tatil için arabayla yolculuğa çıkılır. birkaç saatin ardından afyon civarlarında kamil koç turizmin mola verdiği bir dinlenme tesisinde mola verilmek istenir. araba park edilir, bir çay sigara içilir ve tuvalete gidilir. o esnada anons yapılır. ''ankara-antalya istikametine giden yolcularımız, aracınız hareket etmek üzeredir'' diye. arabayla oraya geldiğini unutan ben, ışık hızıyla tuvaletten çıkıp hangisi antalya otobüsü lan diye aranmıştım. birkaç saniye içinde arabamı otoparkta görünce yaptığım dalgınlığın boyutunu anladım.
Sabahın köründe kalkılmıştır ve uykudan tam olarak uyanılamamış bir halde dersaneye gidilmektedir. Yol üstü kalem almak için kırtasiyeye uğranılır. Vkk, tezgahtara kalemleri sorar. Tezgahtar kalemleri fiyatlarıyla birlikte tek tek gösterir, "bu bir lira, bu elli kuruş, bu yetmiş beş kuruş..." diye devam eder. Vkk, uykudan yeni kalkmış olmanın verdiği sersemlikle sorar: "şu yetmiş beş kuruşluklar ne kadar?" diye. O anda tezgahtarın yüzünde bir "höö??" tepkisiyle beliren yüz ifadesi vkk'ye nasıl bir gaf yaptığını farkettirir, ancak her şey için artık çok geçtir. Sonraki gevelemeler vaziyeti toplamaya yetmez ve bu macera vkk'nin olay yerinden bir 'hayırlı günler' dileği ile birlikte hızla uzaklaşması ile son bulur. O değil de, yandaki kızlara rezil olmayaydım iyiydi.
temizlik yaparken pasaportu çöpe atmak.
seks içerikli mesajı saniyelik bir hatayla anneye yollamak.
sigarayı ters yakmak. ( özellikle bunu çok sık yapıyorum)
işten çıkışta sinirlendiğim patrona, yüzüne söyleyemediğim ama kendimi gaza getirip" yarın diyeceğim" dediğim bir sürü laf saydırıyordum.
ne bilirdim kamyonun park halinde olduğunu ve kafam yukarda yürümem gerektiğini.
allah'tan park halindeydi.
duran kamyona çarpan ilk insanımdır.
akdeniz üniversitesi alanya işletme fakültesinin çevresinde erkek yurdu yoktur. o yüzden çoğu öğrenci apart otellerde kalır.
bu otellerden birinde kalan arkadaşım sabah kalkar yüzmek için havlusunu omzuna takar ve havuzun yolunu tutar. havlusunu şezlonglardan birinin üstüne atar ve hiç arkasına yani havuza bakmadan balıklama atlar. fakat havuz temizleneceği için boştur. bu yapılan aptalca dalgınlık sonucu arkadaşımın burnu parmakları ve diz kapağı kırılır. olay 2 gün önce olmuştur. hastanede yanına ziyarete gittiğimde yüzüne baktıkça kahkaha atmamak için kendimi zor tutuyorum sözlük.
sevgiliyle bi konu hakkında tartışırken, "bak youtube'da videosu bile var dur gösterecem" diye laptopa sarılıp youp.. yazar yazmaz backspace'e abanmak.
En yakın arkadaşımın doğum gününe gitmiştim geçen yıl. Tanımadığım kişilerde var aralarında. Arkadaş müzik ayarlarken kapı çaldı, ben de gidip bakayım dedim. Kapıyı açtım karşımda çok güzel bir kız. Beni gördü gülümsedi ve aramızda şöyle bir konuşma geçti:
Kız: Merhaba, içeri girebilir miyim?
Ben: Tabi buyurun.
Kız: (elimi sıkarak) Ben Elif.
Ben: (O anki heyecanla) Sağ ol.
Kız, hemen susarak içeri gitti. Ben içimden kendime küfürler yağdırırken belki de bir ilişkiyi başlamadan bitirdim.
çöpün yeri: apartmanın yan tarafı
çamaşır makineleri: bodrum katı
hiçbir şey yapılmayan boş bir gün sonunda eve gelinmiştir. yemek hazırlayıp geç de olsa the avengers'ı izlemektir hedef; çantadan laptop çıkarılıp hemen kurulur. o sırada odanın kötü koktuğu fark edilip çöpün atılması gerektiği anlaşılır. çöp alınır, merdivenlerden zemin kata inilir, bodruma inilir, çamaşır odasına girilir. sonra fark edilir ki durum biraz saçma; çünkü yumuşatıcı ve çamaşır suyu yok. tekrar odaya çıkılır, dolaptan çamaşır suyu ve yumuşatıcı alınıp aşağı inilmeye hazırlanılmaktadır ki çamaşır sepeti göze çarpar..