cem yılmaz 31 çekse ben gülerim. e artık cem yılmaz gibi adam da 31 çekiyorsa?!? bence buna gülünür!
neyse sulandırmayalım. ya da sulandıralım anasını satayım ya, ortam zaten sulu, başlık gevşek, cem yılmaz zevzek. ben, zevzek adamı severim. kendisiyle dalga geçebileni de... bi de bunun üstüne bu adam, onunla bununla uğraşmayıp sadece işine bakıyosa; oh. mis. memlekette -dalında- bir numara işte, ötesi yok.
ötesi yok ama, yahşi batı'nın da edirne'den bir adım öteye gitme kapasitesi yok! gerçi bu benim problemim değil! giderim filme gülerim, keyfim yerine gelir, çıkarım. ancak cem yılmaz olsaydım, umursardım. "evrensel işlerin vakti geldi.. her şey çok güzel olacak'ı artık geçmem lazım, sınırlarımı genişletmem lazım!" derdim filan. belki o da diyodur da, şimdilik zevzekliğe doymak istiyodur. kendi bileceği iştir. ya da kültigin öztamburdanakoğlu adlı vatandaşın bileceği iştir de, cem yılmaz yana yakıla kültigin öztamburdanakoğlu'nu arıyodur her yerde? kim bilir? kült...
1-beğenenler sonuna kadar savunuyor
2-beğenmeyenler de sonuna kadar batırıyor filmi,
sonuçta adam para vermiş acısını çıkaracak. en iyisi izlememek, buradan esprileri de okuduk yorumları okurken izlemiş kadar olduk. 3 ay sonra tv de ilk kez diye izleriz zaten.
gene klasik, cahil komedi izleyicisini aşşağılayan bir cem yılmaz filmi. hayatını ot gibi yaşamış, belirli bir kültür seviyesine ulaşmamış seyirciyi ezmiş, beklentilerini recep ivedik 3 e eğreltmiştir.
çoluk çocuk filmi değildir yahşi batı. sinema ve kültür birikimi olmayanların gülebileceği bir film de değildir. akp ye oy atan adamın anlayabileceği bir film değildir velhasıl.
cem yılmaz; çizgisini düşürmüyor. adam istese popülist seviyeye inebilir rahatlıkla, hayır; "o" kaliteli seyirci istiyor. parayı pulu bulmuş, popülizme ihtiyacı yok zaten. defalarca seyredilebilecek filmler yapıyor kendisi.
bir arog, bir gora; kaç defa izlenirse izlensin sıkmayan filmler. recep ivedik ise yakaladığı gişelere rağmen maksimum 2 defa oda hatrına seyredilebilecek bir film.
velhasıl kalite kokan bir başka film yapmış cem yılmaz. marka olma, heykelini diktirme konusunda hızla ilerliyor. helal olsun.
ince espriler yok mu evet var, ama yine bilindik cem yılmazsal hareketler olmuş yahşi batı.hikaye-kurgu açısından bütünsellik bulamadım mesela.hiç olmayacak mekanlarda olmayacak insanları kullanarak misal kovboyları- kızılderilileri kısaca vahşi batıyı yaratıcı ve kıvrak türk beyniyle buluşturmak,türkler vahşi batıda olsa nasıl olurdu diye izlettirmesi açısından kayda değer.Ama yine aynı hikaye,o yere ait olmayan biri; o yerin yerlisi bir zat ile kızı ve yine onun ezeli düşmanı.cem yılmaz kendini hep tekrar mı ediyor ne? diye aklımdan geçmedi değil.Çok sevdiği oyuncu arkadaşlarıyla geyik yapıp hem dalgasını hem filmini çekiyor üstüne bi de para alıyor adam.evet reklamı da iyi biliyor.gizli değil aleni reklamı gözümünüz önüne koyuyor filmde. (bkz: kola turka)
cem yılmaz filmleri sinema salonuda izlenmelik filmler katagorisinden çıkmış, evde dvd olarak izlenecek filmler listesine girmiş midir ki?
