüm sınıfın duyacağı şekilde okur.
arkadaş: evet bunu işaretliyorum. "kendime uygun arkadaş ortamı bulamadım"
darkness boy: onun için kreşe gitmeliydin.
tüm sınıfla birlikte güldükten sonra arkadaşın tepkisi: bu sefer çok fena girdi.
2) yine aynı arkadaş, tarihçinin tahta kalemlerinin kapaklarını değiştirir.* hoca bunu fark eder ve ayarı verir:
- niye değiştirdin bunları? eğer kendine göre bir kapak aradıysan, bunlar sana küçük gelir. **
benim de annem tarafından birini aldığım ayarlardır.
babam ve ben salonda oturmuş antalyaspor-galatasaray maçını seyrediyoruz, annem de yanımızda oturuyor ve olaylar şöyle gelişiyor;
annem: antalyaspor nasıl bu sene?
ben: durumu iyi anne. necati var çok iyi..
annem: necati şu sizde oynayan uzun saçlı değil mi?
ben: evet evet o!
annem: madem o kadar iyiydi neden gönderdiniz?
ben: (yeminle cevap veremedim!)
1998 belçika gp de schumacher ile david coulthard arasında geçen kazadan yıllar sonra david coluthard ve michael schumacher katıldıkları bir tv programında o olay hakkında konuşmaktadırlar.
david : benim hem öne hem de arkaya bakarak sürebilecek kadar iyi olduğumu sanman beni hep şaşırttı. ben hiç bir zaman o kadar iyi olmadım. kesinlikle sen o zaman benim yeteneklerimi biraz abartmış olmalısın.
michael: benim için iki tarafa da bakmak her zaman normal oldu. neyse...
komutan ve akıl özürlü olduğu düşünülen bir asker arasında geçen diyalog.
komutan: annen baban seni nasıl yetiştirmiş ya?
piyade: beni annem ve babam başkalarının kusurlarını onların anne ve babalarına mal etmeyecek kadar dürüst yetiştirdi komutanım.
sınıfta arakadaşlar arasında geçmiş bir olaydır. Bir kız arkadaşım nazar boncuğu takmış sınıfa gelmiştir. Arka sırada oturan bir arkadaş kızı şöyle bir süzdü. Kızın "neden öyle bakıyorsun?" sorusundan sonra bütün sınıfın önünde aynen şu lafı etti :
"Tuğba,güzel misin yok,akıllı mısın yok. O zaman neden nazar boncuğu takıyorsun?"
arkadaş: bu jumbo yengenle, normal yengen arasındaki fark ne lan?
ben: ekmeği aynı, sucuğu fazla.
arkadaş: hee. ikimizin arasındaki fark gibi yani.
ben: -mavi ekran-
x hatun kişi: saçma sapan birşey işte.
ben: sende beyin kanseri var.
xhatun kişisi: üff yine ne saçmalayacan.
ben . yani beyninde ki kanser hücreleri beyin hücreleri gibi gözüküyorlar mikroskopta incelesek beyin hücresi fakat işlevsiz. yani beyinsizsin amk.
ortam:wauw.
sınıf arkadaşım: hocam bugün çok yakışıklısınız.
erkek hoca: teşekkür ederim korbaycım. lakin senin için aynı şeyi söyleyemeyeceğim.
s.a.: neden?
e.h.: çünkü ben erkekten anlamam.
ppi bir arkadaşıyla pes oynamaktadır, diğer arkadaş izlemektedir. maçı kaybeden hesabı öeyecektir, uzatmalar sayılmamaktadır. oynamayan arkadaş geyiğin dibine vurmaktadır. oynamayan arkadaş sonunda dayanamaz sorar: berabere biterse napacaksınız?
ppi dayanamaz, kim en fazla geyik yapıyorsa onu sikecez!
üniversitenin kütüphanesindeki bir sohbet ortamında 8-10 öğrenci ve bir profesör sohbet etmektedirler, bu arada profesöre gıcık olan ve laf sokmak için uğraşan öğrencilerden biri fırsat kollamaktadır. aralarında şu konuşma geçer;
ö:(profesörün arkasındaki kütüphanedeki kitapları göstererek) hocam bu kitapların hepsini okudunuz mu? p:hayır, yarısını okudum. ö:(alaylı bir tavırla) hah! tahmin etmiştim. p: kalan yarısını ben yazdığım için okuma ihtiyacı hissetmedim.
hemen sadede geliyorum. başarılı, deli-dolu radyocu kızımız formunun zirvesindedir. iyi de bir radyoda çalışmaktadır ve canlı yayında şu soruyu sorar:
-beni babamdan isteyecek olsanız benim için ne verirdiniz?
tabi akabinde telefonlar gelmeye başlıyor.
evler, arablar, milyon dolarlar...
çocuğun bir tanesi aradı:
-20 tl veririm, dedi.
radyocu kız şaşırdı ve sordu:
-niye, neden?
cevap net ve açıktı:
kaşarın kilosu o kadar.