bunu seyretmek için kış günü harcadığım o süreye yazıktı. sinemadan dışarıya çıktığımda kardan dolayı yolda trafik ağır aksak ilerliyordu. güç bela bir otobüsün içine sığdırmayı başardım bedenimi. yolda hem kendime, hem filime, hem de trafiğe sağlam kaydım...
özellikle, şefle birlikte barış çubuğu içmeleriyle başlayıp, totemle konuşmaları ve "olm yaramıyosa içme len." repliğiyle son bulan yaklaşık 5 dakikalık bölüm izlenmeye değerdir. bu bölüm cem yılmaz'ın gözlem yetisinin ne düzeyde olduğunu açıkça göstermektedir.*
şu filmi beğenmeyeni ve hatta gereksiz bulanı anlarım da eleştirmeye çalışırken "ehe johnnie walker daha o yılda yoktu, yok kedi garfield 1978 de çıktı, 1800'ler ohoo. tarih sırası yok, hata var ehe" diyen denyoyu anlamam arkadaş. ulan götünüzle mi izliyorsunuz arkadaş, hikaye baştan sona çizme satıcısının elemanları gaza getirmek için uydurduğu bir hikayeden ibaret. bi gidin akasya durağı falan izleyin, sizi o keser...
benim sevdiğim bayağı bayağı eğlendiğim film olmuştur kendisi. ha cem yılmaz ve demet evgar olacak okadar parodisinde oynasalar benim yine kabulüm ammavelakin film güzeldi beya.
cem yılmaz'ın kendini bulduğu bir filmdir. genel bakış açısı olan arog'un komik olmamasının başında cem yılmaz'ın filmde küfür kullanmamasıdır. yahşi batı'da ise dizginlerini serbest bırakarak en komik anların küfür içerdiği sahnelerdir. kim ne derse desin türk halkı belden aşşağısını çok sever ve küfüre güler. 2 kere 2'nin 4 olması kadar genel bir kanundur bu.
gora ve arog'u beğenmeme rağmen beni hayal kırıklığına uğratan cem yılmaz filmi. filmin güldüğüm 2-3 sahnesi dışında elle tutulur herhangi bir yanı yok. 2. yarısı geçmek bilmedi hakikaten.