özellikle başta isimlerin geçtiği kısım olmak üzere, kostüm, dekor, genel konsept olarak gerçekten özene bezene hazırlandığını düşündüğüm ve bolca da güldüğüm film. hatta bir ara o kadar kaptırmışım ki, suzan'ın ölçüsünü almaya çalışan levazımatçıya cem'in verdiği "ölçüyü ben alırım, 25 cm, al" dediği repliğin ardından yüksek sesle "kafa hariç" dedim farkında olmadan. tabii ki; yanımda oturan eşimin soğuk bakışları ile karşı karşıya kala kaldım **
küfür çok diyenlere cem zaten oyunlarında gerekli cevabı veriyor ama, asıl "dil seçeneği" esprisi üzerinden gidersek, ingilizceden sansürsüz çevirince böyle oluyor, kahretsin(!)
çok koyu bir cem yılmaz hayranı falan degilim ama kalkıp film komik degildi, yazık verdigim paraya dersen vs vs filmi sen başka bir kısmınla izlemişsindir derim bende. gayet yerinde ve güzel espirilerle donatılmış en azından incede olsa batı kısmını eleştiren, sizin orda deve var mı gibi zevzek amerikan tarzı tripleri yere serdigi için de ayrı bir hoş. izlemeyen varsa gitsin izlesin derim.
film beklenilen kadar komik değil ancak yinede cekilmiş ve yayınlanmış olan diğer komedi filmlerinden - cem yılmaz'ınkiler hariç- farkı ile ön plana çıkıyor , filmin sonunda amerikan başkanın tam bir öküz olarak lanse edilmesi ise beni mest etti.
bir olayı olmadan sadece kıroca hareketlerle dolu filmlere gülmeye alışmış insanların, ince esprilerle dolu bu filmleri anlaması için ya önceden bir kitapçık yaptırıcaz* yada tekrar tekrar izlettiricez. malesef sinema çıkışı bunun gerektiğinin farkına vardım.
not : film gayet güzel. aslında o kadarda ince espri yok kıt olmayan herkesin anlıyabileceği kapasitede. bildiğin cmylmz filmleri tadında.
film olarak son derece boktan. tamamen karikatür tarzında yapılmış bir film. kahkaha attıracak kadar komik şeyler de yok. korsan dvd olarak izlenmesi yeter de artar bile. sinemada gittiğim için pişman oldum.
sinemadan sonra evde sakin kafyla da izlenmesi gereken film. zira sinemada çok şey kaçırıyor insan. ayrıca, "bir apaçi ağlıyor" şiirini küçük bir kıza okutmak beni gülmekten ağlattı.
filme gülmeyen kesinlikle filmi anlamamıştır kardeşim.
yok efendim gidilmeye değmeyecek bir yapımmışmış, yok bir daha cem yılmaz filmi izlememe kararı aldırmışmış, dağ fare doğurmuşmuş, zayıf kalmışmış da recep ivedik'li türkcell reklamları bile daha komikmiş, beklentilerimizi düşük tutacak olursak belki küfürlere gülebilirmişmişiz falan filan...
arkadaş bir filmden daha ne bekliyorsunuz anlamıyorum ki? adam stand up larında dediği gibi hakikaten buzlu badem mi soksun götüne nedir yani, bumudur görmek istediğiniz şey? gidin seyredin eğlenmeye çalışın. güldüren, eğlenceli,ince esprileri olan gayet başarılı bir film.
ateşli savunucularına göre türünün western olduğunu öğrendiğimiz film.
öncelikle western filmlerinin konusunun avrupa'dan gelen göçmenlerin amerika'ya göçüşü, kıtanın içlerine doğru yayılmalarını, bu yayılma esnasında yerlilerle olan mücadelelerini, toprak ele geçirmelerini, içsavaşları falan olduğunu belirttikten sonra, yahşi batı'nın en fazla bir serüven, bir komedi filmi olabileceğini, 19. yy amerikasında geçen her filmin western olarak ifade edilemeyeceğinin altını çizelim. çizdik mi?
