haksız versiyonu için: "bana ne, gerektiğinde vatanımı savunmak bana mı düştü? gitsin profesyonel ordu yapsın." vb.
haklı versiyonu için: "bana ne, savaşa falan girmiyoruz zaten. bir senemi komutanın köleliğini yapmak için mi harcayacağım, siktir ordan."
Öldürmeyi reddetmektir. Bir insan bile bile nasıl bir insan canına kıyar? Nasıl eline alır o silahı birini yaralar? Bana göre değil arkadaş. reddeceğim askerliği sonu hapis olsa da. Gerekirse aihm'ye gideceğim.
son olaylardan sonra ölümden korkan tırsaklarca meşru hale getirilmeye çalışılan olgu. Lan yavşak Sen vatanını ret ettin tayyip yüzünden güya peki etmeyenler ne olacak? Hadi etmeyenleri geçtim Son şehit olan binbaşı ne olacak? onlar da ret etsin vatanını tayyip yüzünden sonra tayyip'in istediği olsun he? biz Türkler olarak tayyip'e rağmen ölürüz, gocunmayız da bizim gocunduğumuz Tayyip gibilerin Türk Milletinin kanı bozuk bir kısmı tarafından yüzde 50 oyla ödüllendirilmesi olur. Çünkü bizim ölümümüzden onlar sorumlu olur. Tayyip'e darağacı kurulur adnan menderese kurulduğu gibi de o kanı bozuk Türklere milyonlarca Türk'e darağacı nasıl kurulur?
kullanma konusunda uzun süredir düşündüğüm hak.
birilerinin rantına şehit olmak çok saçma gelmeye başladı bana.
tamam türküz asker doğarız falandı filandı lakin 40 yıldır 3 5 çapulcu uğruna ölen gençlere şehit yaftasını yapıştırıp kapalı kapılar ardında rantlara, peşkeşlere kurban gidiyoruz.
uyanıyoruz artık.
(bkz: başbakan ın sabrı uğruna verilen şehidler)
artık yapanı suçlayamayacağım karardır. bizce askerlik kutsaldır. eyvallah. ama son saldırılardan sonra eğer analar "ben evladımı pisi pisine katledilmek üzere askere göndermiyorum" derse benim söylecek sözüm olamaz. çünkü gerçekten gencecik canlar kallaşçe katlediliyor. delikanlıca iki devlet arasında savaş olur. topyekün savaşa gidilir. ama böylesi çok daha fazla acıtıyor.
ermenistan da bir bireyin yaptığı eylemdir. eylemin sonucunda birey, devleti tarafından ceza almış, bu bireyde avrupa insan hakları mahkemesine gitmiş ve davayı kazanmıştır. (geçen hafta gazete de okudum). emsal karar olarak önümüze çıkabilirmiş. türkiye de vicdani ret konusunda cezalar nedir, ne değildir bilmiyorum ama bu emsal kararla birşeyler değişebilir diye düşünüyorum.
daha ayrıntılı bilgisi olan varsa tarafıma bilgi aktarırsa sevinirim.
temel insan haklarından birisidir. nitekim askerlik bir meslektir; tıpkı doktorluk, mimarlık, gazetecilik gibi. Buna karşın ulusumuz asker- sivil ayrımının pek olmadığı bir kültürden geldiğinden ötürü bunu aksi şekilde düşünmektedir. devletlerin yaratmış olduğu savaşların piyonu olmak istemeyen insanlar tarafından tercih edilen bir yöntemdir. bunun yanında ülkemizde en çok pkk sempatizanları tarafından dile getirildiği için bölücülük olarak algılanmaktadır.
içinde geniş bir spektrum barındıran harekettir. kimisi korkudan, kimisi anarşistlikten, kimisi marksistlikten, kimisi savaş karşıtlığından ve benzeri nedenlerden buna katılır. kendi içinde oldukça heterojen yapı sergiler anlayacağınız. ama askere alınma bireysel bir olgu olduğundan, mücadelesini birey temelli yapan anarşistler her zaman için en solunda konumlanırlar.
Onlara küfredenlerden tamamen ayrı düşünmemiz gereken, bir gurup yürekli adam ve kadınlardır.
Çünkü, her türk asker doğar diye aklımıza yerleştirilmiş ezberin dışında, benim bir de insan tarafım var diyenlerin olduğunu söylüyorlar. üstelik bedelinide ödüyorlar. bunun ne millet duygusuyla, ne eşcinsellikle, ne vatan sevgisiyle hiçbir alakası yok anladığım kadarıyla... bunun yalnız savaş karşıtı olmakla, insan öldürmek için icad edilmiş bir aleti kullanmayı reddetmekle alakası var... saygı duyulası bilinçli seçimdir.
bir vicdani redcinin mektubundan:
"adım inan suver... ben biliyordum bu ülkede hiçbir başbakanın, bakanın, paşanın çocuğunun doğru düzgün askerlik yapmadığını, ben biliyordum ki bu ülkede hiç bir halkın diğer bir halkla bir sorununun olmamasına rağmen, iki kardeşi bir birine öldürttüğünü. ben biliyordum parası olanın rüşvet ile bir şekilde kacak dolaştığını, ben biliyordum bedelli askerlik altında zenginlerin çocuklarının ayırt edildiğini.."
şiddete kesinlikle karşı olan ve başarıya ulaşan Mahatma Gandhi en önemli vicdani retçi olarak anılır.
şöyle diyor kendisi;
insanlık için uzun vadede başarıya ulaşmanın tek yolu, şiddete başvurmamaktır.
Taraf gazetesinin 10 kasım 2010 nüshasında yasemin çongar imazsıyla hakkıyla irdelenen kavram.
Açık olmak gerekirse iki yüzlülerin bolca bulunduğu taraf gazetesini pek sevmem ama bu yazıya şapka çıkarttım. Vicdani retçi olduğumdan falan da değil.
Yazıyı beğenmeme sebep, birçok cümle var.
Öyle ki yüreklerin, vicdanların sesi her biri.
Misal: "Halkı askerlikten soğutmanın cezası var ama ölümden soğutmaya bir müeyyide yok." minvalinde bir cümle üzerinden pekala bir ülkenin insanları kendilerinden oluşan bir ordunun emir komutasını sorgulamayı düşünürler.
Sorgulamalılar da.
Bir ülkenin ordusunun emir komuta kademesi sivillerin güven içinde olmasından sorumluyum diyerek askerlerinin ölümlerini karanlıkta bırakamaz. Eğer bırakıyorsa bunun neden olacağı şüphe, ordunun intihar girişiminden başka bir şey değildir.
bu ülkede gerçekten uygulanabildiğinde bize bu ülkede ne kadar vatanseverin olduğunu gösterecek bir hak.başkalarının ;üzerinden para kazandığı bu toprakları korumak için savaşmak ne kadar aptalca.bu dengesizlik ortadan kalkınca zaten askere gerek kalmayacak.şimdilik inadına vicdani ret ya da ülke vatandaşlığından çıkış.