dünyanın yalan oluşunun doğrulanışı çok doğru bir tespittir bir yerde.
insanları tırlak bir kere,
akıllı insan yalan söylemez.
yalan dünyadır akıllı insanları yalana teşvik eden, başta deli olsaydık dünya zıttımıza giderde düzelir miydi diye düşündüren,
paylaşımcı iyi niyetli yazara beyin kanaması geçirten.
gereksiz felsefe yaptıran.
son bölümde tülayla sevişmeye giden selahaddin'in
- bir saatlik bir zamanım vardı onun da onbeş dakikası yangın var yangın var diyerek geçti. bırak kalan kırk beş dakikası da o yandını söndürmekle geçsin.
esprisi ile yardığı dizi filmdir.
gülse birsel'in parlak zekasının ürünü olan sitcom dizisi. her ne kadar bir leyla ile mecnun olmasa da izlerken insanı sandalyeden düşüren sahneleri de mevcuttur. özellikle orçun karakteri diziyi tek başına alıp götürüyor. reytingler de iyi gidiyor şimdilik umarım batırmazlar ve aynı ölçüde devam ederler.
Esprilerini sevdiğim bir senaryo yazarı olan Gülse Birsel'in kendini tekrar etmesi beni cidden üzdü. Tamam tarih tekerrürden ibarettir ama insanın da bunu değiştirme yetisi vardır. E ğöh yani. (bkz: Türk dizilerinin kendini tekrarlamasından vöh geldi). Ve Bu akşamki bölümü sadece The Artist'i tiye aldığı için izlicem. Merak eyledim.
Edit: izledim, inanır mısın, tek o sahnelere güldüm. Ha pardon bi de şu diyaloğa güldüm:
Selo: Reis seni şirkette farklı bi pozisyona aldım.
Reis: Hangi pozisyona?
Selo: Misyoner.
Bu iki sahneye güldüm. Yok gülse, işi zirvedeyken bırakmalıydın. Ama eminim misyoner esprisini izleyenlerin %80'i anlamamıştır. Sonuçta kime ne kolay geliyosa yapıyo, bi de oturup adını mı ezberlicek?
birilerinin beyazıt öztürk'ün çok daha iyi komedi yapabileceğini hatırlatması gerekiyor. çünkü şu anda kendisi olsa da olur olmasa da olur bir karakteri oynamakta. karaktere yeni bi düzenleme yapılırsa beyaz ortalığı kırıp geçirebilir.
o kadar milletin övmesine rağmen hala kendimi adapte edip izleyemediğim dizi. o kadar basıyorum kasıyorum ama yok abi kesinlikle komik olmayan dizi. komedi dizileri artık yapamıyoruz. allahtan absürd dizi yapmayı başaran bir kaç başarılı yapım var. fakat tabi herkesin kendi zevki ama ısınamadım.
Rıza kızlar tuvaletinde
-kızlar biriniz bana beş dakikasını ayırabilir mi acaba sadece beş dakika
Deniz içeri girer
+ne yapacaksın o beş dakikada kızlara
bu cihangirin suyuna birşey mi kattılar. herkes azdı.
sen Bodrumda yaşasana Rıza. azmakbaşında.
her dakika izleyicilerin gözüne reklam sokmalarıyla emeği geçenlerin kulaklarını bolca 'çınlattığım' dizidir. giderek performansı da düşmektedir fakat son bölümündeki bir sahnesiyle yarmıştır. irem sak'ın olgun şimşek'e çemkirdiği sahnede sivasta sık kullanılan "anaaan babaaan" serzenişini söylediği sahne özellikle koltuktan düşürmüştür. Bu deyimi gülse birsel'in bilme ihtimalinin düşük olduğu düşünülürse, irem sak'ın içinde bulunduğu projelere sivaslılığını katmaları devam etmektedir. *
leyla ile mecnun'a giydirmeye çalışsa bile acayip bir biçimde leyla ile mecnun kokusu aldığım dizi. tekrarlana tekrarlana artık göze batan "bu neyi kafası ya?","nasıl?" gibi replikler bunların kanıtı. başka var mıdır bilmiyorum çok takip etmediğimden dolayı, belki daha çok vardır. ama uzun süreceği belli. diziyi sadece 1-2 karakter yürütüyor ama yine de çok tuttu. işte böyle yapımları görünce şükrediyorum halime, o leyla ile mecnunla karşılaştığım güne.