vize haftalarında bütün üniversite öğrencileri tabiri caizse 'yanıp dönmektedir'. fakat mimarlık öğrencilerinin o kadar da dert ettiği bir olay değildir. çünkü o hafta dahi projesini veya bir başka ödevini nasıl yetiştireceğini düşünmektedir. hatta vize haftasının diğer haftalara göre daha rahat bir hafta olduğu test edilip onaylandığı bile iddialar arasındadır.
pazartesi günü itibari ile benim için başlayacak olan haftadır. dilerim sorunsuz mezun olurum da son vize haftam olur. hoş biraz daha çalışmamak için boş şeylerle uğraşmaya devam edersem biraz zor olacak o.
ama bakınız bill gates amca ne demiş;
"iyi bir mühendis olmak istiyorsanız sınavlara çalışmaya daima geç başlayın; bu size zaman yönetimini ve acil durumlarla başa çıkmayı öğretir." *
--spoiler--
vizeler yaklaşıyordu. mühendislik dersleri çok ağırdı. çok çalışmalıydım. fakat en sevdiğim dizimin (bkz: bleach) en heyecanlı yerine gelmiştim. vizelerle bleach arasında seçim yapmalıydım. ya oturup termodinamiğin köhne dünyasına atlayacak, diğer bir değişle kendimi intihara sürükleyecektim; ya da, bleach'in büyülü, gizemli, mükemmel dünyasına bırakıverecektim kendimi. seçim yapmak pek zor olmadı. bleach'i seçtim. sonuç mu? 2 dersim şartlı olarak kaldı.
--spoiler--
her ne kadar adına kopya veya bedavacılık da denilse bir noktada insanlar arasındaki dayanışmanın gün yüzüne çıktığı ve insanlığın ölmediğini hatırlatan haftadır.
bu hafta içerisinde en nefret ettiğin şeyler bile güzel gelir insana. ve onları yapmak için ayrı bir heves gelir, zevk alırsın yapınca. vizelere çalışmayıp türlü uğraşlardan hayat enerjini kazanırsın. bundandır ki sınavlar bir yerinde patlar.
üniversitede sorumluluk alıp bir hafta yada max. iki hafta kasıp herşeyden bağınızı koparıp çalışsanız, geri kalan zamanınızda rahat edeceğiniz, belkide hayatınızı değiştirecek nitelikte işler başaracağınız ama hiç bir zaman bu özveri gösterilmemek suretiyle her zaman gereğinden fazla internette veya uyuyarak zaman geçirilen bir zaman dilimidir. içimizden gelmiyor hacı ne yapalım. oysa sadece yılda 2 şer haftadan bir ay, sadece bir ay kırsak ya dizimizi böyle psikolojinin amk ben.
kurban bayramından sonra olduğunda bayramı zehir eden ve de ailenin her sınav günü arayıp sınav nasıldı oğlum diye sorduğu pis, kaka haftadır. hatta bu sene kurban bayramı sonrasına geldiği için kurban bayramıyla sınırlamamak lazım. öncesindeki bir haftayı cennette de olsan zehir eder kendisi. sonundaysa sokakta çok fena sıkışıp cami tuvaleti bulmuş gibi rahatlarsın, ferahlarsın. (bkz: bitse de gitsek denilen şeyler) (bkz: oh be dünya varmış dedirten anlar)
en dandik ve lüzumsuz işlerin bile ders çalışmaktan daha tatlı geldiği hafta. nasıl bir haftaysa ceketini giyip sokağa çıkmak bile sanki yıllarca hapisahanede yatmış mahkumun özgürlüğüne kavuşması gibi mutlu eder insanı. bünyenin bütün bir hayat boyunca romalı gibi haz için yaşamak istediği başka bi hafta yok.
sıkıntılı bir haftadır. Geçer not alabilmek için işlenen bütün konuları bir gecede öğrenmeye çalışırsın. uykuya yenik düşmemek için kendini kahveye adarsın. sonuç olarak yine hiç bir şey yapamazsın ve tüm umudunu finallere bağlarsın.
vizeleri ilk defa bu sene iki haftaya yaydıklarına sevindiğimiz fakat en baba 4 dersi ikişerli iki güne soktukları için zkü yönetimine küfür ettiğimiz haftadır