çizdik. sonrasında en son yahşi batı'yı konuşurken bttf 3'e nerden atladığımızı anlamaya çalışalım. çalıştık mı? çalıştık. bunu anlayamadıktan sonra, gönderme ile çalıntı arasındaki farkta fit olalım. bir kere kelle avcılığı yapılsın; selamını çakmıştır gitmiştir denir lakin amerika'da yaşadığı serüven cola turka'yı icat edip kelle avcılığı yaparak orda tutunmaktan ibaret olan adam o sahneden 15 dakika ekmek çıkarıyorsa bu düpedüz selam çaktığın adama devamında tecavüz etmendir. yerim öyle göndermeyi.
son olarak, ince espriler falan deniyor, on dakika ara, johnny walker, brockback'li gay, atın sikine konan kelebek, yer yer recep ivedik tarzı laf koymalar gibi ana arteller anlaşılmakta güçlü çekilip anlayana filmi sevdirecek detaylarsa, diyecek lafım yok. filmi sevmeyenin zeka seviyesini aşağılayıp bu adamın kendince göt kalkmışlığınından dem vuran cem yılmaz'cılara selam olsun.
zeka ve beğenilerine hayran olmakla beraber bu filmi beğenmediğini dile getirenlere hakaret edenler çok özel insanlar, onları seviyoruz.
madalyamı da ilkokuldaki güreş birinciliğimden kalma sahip olduğum tek madalyanın yanına astım. yaşasın.
göndermenin bokunun çıkarıldığı film, o kadar ki, film göndermelerle dolu değil, neredeyse çalıntı.
özellikle il buono il brutto il cattivo'ye yapılan -güya- göndermeler filmin neredeyse temelini oluşturuyor. kelle avcılığı ile ilgili bir onbeş dakika var nerden baksan, rüzgarda savrulan ota 2 sahne çekilmiş falan filan. küfüre lafımız kesinlikle yok, küfür olmalı lakin bazı sahnelerde gereksiz yere bir çok küfür var; gereksiz küfürlerin çokluğu da sıkıyor bir yerden sonra.
irdeleyip eğip bükmeden sadece gülmek için izlendiğinde bile başarılamıyor bu filmde, bozuklukların çokluğu ister istemez rahatsız ediyor.
gülmek için zorlayınca da şöyle bir repliğe gülünüyor bir tek;
--spoiler--
çoçuk: babam zaten 20 yıl sonra mandamıza girecekmişsiniz dedi (osmanlı için amerikan mandası)
cmylmz: manda diye anneni demiş olmasın o
--spoiler--
neyse işte, bu kadar çok bok attıktan sonra, dedelerinin soyunun iç anadolu'dan geldiğini söyleyen şerifin konuşma şeklini aksan olarak ifade edip senaristin aksan ile ağız arasındaki farkı bilmemesinin üzücü olduğunu belirtmemek olmaz.
isteyen gitsin, fazla bir beklentisi olmasın yalnız. cola turka'nın ilk çıkarken yayınladığı reklamlar daha güzeldi çünkü.
beklentileri karşılamamış filmdir. iyi ve ya kötü diyemeyeceğim, zira film esnasına uyuyakalmışım.(!) fragmanları izleyenlerin filme gitmesine gerek yok ayrıca. olayı fragmanda vermiş, filmde de laylay yapmış.
her sahnede chuck karakteri üzerinden çak bi beşlik esprisi kasması bile felaket.
zorlamaya gerek yok, bu filmde maya tutmamış işte.
öncelikle şunu söylemeliyim; çok güzel bir film.
filmin görsel kısmının, en az espirileri kadar çekici olması da filmin ne kadar kaliteli olduğunun göstergesi.
eleştiren herkes; "cem yılmaz'dan daha iyi film beklerdim" cümlesinin yerine; "ben bu filmi anlamadım" cümlesini kullansalar daha samimi olurlar.
e efendim küfür var, yok şu var, yok bu var. e ulan bu adamın "gora" adlı filminde de var küfür, argo. onu izlerken salya sümük güldün, burda niye böyle yapıyorsun? diye de sorarlar adama.
emeklerine sağlık diyoruz.
