her türlü harekete rağmen, her türlü kalabalığa rağmen etrafta hiç bişey yokmuş gibi yaşayan, hiç bişeyden tad alamayan hep bir arayış içinde olan kimsenin içine düşmüş olduğu durumdur. felakettir evlerden ıraktır sonu ya gerçekleri görüp onlara sarılmakla sonuçlanır yda mecnunlar serisine katar insanı.
doğduğun anda başlar ve ölünceye kadar kabus gibi karşına çıkıp durur... yalnızlık bazen tek yaşanır, bazen kalabalıklar içindesindir.. Bazen tek başına kuytu ve karanlıkta ağlamaktır, bazende dolup milyonlarca kişinin önünde taşmaktır.. Bazen en yakın arkadaşın,bazende lanetlediğin biri olarak karşına çıkar.. Geceleri tek başınasındır,soğuk ve sessiz..ıssız..Hayatın içindedir, her yerdedir ve sanırım hayatın ta kendisidir...
öyle anlar olur ki bir bakmışsın tek arkadaş, tek sırdaş, tek dost, tek sevgili olur kişi için. en vefakar sevgilidir aslında. asla seni bırakıp gitmez, hep başucundadır. aynı yatağı paylaşır, ona sarılıp uyur, onunla yemek yer, onunla sohbet eder, onunla elele yürürsün. sadakati herkesi sollar resmen. her dertte hep yanında tek dinleyendir. onun dizine yatar, onun omzunda ağlar, onla sarmaş dolaş uyuyakalırsın. en güzel sevgilidir yalnızlık. asla riyakar değildir. yalansızca gelir, olduğunuz gibi kabul eder sizi. başınızı okşar, kulağınıza güzel sözler fısıldar, akan gözyaşınızı siler. kısaca herşeyiyle güzeldir. birlikte büyür, sayesinde olgunlaşırsınız. herkesin gittiği anlarda bir o kalır sizinle. yanınızda bir yalnızlığınız kalmışsa değerini bilmek gerekir.
'emmanuelle' serisi izlemektir
Fikret Kızılok dinlemektir
Özdemir Asaf okumaktır
şair olmaktır
bir Roman Polanski filmi olan 'the pianist' de Wladyslaw Szpilman olmaktır
uludağ sözlük ün 'anti 14 şubat zirvesine' katılmaktır
"acımasıca geçip giden hayattan geriye kalan sadece yalnızlıklarımızdır"
"yalnızlık ömrüm boyunca tanımadığım bir yabancıydı
şimdilerde onunla beraber uyanıyoruz
her güne iki yalnız şarkılar yazıyoruz
yorgunuz.. çok yorgunuz.."
kurumuş bir yaprağın lodosa boyun eğmesi gibi insan da yalnızlığına boyun eğmelidir. yalnızlığın çelikleşmiş iskeletine karşı çıkmaktansa, onda keşfedilmeyi bekleyen binlerce bilinmeyeni aramaya çalışmalıdır. yalnızlık insanın içindeki gizli mabettir... benim yalnızlığım ise hayatım boyunca ürkütücü bir hızla büyümüş ve sosyal denilebilecek bütün yeteneklerimi teker teker yok etmiştir. bedenimin çevresinde yıllar boyu inşa etmiş olduğum ve yakında kapısını tamamen içeriden kilitlemeyi düşündüğüm yalnızlık katedralim, belki de şimdiye kadar başardığım tek iştir... sorarlarsa "ne iş yaptın bu dünyada?" diye, rahatça verebilirim yanıtını:
"Yalnız kaldım. kalabildim! altı milyarın arasına doğdum. ve hiçbirine çarpmadan geçtim aralarından..."
yastığınıza sarılıp hıçkıra hıçkıra ağlamak ve gözyaşlarınızı sadece kendinizle paylaşmaktır tıpkı kibritçi kız masalındaki gibi; soğuktan donmaya yüz tutmuştur elleriniz, o kadar üşürsünüz ki etrafınızda sadece yalnızlığın o buruk yankısıdır varolan, gerisi karanlık bir boşluk...
ilk bakışta hep ürkütücü , sevimsiz olduğu düşünülen bir kavramdır.Çoğu insanın sırf bundan korktuğu için aslında gerçekten sevmeden evliliğe adım attıran olgudur.
sevilesi durumdur. bazen susarsın nefret edersin bazen yorgun tramvay bekleyişleri eşlik eder yalnızlığına hoşlanırsın hafif üşümelik havayla beraber. olmalımı olmamalımı?
bazen müthiş huzur veren, bazen de insanda kendini öldürme isteği uyandıracak kadar dayanılmaz hale gelen duygudur, durumdur. kaçınılmazdır. kimse hayatının her dakikasında birisiyle beraber değildir. arkadaşlar, sevgililer gelip geçicidir genellikle.. insan eninde sonunda kendisine kalır.
Doğumdan, ölüme kadar süre gelen fakat kabul edilemeyen hal.
Yeni tanıştık belki de,
Ama kim bilir belki de hep vardın.
Eşlik ediyordun sessiz ve sinsice belki de.
Şimdi şimdi anlıyorum,
Kurnazca ayırdın beni belki de.
Lime lime savurdun sevdiklerimi belki de.
Yalnızlığım, yaşamak zorunda olduğum beraberliğimsin.
Yalnızlığım, kanımsın, canımsın, sen benim çaresizliğimsin.
Yalnızlığım, bugünüm, yarınım, sen benim hüzünlerimsin.
Yalnızlığım, tek bilebildiğim; sen benim vazgeçilmezimsin.
Senin olmamı istedin,
Ama belki de bir aşık gibi,
inatla bunca zaman kendine sakladın, belki de.
Bir tohum gibi serpildin, filizlendin, ben oldun belki de.
Yatağımı bile paylaşabilmek için benimle.
Yalnızlığım, yaşamak zorunda olduğum beraberliğimsin.
Yalnızlığım, kanımsın, canımsın, sen benim çaresizliğimsin.
Yalnızlığım, bugünüm, yarınım, sen benim hüzünlerimsin.
Yalnızlığım, tek bilebildiğim; sen benim vazgeçilmezimsin.