(bkz: spoiler)
(bkz: sikmeseler bari)
recep ivedik seyircilerinin anlamakta güclük cektiği. bu tavuk muhabbeti ne (bkz: Kentucky Fried Chicken) ,atın altından kelebek cıktı komikmi bu şimdi gülüo millet,
I told you stop the fucking carier you son of a bich
durdurun lan arabayı avradını siktiklerim en cok gülünen yerlerden yerlerdendir
anlayan için çok ince tasarlanmış espriler vardır. at şeyine kelebek konması, kıllısını aramayalım, yerli malı, bir apaçi ağlıyor, ot içerken ozan güven' in ayağım yok deme sahnesi, burası kentucky tavuk sattırmayız, bizde samatya çocuğuyuz, biz çeroki 'lerdeniz!
ben grand cherokee, bu pajero ve bu da pontiac, kızılkayalar&bambi, işin yoksa şimdi on dakika ara, bunlardan sadece bazılarıdır. özellikle zafer algöz bizlere vahi öz'ü yad ettirmiştir, o nasıl bir oyunculuktur abi saygıyla selamlıyoruz seni. şimdi kızılkayalar&bambi esprisini herkez anlamaya bilir. özellikle istanbul dışından olanlar. birde ot içerken ayağım yok lan repliğini * ama diğerlerini anlamayanın zekasından şüphe duyarım. muhtemelen filmi beğenmeyenler recep ivedik hayranı kişilerdir. onlarda gitsin osurukla şişe deviren recebi izlesin hahaha ne komik laaa maunaaa goyimmm desinler.
not: espri seviyesi çok yüksek bir filim. emeğe saygı + rep.
öncelikle filme büyük beklentiler içinde gidenleri üzmüştür. cem yılmaz nasıl olmuşta bu kadar zengin malzemesi olan bir filmden bu kadar berbat espriler çıkarmış anlamak mümkün değil. diğer cem yılmaz filmleriyle kıyaslandığında da çok sönük kalıyor bu yahşi batı. ikinci bölümünde de çin'e gidecekler heralde, onda hiç olmaszsa güzel bişiler bekliyoruz.
kim ki, "bu film cem yılmaz'ın en iyi filmidir" diyorsa, hala her şey çok güzel olacak'ı izlememiştir.
filmde küfür ve argo zekice kullanılmıştır, ince şekilde çeşitli marka, yiyecek, içecek ve mekan isimleri harmanlanmıştır. gülüyor musun? evet gülüyorsun. küfürler tam yerine oturuyor zira. bir de sadece erkek izleyicinin anlayabileceği incelikteki espriler vardı sevdim.
zafer algöz yardırmıştır ayrıca. hele ki o "kazanan neyi alacak?" sorusuna verdiği cevaptaki ses tonu, rahatlığı yarmış geçirmiştir.
--spoiler--
o dvd modunda dil seçeneğini türkçe yaptıktan sonra adamın "avradını siktiklerimin durun demedik mi?" sözü bence kelebek esprisi ve zafer algöz'ün "kafasını" sözü ile beraber en yaran kısmıdır. brokeback mountain olayı da takdire şayandır.
--spoiler--
eğlenceli, parasını hak eden, prodüksiyonu iyi bir filmdir ancak tekrar söylemem gerekirse, her şey çok güzel olacak gibi bir yapım varken bu filme cem yılmaz'ın en iyi filmidir demek, yahşi batı'ya karşı fazla iyimserlik taşır.
Yahşi batı'nın bir sahnesine değinmeden geçemeyeceğim ki, Cem Yılmaz film anlatımında ne kadar usta olduğunu sadece tek bu sahne ile kanıtlamıştır. Kızılderili piyesinde kovboylar kızılderililere temsili ateş ederken küçük kızın acıklı bir sesle şiir okuması tam bir kara mizahtı, sinema salonu kahkahalardan yıkıldı ama ben hiç gülmedim.
Recep ivediğin banal ve kaba komedi film izlenimleri yanında Cem Yılmaz aristokrat ve diplomat inceliğindeki esprileriyle insanın gönlünü okşuyor, yanaktan makas alıyor, mıncırıyor. Yahşi batı mükemmel bir film, amerikalılarla maytap geçen Cem Yılmaz master degree'sini yapmış, tebrik edilip eli öpülmesi lazım. Komedi ve mizahın üstadı varsa Cem Yılmaz'dır.
cem yılmaz ın yaptığı en iyi filmdir. gora da yarılan, arog a ise hiç gülemeyen ben, bu filmi çok beğendim. ince espriler, diyaloglar, kostüm, müzik falan gercekten verdiğim paraya ve harcadığım 2 saate acımamamı haklı çıkardı.